4. Ceza Dairesi 2019/8095 E. , 2020/2186 K.
"İçtihat Metni"
Silahla tehdit suçundan sanık ..."nun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 106/2-a, 43/2 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/03/2017 tarihli ve 2016/542 esas, 2017/139 sayılı kararının,Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 26/09/2019 gün ve 94660652-105-09-11847-2019-Kyb sayılı yazılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/10/2019 gün ve 2019/94967 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede,
5271 sayılı Kanun"un 231/5. maddesinde "Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir..." hükmünün yer alması karşısında, sanık hakkında müştekilere yönelik işlemiş olduğu silahla tehdit suçuna ilişkin olarak anılan Kanun maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası yerine 1 yıl 13 ay hapis cezasına hükmedilerek eksik ceza tayin edilmesinde ve hükmolunan hapis cezasının iki yıldan fazla olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Silahla tehdit suçundan sanık ..."nun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 106/2-a, 43/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/03/2017 tarihli ve 2016/542 esas, 2017/139 sayılı kararının, somut olayda sanık hakkında, silahla tehdit suçundan dolayı, 5237 sayılı Kanun’un 106/2-a ve 43/1. maddeleri gereğince hükmedilen 2 yıl 6 ay hapis cezasından, anılan Kanun’un 62. maddesi uyarınca yapılan indirim işlemi esnasında, 2 yıl 1 ay hapis cezası yerine, 1 yıl 13 ay hapis cezasına hükmedilmek suretiyle eksik ceza tayininde ve 5271 sayılı Kanun’un 231/5. maddesinde yer
alan, "sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir… " şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanığa verilen 1 yıl 13 aylık ceza nedeniyle, iki yıl veya daha az süreli hapis cezası koşulunun olayda gerçekleşmemiş olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçeleriyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Silahla tehdit suçundan sanık ... hakkında, netice cezanın 2 yıl 1 ay hapis cezası yerine, 1 yıl 13 ay hapis cezası olarak eksik tayin edilmesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararda isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK"nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu"nun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun"un 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanun"un 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkrayla büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı kanunun 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanun"un 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla çocuk suçlular ile yetişkin suçlular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tâbi kılınmıştır.
Başlangıçta yalnızca yetişkin sanıklar yönünden ve şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak hükmolunan, bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması 5728 sayılı Kanun"un 562. maddesi ile 5271 sayılı Kanun"un 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasa"nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarına ilişkin tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, maddenin altıncı fıkrasına, 25/07/2010 tarihinde Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanun"un 7. maddesiyle "sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez." cümlesi eklenmiş, yine maddenin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere, 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanan 6545 sayılı Kanun"un 72. maddesiyle "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" cümlesi eklenmiştir.
5560, 5728, 5739, 6008 ve 6545 sayılı Kanunlarla 5271 sayılı CMK"nın 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;
1) Suça ilişkin olarak;
a- Yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması,
b- Suçun Anayasa"nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması,
2) Sanığa ilişkin olarak;
a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b-Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
c-Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,
d-Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması,
e-Sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmemiş olması,
Şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Tüm bu şartların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve onsekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulacaktır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına ilişkin bir değerlendirme yapılması için, yargılamanın herhangi bir sujesinin talepte bulunması şart değildir. Maddede öngörülen şartların oluşup oluşmadığı ve bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı hakim tarafından her olayda re"sen değerlendirilip takdir edilmeli ve denetime imkan verecek biçimde kararda gösterilmelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 11/03/2014 tarih ve 2013/14-102 esas, 2014/128 sayılı, 17/04/2012 tarih ve 2011/2-349 esas, 2012/166 sayılı, 03/05/2011 tarih ve 2011/4-61 esas, 2011/79 sayılı, 03/04/2012 tarih ve 2011/3-334 esas, 2012/130 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz kanunyoluna tâbi bulunması nedeniyle, gerek itiraz edilerek, gerekse itiraz kanunyoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde, olağanüstü bir kanunyolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceğinde şüphe bulunmamaktadır. Ancak, kanun yararına bozma kanunyolunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı; 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesinde aleyhe bozma yasağının sadece davanın esasını çözümleyen hükümlerle sınırlı olarak kabul edilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ise 5271 sayılı CMK’nun 223. maddesinde belirtilen hükümlerden olmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanununun 231. maddesinin 5-14. fıkralarındaki şartlar kapsamında denetlenerek, somut olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının bulunup bulunmadığı, ceza miktarı, daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkûmiyet, zararın giderilip giderilmediği, suçun inkılap kanununda belirtilen suçlardan bulunup bulunmadığı ve denetim süresi ile denetim süresi içerisinde uygulanacak denetimli serbestlik tedbirinin doğru tayin edilip edilmediği gibi hususlara ilişkin hukuka aykırılıklar nedeniyle bozulabilecek, belirlenen hukuka aykırılıkların yeni bir yargılamayı gerektirdiği ahvalde yeniden yargılama yapılarak karardaki hukuka aykırılığın
giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilecek, yargılama gerekmeyen ahvalde ise hukuka aykırılık Yargıtay ilgili ceza dairesince veya Ceza Genel Kurulunca giderilecektir. Bu husus Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun yukarıda belirtilen kararlarına paralel olarak Dairemizin birçok kararında olduğu gibi Yargıtay 11. Ceza Dairesi"nin 25/09/2019 tarih ve 2019/5240 esas, 2019/6661 sayılı, Yargıtay 17. Ceza Dairesi"nin 17/09/2019 tarih ve 2019/9060 esas, 2019/10749 sayılı, Yargıtay 18. Ceza Dairesi"nin 13/02/2019 tarih, 2018/7099 esas, 2019/2944 sayılı kararlarında vurgulanmaktadır.
Özetlemek gerekirse; kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir “hüküm” değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, 5271 sayılı CMK’nun 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların kanun yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir.
İncelenen dosyada;
Sanık ... hakkında, silahla tehdit suçundan TCK"nın 106/2-a ve 43/2. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davasının açıldığı, sanığın hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ettiği, yargılama neticesinde Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/03/2017 tarihli ve 2016/542 esas, 2017/139 sayılı kararıyla sanığın, TCK"nın 106/2-a, 43/2 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK"nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, sanığın sabıkasız olduğu anlaşılmıştır. Sanık hakkında TCK"nın 106/2-a, 43/1 ve 62. maddeleri gereğince netice cezanın, 2 yıl 1 ay hapis cezası yerine, 1 yıl 13 ay hapis cezası olarak eksik belirlendiği görülmüştür.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Sanık ..."nun işlediği kabul edilen silahla tehdit suçu nedeniyle dosyaya yansıyan ve talep edilen somut maddi bir zarar bulunmamakta, manevi zarar ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel oluşturmamaktadır. Sanığın işlediği kabul edilen suç, niteliği itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında bulunmaktadır. Sanık, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini kabul etmiştir. Sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde herhangi bir sabıka kaydının bulunmadığı da anlaşılmaktadır.
Ancak; sanık hakkında TCK"nın 106/2-a, 43/2 ve 62. maddeleri gereğince tayin edilecek netice ceza, 2 yıl 1 ay hapis cezası yerine 1 yıl 13 ay hapis cezası olarak eksik belirlenmiştir. Ayrıca eksik belirlenen ceza da hükmün açıklanmasının geri bırakılması için CMK"nın 231. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen 2 yıllık sınırın üzerindedir. Bu sebeple sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmesi Yasa"ya aykırıdır. Kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı
çözen bir “hüküm” değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların kanun yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir.
Bu açıklamalar karşısında, silahla tehdit suçundan sanık ..."nun TCK"nın 106/2-a, 43/2 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK"nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/03/2017 tarihli ve 2016/542 esas, 2017/139 sayılı kararında isabet bulunmamaktadır.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/03/2017 tarihli ve 2016/542 esas, 2017/139 sayılı kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK"nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 03/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.