
Esas No: 2016/4512
Karar No: 2022/1835
Karar Tarihi: 25.04.2022
Danıştay 13. Daire 2016/4512 Esas 2022/1835 Karar Sayılı İlamı
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2016/4512 E. , 2022/1835 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2016/4512
Karar No:2022/1835
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …TV Hizmetleri Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesi'nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, “Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği"nin Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından iptal edildiğinden bahisle ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca 2004, 2005 ve 2006 yıllarında ödenmiş olan toplam 345.104,00-TL kablolu yayın izin ücretinin iadesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve 345.104,00-TL’nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; 28/03/2002 tarih ve 24709 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin, yürütülen tek hizmete karşı yapay ayrım yapılarak "yayın izni" ve "lisans" adı altında ayrı ayrı ücret tahsil edildiği gerekçesiyle Dairemizin 24/01/2006 tarih ve 2005/75, K:2006/474 sayılı kararı ile iptal edildiği, daha sonra 31/01/2007 tarih ve 26420 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nde yayın izni ve lisansa tek bir ücret alınmasının kurala bağlandığı, davacı yayın kuruluşu tarafından, yönetmelik değişikliğinden önceki 2004, 2005 ve 2006 yıllarında davalı idareye ödenmiş olan yayın izni ücretlerinin geri ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı, bahse konu Yönetmelik anılan Dairemiz kararıyla iptal edildiğinden, ''yayın izni'' ve ''lisansa'' ayrı ayrı ücret alınması, yürütülen tek hizmete karşılık mükerrer ücret alınması sonucunu doğuracağından haksız tahsil edilen yayın izin ücretlerinin iadesi isteminin zımnen reddine yönelik dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği, davacı şirket tarafından, söz konusu Yönetmeliğin Danıştay 13. Dairesi'nce iptal edildiği hususunun, bu kararın verildiği tarihten veya talep edilen ücretleri ödememeye başladığı anda öğrenmiş olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda, idari istikrar ilkesi gereğince dava açma süresi içinde talepte bulunmayan davacının talebinin hukuka uygun olmadığı, süre aşımı nedeniyle davanın reddi yolunda verilen emsal kararların bulunduğu, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığı, düzenleyici işlemin iptalinden önce tesis edilen işlemlerin, düzenleyici işlem hakkında verilen iptal kararından etkilenmediği, hasım mevkiinde Maliye Bakanlığı’nın yer alması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, söz konusu Yönetmeliğin yargı kararıyla iptal edilmiş olduğunun haricen öğrenildiği, "öğrenme tarihinden itibaren" süresi içerisinde idareye başvurulduğu, başvurunun zımnen reddi üzerinde açılan işbu davanın süresinde olduğu, dava konusu alacağın zamanaşımına uğramadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
28/03/2002 tarih ve 24709 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği uyarınca Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından, söz konusu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı tarihe kadar ''yayın ücreti'' ve ''lisans ücreti'' adı altında iki farklı ücret tahsil edilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 24/01/2006 tarih ve E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararıyla ''... 3984 sayılı Kanun'un 8/g maddesinde münhasıran 'yayın izni ve lisans ücretlerini ilgili yönetmeliklerle belirlemek' yetkisi Üst Kurula tanınmış olmakla birlikte, 33. maddesinin sondan 3. ve 4. fıkralarında yer alan '4. maddenin ikinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerindeki ilkelere aykırı yayın yapılması hâlinde uyarı yapılmayacağı ve yayın kuruluşunun yayınının bir ay durdurulacağı, ihlâlin tekrarı hâlinde yayının süresiz olarak durdurulacağı ve yayın lisans izninin iptal edileceği, yayın izninin verilmesi için gerekli şartlardan birini kaybeden veya şartların uygunluğunu hile ile elde eden kuruluşların yayın lisans izninin iptal edileceği' hükmünden, yayın lisans izninin bir bütün olduğu, lisansın Fransızca kökenli 'licence' sözcüğü olduğu, bunun da Türkçe karşılığının 'izin' anlamına gelmesi itibarıyla, Kanunun bazı maddelerinde yer alan 'yayın izni ve lisans' ifadelerinin bu çerçevede bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, yapay bir ayrım yaparak 'yayın izni' ve 'lisansa' ayrı ayrı ücretler almanın, yürütülen tek hizmete karşılık mükerrer ücret alınması sonucunu doğurduğu, bunun da idarenin kamu hizmetini yürütürken, hizmetten yararlananlara getirilen adil olmayan bir yükümlülük niteliği taşıması nedeniyle hukuksal dayanağının bulunmadığı...'' gerekçesiyle yönetmeliğin tümünün iptaline karar verilmiştir.
Davacı şirket tarafından, söz konusu Yönetmeliğin iptal edildiğinden bahisle ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca 2004, 2005 ve 2006 yıllarında ödenmiş olan toplam 345.104,00-TL kablolu yayın izin ücretinin tahsil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte iadesi istemiyle 14/07/2015 tarihinde davalı idareye başvuru yapılmıştır.
Başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ''Gelirlerin tahsili'' başlıklı 42. maddesinin sekizinci fıkrasında, "Süresinde ödenmeyen Üst Kurul gelirleri genel hükümlere göre tahsil edilir. Bu madde hükümlerine göre Üst Kurulca yapılacak icra takiplerinde Ankara icra daireleri yetkilidir.'' kuralına yer verilmiştir.
Mülga 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'un ''Görev ve Yetkiler'' başlıklı 8. maddesinde, ''...g)Kanal ve frekans bandı tahsisinde gerekli şartları ve tahsis hakkı alanların yayına geçme süresini ve radyo ve televizyon istasyonu kuranların ödeyecekleri yayın izni ve lisans ücretlerini ilgili yönetmeliklerle belirlemek...'' Üst Kurulun görevleri arasında sayılmış; ''Mali Kaynaklar ve Bütçe'' başlıklı 12. maddesinin ikinci fıkrasında, özel radyo ve televizyon kuruluşlarından alınacak yayın izin ve lisans ücretlerinin Hazineye gelir kaydedileceği belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan hâliyle 10. maddesinde,
'' İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.
Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hâllerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.'' kuralı yer almıştır.
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde, ''Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır.''; ''Müruru zaman'' başlıklı 66. maddesinde, ''Haksız surette mal iktisabından dolayı ikame olunacak dava, mutazarrır olan tarafın verdiğini istirdada hakkı olduğuna ıttılaı tarihinden itibaren bir sene müruriyle ve her hâlde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren on senenin müruriyle sakıt olur. ...'' kuralına yer verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77. maddesinde, "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.
"; ''Zamanaşımı'' başlıklı 82. maddesinde, "Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, 28/03/2002 tarih ve 24709 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği uyarınca, yürütülen tek hizmete karşılık "yayın izin ücreti" ve "lisans ücreti" adı altında mükerrer ücretlendirme yapıldığının yargı kararıyla ortaya konulduğu ve davacı şirket tarafından, 2004-2006 yılları arasında ödenen kablolu yayın izin ücretlerinin haksız yere tahsil edildiğinden bahisle tahsil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle 14/07/2015 tarihinde Üst Kurul'a başvurulduğu, anılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, o işlemin tesisinden önceki hukukî durumun geri gelmesini sağlar. Genel düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, verilen yargı kararının, sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlem ile ilgili diğer kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. Bu nedenle iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı, menfaati veya hakkı ihlâl edilen kişinin, iptal kararının doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği tabiidir.
Bu bağlamda, davacı şirketin 14/07/2015 tarihinde davalı idareye yapmış olduğu başvurunun, genel düzenleyici nitelikteki bir işlemin iptali yolundaki kararın, o düzenleme ile ilgili herkes için hüküm ifade edeceği hukuksal gerçeğinden hareketle kararın sonuçlarından kendisinin de yararlanması, geçmiş yıllarda mükerrer ödenen ücretlerin tarafına iadesi istemiyle yapıldığı ve başvurunun 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında olduğu açıktır.
Bu nedenle, uyuşmazlığın çözümü için bir düzenleyici işlemin yargı kararıyla iptal edilmesinin öncesinde düzenleyici işleme karşı dava açmamış olan, fakat iptal kararından yararlanmak üzere daha sonra 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında idareye başvuran kişiler yönünden geçmişe yönelik bir hak doğurup doğurmayacağının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
6112 sayılı Kanun'un ''Gelirlerin tahsili'' başlıklı 42. maddesinde yayın lisans ücreti, ticari iletişim gelirleri veya Kurum tarafından verilen idari para cezaları gibi muhtelif ücretlerin süresinde ödenmemesi hâlinde bu Üst Kurul gelirlerinin genel hükümler uyarınca tahsil edileceği ve Üst Kurulca yapılacak icra takiplerinde Ankara İcra Daireleri'nin yetkili olduğu yönünde düzenlemelerin yer alması nedeniyle Üst Kurul tarafından anılan gelirlerin tahsili amacıyla genel Kanun niteliği taşıyan Borçlar Kanunu uyarınca yetkili mahkemelerde dava açılabildiği ve İcra İflas Kanunu uyarınca icra takibi yapılabildiği gözetilerek taraflar arasındaki usulî eşitliğin sağlanmasını teminen Üst Kurul tarafından haksız yere tahsil edildiği yargı kararıyla ortaya çıkan ücretlerin iadesi ve iadenin kapsamına ilişkin uyuşmazlığın çözümünde aynı hükümlerin kıyasen uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Konuya ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09/04/2014 tarih ve E:2013/13-1018, K:2014/508 sayılı kararında, ''Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu (818 Sayılı B.K.'nun konuya dair 61 vd.) maddelerindeki (Benzer hüküm 6098 Sayılı TBK.'nun m.77 vd. yer almıştır.) düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.
