
Esas No: 2017/962
Karar No: 2018/7164
Karar Tarihi: 09.10.2018
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2017/962 Esas 2018/7164 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 53.484,89 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi, davacı vekilince duruşmasız, davalılardan ... Merkezi İnş. Ve San. A.Ş. vekilince de duruşmalı olarak istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09/10/2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan ... Merkezi İnş. Ve San. A.Ş. vekili Avukat ... geldi. Davacı ile diğer davalı adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacı ile davalılardan ... Merkezi İnş. Ve San. A.Ş. vekillerinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ile davalılardan ...ne yükletilmesine, 09/10/2018 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
(M) (M)
KARŞI OY
Dava; davacı ..." un davalıların kusurlu eylemi sonucu meydana gelen iş kazasında yaralandığını öne sürerek uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, 23.2.2016 tarihli kararla; davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, davacının sürekli iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat talebinin kabulü ile 24.484,89 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 11.08.2006 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı manevi tazminat talebinin KABULÜ ile 29.000.00 TL. manevi tazminatın kaza tarihi olan 11.08.2006 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat talebinin REDDİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararı Yargıtay Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğu tarafından 9.10.2018 tarihinde oy çokluğuyla onanmıştır.
Sayın Çoğunluğun onama kararına davalı müflis ... Makine ltd. yönünden aşağıda izah ettiğimiz gerekçelerle katılmıyoruz.
Yargılama sırasında dosyaya getirtilen bilgi ve belgelerden davalılardan ... Mak. Makine End. Tes. İmal. Mont. İnş. ve Tic. A.Ş."nin bu dava açılmadan önce 8.9. 2011 tarihinde iflasına karar verilmiştir. Bu haliyle şirketin tasarruf ehliyetinin kısıtlandığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince dava dilekçesi, davalı şirketin tasarruf ehliyetinin kısıtlandığı gözetilerek ... Batı 7. İcra Müdürlüğünün 2014/24 sayılı dosyasında iflas idaresine tebligat yapılmak suretiyle taraf teşkilinin tamamlandığı ve yargılamanın yürütüldüğü anlaşılmıştır.
Yüksek Özel Daire sayın Çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlık, davadan önce iflasına karar verilen şirket hakkındaki davanın kayıt kabul davası niteliğinde olup, İş Mahkemesinde görülüp görülemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Bu konu öğretide ve yargısal kararlarda da tartışılmıştır.
"İİK" nın 166. maddesi ile 218 ve 219. maddelerinin de, iflas kararının iflas dairesine bildirileceği, bu bildirim üzerine iflas dairesinin müflisin mallarının korunması için gerekli tedbirleri alacağı ve defter tutmaya başlayacağı, iflas dairesinin defter durumuna göre ya tasfiyenin tatiline karar vereceği veya basit tasfiye usulü uygulayarak tasfiye yapacağı yahut da deftere kaydı yapılan mallar ve hakların değeri adi tasfiye masraflarını karşılamaya yetecek ise adi tasfiye usulü ile tasfiyenin yapılacağını ilan edeceği belirtilmiştir.
Yine İİK" da müflisten alacaklı olanların iflas masasından iflas alacaklarını ve masa borçlarını talep edebileceği belirtilmiştir.
Tasfiye sırasında düzenlenen sıra cetveline yukarıda belirtilen alacaklardan sadece iflas alacakları ile Yasa"da düzenlenen diğer bir kısım alacakların kaydedilebileceği, masa borçlarının sıra cetveline geçirilmeyeceği, masa borçları için sıra cetvelinden ayrı bir pay cetveli düzenleneceği de öngörülmüştür.
Masa borcuna örnek olarak, iflas idaresinin tasfiye işlemlerini yürütebilmek için bir yer kiralaması sonucunda oluşan kira borcu gösterilebilir. Bu borç masa borcu olup, sıra cetveline geçirilmez. Bir masa borcunun, iflas idaresince iflas alacağı olarak, sıra cetveline geçirilmesi durumunda, masa aleyhine genel mahkemelerde dava açılabileceği teoride kabul edilmiştir.
