21. Hukuk Dairesi 2017/2789 E. , 2018/7153 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
Dava, aksine Kurum işleminin iptali ile, davacının 29/11/1991-29/04/1998 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
İlk derece Mahkemesince hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulü ile, davalı kurumun 25/02/2016 tarih ve ... numaralı kararının iptali ile davacının 29/11/1991-29/04/1998 tarihleri arasındaki dönemde 1479 SK uyarınca zorunlu Esnaf Bağ-kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davalı kurum vekilinin istinaf başvurusu üzerine; ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 07/05/1998 tarihli giriş bildirgesi ile 09/02/1989 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği, 09/02/1989-18/10/1991 tarihleri arasında ve 07/12/2005 tarihinden itibaren vergi kaydı bulunduğu, ... Şoför ve Ototmobilciler Odası"nda ise 13/02/1989-29/11/1991 ve 29/04/1998-11/08/2005 tarihleri arasında kaydı bulunduğu, 09/02/1989 tarihinden itibaren Esnaf Bağ-Kur sigortalısı kabul edilen davacının 06/01/2016 tarihinde tahsis talebinde bulunmasının ardından davacının 29/11/1991-29/04/1998 tarihleri arasındaki sigortalılığının iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının vergi, oda ve sicil kaydının bulunmadığı 29/11/1991-29/04/1998 tarihleri arasındaki dönemde sigortalı sayılması mümkün değildir. Ancak davacı dava dilekçesinde davalı Kurumca tescil edildiğini, primlerini ödediğini fakat Kurumca sigortalılığının iptal edildiğini ileri sürmektedir.
Gerçekten önceden Bağ-Kur’a tescilin bulunduğu durumlarda, Kurumca hiçbir araştırma yapılmaksızın sigortalı sayılarak icra yolu ile veya prim affı yapılandırmalarından yararlanarak prim borçlarının tahsil edilmesi durumlarında, davacıyı kendi hatalı işlemi nedeniyle yıllarca sigortalı sayan Kurumun, davacıya sigortalı olduğu inancını verdikten sonra yaptığı yanlışlığın farkına vararak sigortalılık süresini indirmesi iyi niyetten uzaktır.
Yargıtay H.G.K.’nun 01.10.1997 gün, 1997/10-578 E., 1997/758 K.sayılı kararında da belirtildiği üzere; davacının, Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri ve Medeni Kanunu’nun 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak primi alınan süreler bakımından zorunlu sigortalı kabul edilmesi gerekir.
Öte yandan, Dairemizin istikrar gösteren içtihatlarına göre davacının zorunlu sigortalılık koşullarını taşımadığı ve tescilinin bulunmadığı dönem için kendiliğinden geriye yönelik prim yatırması yararına kazanılmış hak oluşturmaz. Ancak, prim ödemeleri, ödeme tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı olarak değerlendirilebilir. Y.H.G.K’nun 20.11.2002 gün ve 21/892-990 sayılı kararları da bu yöndedir.
Yapılacak iş, uyuşmazlık konusu 29/11/1991-29/04/1998 tarihleri arasına yönelik primlerin icra yoluyla veya yapılandırma yasaları kapsamında tahsil edilip edilmediğini davalı Kurumdan sorarak, icra yoluyla veya yapılandırma yasalarından yararlanarak tahsil bulunması durumunda yapılan ödemelerin hangi tarihleri kapsadığı açıklığa kavuşturulduktan sonra söz konusu ödemelerin karşıladığı sürelerin kabulüne karar vermek, icra yoluyla yada yapılandırma yasası kapsamında ödeme bulunmaması halinde davanın reddine karar vermekten ibarettir.O halde, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı ORTADAN KALDIRILMASI gerekmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı (KALDIRILMASINA), ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA), dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09/10/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.