Bu genel açıklamadan sonra sebepsiz zenginleşmenin gerçekleşmesi için aranan şartların açıklanmasında yarar görülmüştür.
Birinci şart, taraflardan birisinin malvarlığında bir eksilmenin vukubulmasına karşı, diğerinin malvarlığında bir çoğalmanın gerçekleşmiş olmasıdır. Bir malvarlığındaki eksilme, aktifin azalması ya da pasifin çoğalması şeklinde olabileceği gibi, aktifin çoğalmasına ya da pasifin azalmasına engel olma yoluyla da gerçekleşebilir.
İkinci şart, sözü edilen eksilmeyle çoğalma arasında bir illiyet bağının bulunmasıdır.
Üçüncü şart, yine sözü edilen azalmayla çoğalmanın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Taraflardan biri, diğerine hükümsüz bir sözleşme gereğince misli mahiyette bir şey vermişse muteber olmayan sebebe dayanan bir iktisap söz konusudur. Sözleşmedeki şekil noksanlığı, fiil ehliyetsizliği, imkânsızlık, hukuka veya ahlaka aykırılık, muvazaa gibi sebepler, butlan sebebiyle kazandırmayı geçersiz kılan sebepler olduğundan bu durumlarda kazandırma geçerli hukuki sebebe dayanmamaktadır.
Dördüncü şart, vukubulan iktisabın (çoğalmanın) sebepsiz iktisap kuralları dışında, özel bir hukuk kuralına dayanılarak iadesi mümkün olmamalıdır. Zira böyle bir imkân varsa artık sebepsiz iktisap kuralları değil, sözü edilen özel kurallar uygulanır. İadenin; istihkak davası, haksız inşaat sebebiyle tazminat davası, sözleşmenin ifası davası, sözleşmeden dönme sebebiyle iade davası, vekaletsiz iş görmeye dayanan iade davası gibi yollarla gerçekleştirilmesi mümkünse, artık sebepsiz iktisap kurallarına başvurulamaz. (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Baskı, İstanbul 1993, s. 734-738 )
Bu tür işlemlerde amaç; davalının edindiği çoğalma sonucu, tüm malvarlığında meydana gelen artışın iadesinden ibarettir.” açıklamaları yer almaktadır.
Bu açıklamalar kapsamında, Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin Dairemizin 24/01/2006 tarih ve E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararı ile iptal edildiği dikkate alındığında, Kurul tarafından "yayın izni ücreti" ve "lisans ücreti" adı altında tahsil edilen ücretlerin dayanağının yargı kararıyla ortadan kaldırıldığı, diğer bir anlatımla bahsi geçen ücretlerin tahsiline ilişkin sebebin sona erdiği, bir tarafın malvarlığında azalma, diğer tarafın malvarlığında ise artmanın söz konusu olduğu, yayıncı kuruluşun malvarlığındaki azalmanın ise Üst Kurul'un malvarlığındaki artıştan kaynaklandığı görüldüğünden, uyuşmazlıkta Borçlar Kanunu'nun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanması gerekmektedir.
Öte yandan, 2004-2006 yılları arasında mükerrer ödenen ücretlerin iadesi istemiyle 14/07/2015 tarihinde davalı idareye başvurulduğu dikkate alındığında sebepsiz zenginleşme kapsamında zamanaşımı noktasında da bir değerlendirmenin yapılması gerekmektedir.
Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Borçlar Kanunu'nun 82. maddesi uyarınca, iade alacaklısının geri alma hakkının varlığını öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl (Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda bu süre 1 yıl) ve herhalde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren 10 yıl sonra sebepsiz zenginleşmeden doğan iade istemi zamanaşımına uğrar. İki yıllık süre, zarar görenin malvarlığındaki eksilmeye yol açan eylem ve işlemin haksız olduğuna kesin olarak kânî bulunduğu ve malvarlığındaki eksilmenin miktarıyla haksız edinenin şahsını tam olarak öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. 10 yıllık süre ise iade borcunun doğduğu andan itibaren işlemeye başlayacaktır. Bu süre geçtikten sonra alacak iddiasında bulunulduğu takdirde borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürerek borcunu ifa etmekten kaçınabilecektir.
Olayda, Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin Dairemizin E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararıyla 24/01/2006 tarihinde iptal edildiği dikkate alındığında, yayıncı kuruluşun mükerrer olarak ödediği ücretlerin iadesi istemiyle idareye başvurduğu 14/07/2015 tarihinden geriye doğru 10 yıldan daha önceki döneme isabet eden ödemelerin zamanaşımına uğradığı, başka bir anlatımla, 14/07/2015 ile 14/07/2005 tarihleri arasında idare tarafından mükerrer olarak tahsil edilen ücretlerin, tahsil tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte geri ödenmesi gerektiği, 14/07/2005 tarihinden önce yapılan mükerrer ödemelerin ise yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca zamanaşımına uğradığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu itibarla, İdare Mahkemesince aktarılan değerlendirmeler dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca …İdare Mahkemesi'nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 25/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.