Adi tasfiye usulünde, İİK" nun 219 ve devamı maddeleri uyarınca, tasfiyenin adi tasfiye usulünce yapılacağı ilan edilir, ilanda müflisten alacaklı olanlara ve istihkak iddiası bulunanlara ilandan itibaren bir ay içinde alacakları ve istihkak iddialarını kaydettirmeleri ve delillerini vermeleri gerektiği belirtilir.
İflas idaresi, masaya bildirilen her türlü alacağın mevcut olup olmadığını, ne oranda mevcut olduğunu, alacağı yazdıran kişinin alacağın gerçek alacaklısı olup olmadığını ve alacağın imtiyazlı olup olmadığını, imtiyazlı ise sırasının ne olduğunu araştırıp tespit eder.
İflas idaresinin yaptığı inceleme sonucu kabul edilen her alacak tespit edilen sırasına göre sıra cetveline kaydedilir. Kabul edilmeyen alacaklarda ret sebepleri ile birlikte sıra cetvelinde gösterilir.
İİK" nun 235. maddesinde sıra cetveli düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki Ticaret Mahkemesinde dava açmaya mecbur olduğu belirtilmiştir.
İkinci fıkrasında, itiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse yukarıda belirtilen davanın masa aleyhine açılacağı, başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz etmesi halinde ise davanın o alacaklı aleyhine açılacağı öngörülmüştür.
Maddenin son fıkrasında, eğer itiraz alacağın esasına ya da miktarına yönelik olmayıp yalnızca sıraya ilişkin ise itiraz edenin şikâyet yoluyla İcra Mahkemesinde dava açacağı belirtilmiştir.
İİK" nun 248. maddesinin başlığı "İflas masrafları ve masa borçları" şeklindedir. Bu düzenlemeye göre, iflas masrafları iflas alacaklarından önce ödenecektir. Düzenlemede her ne kadar masa borçlarından bahsedilmemişse de uygulama ve teoride masa borçlarının iflas alacaklarından önce ödeneceği kabul edilmektedir.
İflas masraflarına örnek olarak, iflas kararının ilanı ve gereken yerlere bildirilmesi için yapılan masraflar, defter tutma, malların korunması ve satışı için yapılan masraflar gösterilebilir. İflas masrafları ve masa borçlarının, iflas alacaklarından önce ödeneceğini yukarıda belirtmiştik. İflas masrafları ile masa borçlarının hangisinin önce ödeneceği konusunda Yasa"da bir açıklık yoktur. Ancak bir kez daha belirtelim, iflas masrafları ve masa borçları her halükarda iflas alacaklarından önce ödenecektir.
Ayrıca, iflas masrafları ile masa borçlarından masanın sorumlu olduğu, bu alacaklardan müflisin sorumlu olmadığı uygulamada ve teoride kabul edilmiştir.
Bir alacağın masa borcumu yoksa iflas alacağımı konusunda uyuşmazlık çıkar ise bu uyuşmazlık hangi mahkemede giderilecektir. Varlığı ve miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmayan, iflas idaresince iflas alacağı olarak kabul edilen alacağın masa borcu olduğu iddia edilirse şikâyet yoluyla İcra Mahkemesinde değil, iflas masası aleyhine genel mahkemelerde dava açılması gerektiği, bu davada görevli mahkemenin itiraz edilen alacak miktarı esas alınarak tayin edilmesi gerektiği öğretide kabul edilmiştir.
Bu tespitler kapsamında uyuşmazlık, varlığı ve miktarı konusunda tartışma bulunmayan işçilik alacağının masa borcu olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bu uyuşmazlığın genel mahkemelerde çözülmesi gerektiği, genel mahkemenin önüne gelen bu uyuşmazlıkta, varlığı ve miktarı tartışmasız olan bu alacağın, iflas alacağımı yoksa masa borcu mu olduğu konusunda bir tespit hükmü vermesi gerekmektedir. Dolayısıyla bu davada İş Mahkemelerinin görevli olmadığı, genel mahkemelerin görevli olduğunun kabulü gerekmektedir."" (Şahin Çil - İş Hukuku - Yargıtay İlke Kararları - 2013 - 2014 yılları - 6. Baskı - ... 2015 - Sayfa 1482 vd.) (Yargıtay 9. H.D. 09/05/2012 tarih, 2011/11247 E., 2012/16262 K.)
"İflasın açılması, maddi hukuka ilişkin ilişkileri ve hükümleri cebri şekilde etkilediği gibi Medeni Usul ve İcra Hukuku kuralları üzerinde de etki yaratır. Bu etkilerden biri de görev kurallarında meydana gelen değişikliktir. Görev kurallarındaki değişikliği dava açıldıktan sonra işverenin iflas etmesi hali ve iflas kararı verildikten sonra işçinin işverene dava açması hali bakımından ayrı ayrı incelemek gerekir.
İflasın açılması ile müflisin taraf olduğu hukuk davalarının ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonrasına kadar duracağı genel kural ise de (İİK m. 194), yine bu hükmün müstacel haller, tazminatsız ceza davaları, şeref ve haysiyete tecavüzden ve cismani zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka davalarında uygulanamayacağı kabul edilmiştir. İcra ve İflas Kanunun 194. maddesinde ayrık tutulan "Müstacel haller" den maksat acele görülmesi gereken ve durduğu takdir de verilecek hükmün faydasız kalacağı gerçeğidir. Bu davalardan hâkim takdir hakkını kullanarak müstaceliyet kararı vermek suretiyle yargılamaya devam eder. İşçinin alacaklı olduğu iş hukukuna ilişkin bir dava, işçinin sosyal durumu itibarıyla İİK" nun 194. maddesinin gayesine uygun görülerek acele işlerden sayılmalı ve ikinci alacaklılar toplantısı beklenmeksizin yargılamaya devam edilmelidir. Bunun yanında kanunun lafzına göre, davacıların müflise karşı davaya devam edeceği izlenimi hâsıl olmakta ise de, masaya dâhil mal ve haklar bakımından müflisin yetkisiz kalması keyfiyeti, kendisinin, müstacelde olsa bu davalarda taraf olmaya devam etmesine manidir. Bu durum karşısında birinci alacaklılar toplantısı yapılmış ve iflas dairesi teşekkül etmişse müstacel davalar ikinci alacaklılar toplantısını beklenmeden iflas idaresine karşı; birinci alacaklılar toplantısı henüz yapılmamış ve işin müstaceliyeti icabı ve iflas idaresinin seçimini dahi beklemeye durum müsait değilse, bu takdirde iflas dairesi müflisin yerini alarak davaya iflasın açılmasında önce davanın görüldüğü İş Mahkemesinde devam olunur. Böylece işçinin alacağının tahsili amacıyla İş Mahkemesinde açılan davadan sonra işverenin iflasına karar verilmesi mahkemenin görevini etkilemez ise de işveren müflisin yerine geçecek olanı etkiler.
İflas kararı verildikten sonra işçi, işçilik haklarından doğan alacağının dayanağını ve miktarını iflas idaresine bildirir. Alacaklıların alacaklarını kaydettirmeleri için İİK" nun 219/2. maddesinde öngörülen bir aylık sürenin bitiminden sonra, iflas idaresi alacakların doğru olup olmadığını incelemeye başlar. Maddi yönden inceleme sonucu kabul edilen her alacak tespit edilen sıraya göre sıra cetveline kaydedilir. Kabul edilmeyen alacaklarda ret sebepleri ile birlikte sıra cetvelinde gösterilir. İflas idaresi İİK" nun 232. maddesinde öngörülen sürede düzenlediği sıra cetvelini iflas idaresine verir ve alacaklıları aynı Kanunun 166/2. maddesindeki usule göre ilan yoluyla haberdar eder. Ayrıca iflas masasına müracaat sırasında tebligatı gösterir adres ve tebligat masrafları için avans yatıranlara sıra cetveli tebliğ edilir. Sıra cetveline itiraz davalarında dava açma süresi, görev ve yetki İİK" nun 235. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre dava açma süresinin ilandan itibaren başlayacağı belirtildikten sonra ayrıca İİK" nun 223/3. maddesi hükmünün saklı olduğu belirtilmiştir. Saklı tutulan hükme göre, iflas masasına müracaat eden alacaklılar tebligatı kabule elverişli adres gösterir, yazı ve tebligat masrafları için avans yatırırlarsa, sıra cetveline itiraz davası açma süresi bu alacaklılar hakkında sıra cetvelinin kendilerine tebliğinden itibaren başlar, Davanın 15 gün içinde açılması gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. İcra ve İflas Kanunun 235/1. maddesine göre sıra cetveline itiraz davası iflas kararı veren Ticaret Mahkemesinin bulunduğu yerdeki her hangi bir Ticaret Mahkemesinde açılabilir. Görevin belirlenmesinde dava değerinin önemli olmadığı gibi, buradaki mahkemenin yetkisi de kamu düzeninde ilişkindir.
Bu durum karşısında İş Mahkemesinde görülmekte olan işçi alacaklarına yönelik dava sırasında, işverenin iflası halinde dahi İİK" nun 194. maddesi uyarınca davaya İş Mahkemesinde devam edilmesi, işverenin işçi alacaklarına ilişkin dava açılmadan önce iflası halinde ise, yukarıda belirtilen şekilde hareket ile alacağın iflas masasına kaydedilmemesi halinde, Asliye Ticaret Mahkemesinde kayıt kabul davası olarak açılması gerekir." (Yargıtay 9.H.D. 30/09/2010 gün ve 2009/44751 E., 2010/26566 K.)
“Öncelikle dikkate alınması gereken husus, davalı müflis şirket yönünden uyuşmazlığın çözümünde, iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya içeriğindeki, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi"nin 06.07.2010 tarihli 2008/224 esas 2010/491 karar sayılı ilamından, davalı ... İnşaat A.Ş."nin 06.07.2010 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Eldeki dava ise, 10.02.2011 tarihinde açılmıştır.
Davanın, şirketin iflasına karar verilmesinden sonra açılmış olması nedeniyle, davalı müflis şirket yönünden dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu"nun 235. maddesi gereğince sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası niteliğinde olup, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Anılan sebeple, davalı müflis şirket yönünden davanın tefrik edilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde müflis şirket yönünden davanın esasına girilmesi hatalı olmuştur.” (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2014/15518 Esas, 2014/17588 Karar )
“İflasın açılması, maddi hukuka ilişkin ilişkileri ve hükümleri cebri şekilde etkilediği gibi medeni usul ve icra hukuku kuralları üzerinde de etki meydana getirir. Bu etkilerden biri de görev kurallarında meydana gelen değişikliktir. Görev kurallarındaki değişikliği dava açıldıktan sonra işverenin iflas etmesi hali ve iflas kararı verdikten sonra işçinin işverene dava açması hali bakımından ayrı ayrı incelemek gerekir.
İflasın açılması ile müflisin taraf olduğu hukuk davalarının ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonrasına kadar duracağı genel kural ise de, yine bu hükmün müstacel haller, tazminatsız ceza davaları, şeref ve haysiyete tecavüzden ve cismani zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka davalarının uygulanamayacağı kabul edilmiştir. 2004 sayılı Kanun"un 194. maddesinde ayrık tutulan "Müstacel haller" den maksat, acele görülmesi gereken ve durduğu takdirde verilecek hükmün faydasız kalacağı gerçeğidir. Bu davalarda hâkim takdir hakkını kullanarak müstaceliyet kararı vermek suretiyle yargılamaya devam eder. İşçinin alacaklı olduğu iş hukukuna ilişkin bir dava, işçinin sosyal durumu itibariyle 2004 sayılı Kanun"un 194. maddenin gayesine uygun görülerek acele işlerden sayılmalı ve ikinci alacaklılar toplantısı beklenmeksizin yargılamaya devam edilmelidir. Bunun yanında kanunun lafzına göre davacıların müflise karşı davaya devam edeceği izlenimi hâsıl olmakta ise de masaya dahil mal ve haklar bakımından müflisin yetkisiz kalması keyfiyeti, kendisinin, müstacel de olsa bu davalara taraf olmaya devam etmesine manidir. Bu durum karşısında birinci alacaklılar toplantısı yapılmış ve iflas idaresi teşekkül etmişse, müstacel davalar ikinci alacaklılar toplantısı beklenmeden iflas idaresine karşı; birinci alacaklılar toplantısı henüz yapılmamış ve işin müstaceliyeti icabı iflas idaresinin seçimini dahi beklemeye durum müsait değilse, bu takdirde iflas idaresi müflisin yerini alarak davaya iflasın açılmasından önce davanın görüldüğü iş mahkemesinde devam olunur. Böylece işçinin alacağının tahsili amacıyla iş mahkemesinde açılan davadan sonra işverenin iflasına karar verilmesi mahkemenin görevini etkilemez ise de, işveren müflisin yerine geçecek olanı etkiler.
İflas kararı verildikten sonra işçi işçilik haklarından doğan alacağının dayanağını ve miktarını iflas idaresine bildirir. Alacaklıların alacaklarını kaydettirmeleri için 2004 sayılı Kanun"un 219/2. maddesinde öngörülen bir aylık sürenin bitiminden sonra, iflas idaresi alacakların doğru olup olmadığını incelemeye başlar. Maddi yönden inceleme sonucu kabul edilen her alacak tespit edilen sıraya göre sıra cetveline kaydedilir. Kabul edilmeyen alacaklar da ret sebepleri ile birlikte sıra cetvelinde gösterilir. İflas idaresi 2004 sayılı Kanun"un 232. maddesinde öngörülen sürede düzenlediği sıra cetvelini iflas idaresine verir ve alacaklıları aynı Kanun"un 166/2. maddesindeki usule göre ilan yoluyla haberdar eder. Ayrıca iflas masasına müracaat sırasında tebligatı gösterir adres ve tebligat masrafları için avans yatıranlara sıra cetveli tebliğ edilir. Sıra cetveline itiraz davalarında dava açma süresi, görev ve yetki 2004 sayılı Kanun"un 235. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre dava açma süresinin ilandan itibaren başlayacağı belirtildikten sonra, ayrıca 2004 sayılı Kanun"un 223/3. maddesi hükmünün saklı olduğu belirtilmiştir. Saklı tutulan hükme göre, iflas masasına müracaat eden alacaklılar tebligatı kabule elverişli adres gösterir, yazı ve tebligat masrafları için avans yatırmışlarsa sıra cetveline itiraz davası açma süresi bu alacaklılar hakkında sıra cetvelinin kendilerine tebliğinden itibaren başlar. Davanın onbeş gün içinde açılması gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. 2004 sayılı Kanun"un 235/1. maddesine göre sıra cetveline itiraz davası iflas kararı veren ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki herhangi bir ticaret mahkemesinde açılabilir. Görevin belirlenmesinde dava değerinin önemi olmadığı gibi, buradaki mahkemenin yetkisi de kamu düzenine ilişkindir.
Bu durum karşısında iş mahkemesinde görülmekte olan, işçi alacaklarına yönelik dava sırasında, işverenin iflası halinde dahi, 2004 sayılı Kanun"un 194. maddesi uyarınca, davaya iş mahkemesinde devam edileceği, işverenin işçi alacaklarına ilişkin dava açılmadan önce iflası halinde ise yukarıda belirtilen şekilde hareket ile alacağın iflas masasına kaydedilmemesi halinde, Asliye Ticaret mahkemesinde kayıt kabul davası olarak açılması gerekir.
Somut olayda davalı şirkete karşı icra takibi 29.11.2010 tarihinde yapılmış olup, davalı şirket tarafından 12.3.2010 tarihinde saat: 14.00 itibariyle iflasın açılmasına karar verildiği gerekçesiyle takibin durdurulması talep edilmiş, icra memurluğunca 06.12.2010 tarihinde İİK.nun 193. Maddesi gereğince takibin durdurulmasına karar verilmesi üzerine 8.3.2011 tarihinde bu dava açılmıştır. Dosyadaki belgelerden ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesince 12.03.2010 tarihli karar ile iflasın ertelenmesi talebi reddedilerek şirketin iflasına karar verildiği, verilen kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.12.2010 tarihli kararı ile bozulduğu, anılan mahkemece bozma kararına uyulup bozma kararı doğrultusunda işlem yapıldıktan sonra 14.2.2012 tarihli karar ile şirketin iflasına karar verildiği, kararın 23 HD tarafından 28.12.2012 tarihinde onandığı anlaşılmaktadır.
İİK. 223 ve devamı maddeleri uyarınca, masanın idare ve tasfiyesi için gerekli bütün işlemlerde masayı iflas idaresi temsil eder. Şüphesiz müflise karşı açılmış davaları takip etmek de bu işlemlerdendir. Ancak, mahkemece, iflas dosyasından iflas idaresinin kimlerden oluştuğu süresinde sorulmamış ve iflas idare memurlarına usulüne uygun tebligat yapılmamış, iflas idaresi davadan haberdar edilmemiştir. İflas idaresinin davaya dahil edilmemesinin sonucu olarak davaya cevap verilememiş ve delil bildirilememiştir.
Mahkemece, yapılacak iş; iflasın açılıp açılmadığı, açılmış ise ikinci alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığını araştırmak, iflas idare memurlarına dava dilekçesini duruşma gün ve saatini tebliğ etmek ve delillerini bildirmeleri için süre vererek taraf teşkilini sağlamak, davalı şirketin iflasına ilişkin dosyanın suretini getirtmek, dava konusu alacakların sıraya kaydedilip edilmediğini araştırmak, eğer itiraz olunmayan sırasına kaydedilmişse davanın konusuz kaldığına karar vermek, aksi takdirde davayı esastan sonuçlandırarak alacağın varlığının tespiti halinde, tahsil şeklinde değil; mükerrer tahsilâta yol açılmamak üzere alacakların masaya kaydına şeklinde hüküm oluşturmaktır. Mahkemece hatalı değerlendirme ve eksik inceleme sonucun yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.” (Yargıtay 7. HD. 12.05.2014. 2014/3359 Esas, 2014/10477 Karar.)
"İflas borçlunun tüm mal varlığının iflas organlarınca alacaklılar yararına tasfiyesini sağlayan kollektif bir icra yoludur".
İşçiye borçlu olan işveren borcunu ödemeden iflas etmiş olabilir. İşverenin iflası, işçinin alacak ve tazminat davasını açmadan önce olabileceği gibi dava sırasından da olabilir.
Dava açılmadan önce işverenin iflası halinde işverenden alacaklı olan işçi, alacağının kaydı için iflas masasına başvurmak zorundadır. İflas masası istemini reddederse, işçi alacağın kaydı için iflas kararı veren Ticaret Mahkemesinin bulunduğu yerdeki herhangi bir Ticaret Mahkemesinde kayıt kabul davası açmak zorundadır. Bu dava Ticaret Mahkemesi bulunmaya yerlerde Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır. Bu dava sıra cetvelinin ilanından (İİK" nun 223/3. maddesindeki yükümlülük yerine getirilmişse tebliğ tarihinden) itibaren 15 gün içinde açılabilir (İİK Madde 235).
İş Mahkemesinde dava açıldıktan sonra işverenin iflası halinde, iflas eden borçlu işverenin davaya devam ehliyeti kalmaz, vekili varsa vekâlet ilişkisi sona erer (818. s. BK. m. 397/1, 6098 s. T.B.K. m. 513/1). Bu nedenle iflas masasını temsil eden iflas idaresine tebligat yapılarak yargılamanın sürdürülmesi gerektiği Yargıtay"ın yerleşmiş görüşlerindendir." (... - İş Kazası veya Meslek Hastalığından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat Davaları - Genişletilmiş 2. Baskı - ... 2011 - Sayfa 34 - 35)
"İİK" nın 235/1. maddesi, ""sıra cetveline itiraz edenler cetvelin verilmesinin ilanından 7 gün içinde iflasa karar veren mahkemeye müracaatla dava açmaya mecburdurlar. İtiraz eden talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse, dava masaya karşı açılır" denmektedir.
Bu durumda iflas açıldıktan sonra davacı işçinin (alacaklının), İİK" nın 235. maddesinin emredici hükmü karşısında öncelikle alacak iddiası için iflas masasına başvuracaktır. İflas masası bu talebi kabul ettiği takdirde o zaman aynı kanunun bahsi geçen 235. maddesinin 1. fıkrası gereğince iflas kararının veren Ticaret Mahkemesine başvurarak hak iddiasında bulunacaktır.
Müflis ile işçi arasındaki alacak davalarının İş Mahkemelerinde bakılacağına dair yasalarda herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Kaldı ki, İİK" nın 235/1. maddesi Ticaret Mahkemesini yetkili ve görevli kabul ettikten sonra alacak davalarının niteliği bakımından herhangi bir ayırım yapmamış ve tüm davalara Ticaret Mahkemesinin bakması gerektiğini emredici hüküm olarak ortaya koymuştur.
Nitekim, "İİK" nın 235. maddesindeki prosedür sonrasında masaya kabul edilmeyen işçi alacaklarının haline ilişkin Ticaret Mahkemesi kararları Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından temyizen incelenmekte ve kararlar görev yönünden bozulmamaktadır"" (Yargıtay 11. H.D. 26/12/1988 tarih ve 1988/443 E., 1988/7916 K.) (Argun Bozkurt - İş Yargılaması Usul Hukuku - 6100 Sayılı HMK" ya göre Güncellenmiş 4. Baskı - Nisan 2012 - Sayfa 176 vd.)."Sosyal Güvenlik Kurumu, iflas eden işverenden prim alacağı bulunduğunu iddia ederek alacağının iflas masasına kaydını talep ederse, taraflar arasında prim borcunun varlığı da uyuşmazlık konusu olduğundan uyuşmazlığın çözüm yeri yine İş Mahkemesinde olacaktır.
Dava açılmadan önce borçlu iflas etmiş ise, Kurum alacağının kaydı için iflas masasına başvurmak zorundadır. İflas masası istemini reddederse alacağın kaydı için iflasa karar veren Ticaret Mahkemesinin bulunduğu yerdeki herhangi bir Ticaret Mahkemesinde kayıt kabul davası açmak zorunda olduğu yönünde Yargıtay İş Dairelerinin farklı yaklaşımları varsa da kanaatimce Kurum alacağı uyuşmazlığının İş Mahkemesinde çözümlenmesi daha uygun olacaktır" (... - Sicil İş Hukuku Dergisi - Yıl 2014 - Sayı 31 – Sosyal Güvenlik Kurumun 6183 Sayılı Yasa"ya Göre Ödeme Emri Ve İptali Davaları - Sayfa 94).
Bu konuda aksine yargı kararları da bulunmaktadır.
"Davacı Kurum, işyerindeki çalışmaların davalı şirketin iflası sonrasında da devam ettiğini belirterek, prim alacaklarının iflas masasına kaydı ile öncelikli olarak tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın, alacağın iflas masasına kayıt istemine ilişkin olduğu, buna yönelik uyuşmazlığın çözümünün Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girdiği belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir.
Davalı, İflas idaresi, prim borcuna konu bildirgelerin, işyerlerinde yetkileri bulunmayan kimseler tarafından düzenlenmiş olması nedeniyle, davaya konu Kurum alacağının masa borcu sayılmayacağını belirtmiş olması karşısında, taraflar arasında prim borcuna ilişkin olarak da uyuşmazlık bulunduğu hususu gözetildiğinde; dava 506 sayılı Yasa"nın 79 ve 80. maddeleri kapsamında prim alacağı ve bunun tahsiline ilişkin olup, anılan Yasa"nın 134. (5510 S. Kanun m. 101) maddesine göre uyuşmazlığın çözümü İş Mahkemelerine girdiğinden, mahkemece işin esasının incelemesi gerekir" (Yargıtay 10. H.D. 22/11/2011 gün ve 2010/7350 E., 2011/15713 K.).
Yukarıda yapılan tüm bu açıklamalardan sonra, somut olayda, davalılardan ... Makine İnş. Tic. Ltd. Şti, hakkında 8.9.2011 tarihinde iflas kararı verilmiştir. Eldeki tazminat davası ise 25.11.2013 tarihinde ikame edilmiştir.
İİK" nun 235. maddesine göre;
Madde 235 - (Değişik madde: 18.02.1965 - 538/97 md.)
(Değişik fıkra: 09.11.1988 - 3494/49 md.) Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nispette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına *1* kıyasen onbeş gün zarfında karar verir.
İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. Muteriz başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar.
Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dâhil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nispetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile görülür.
Ancak, itiraz alacağın esas veya miktarına taalluk etmeyip yalnız sıraya dair ise şikâyet yoluyla icra mahkemesine *1* arz olunur.
İİK" nın 235/1. maddesi Ticaret Mahkemesini yetkili ve görevli olarak kabul etmiştir. Madde, alacak davalarının niteliği bakımından herhangi bir ayrım yapmamış ve tüm davalara Ticaret Mahkemesinin bakması gerektiğini emredici hüküm olarak ortaya koymuştur.
İflas hali görev kurallarını değiştirebilmektedir. İflas, tacir kişinin veya şirketlerin tüm mal varlığının tasfiyesini ve bu şekilde alacaklıların alacaklarına kavuşmasını hedefleyen hukuksal bir kurumdur.
İflas ile tacir – işverenin tüm hak ve yetkileri iflas masasına geçer. İflas eden işverenin tüm mal, hak ve borçları iflas masası tarafından toplanır. İflas idaresi oluşana kadar her türlü önlem ve işlemleri iflas idaresi yerine getirir. İflasın açılmasından sonra iflas eden işveren aleyhine dava açılamayacaktır. İşverenin iflası halinde, iflas eden borçlu işverenin herhangi bir davada davaya devam ehliyeti kalmaz. Vekili varsa vekâlet ilişkisi sona erer (818. s. BK. m. 397/1, 6098 s. T.B.K. m. 513/1). İflasın açılmasından sonra tüm yetki, temsil, hak ve yükümlülükler iflas idaresine geçer. İflas idaresi ile işçi arasındaki alacak davalarının İş Mahkemelerinde bakılacağına dair yasalarda herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. İşte bu noktada, İcra Ve İflas Kanunu özel bir yöntemin izlenmesini şart koşmuştur. Buna göre, müflisten alacaklı olduğunu iddia eden işçi iflas dairesine başvurarak, alacaklı olduğunun kabulünü ve alacağının iflas masasına kaydının yapılmasını talep eder. İflas dairesi bu talebi uygun görürse işçi için sorun bu aşamada dava açmaya gerek kalmadan çözümlenmiş olacaktır. Ancak işçinin alacaklılık iddiası masa tarafından kabul edilmez ise, işçi TTK" nun 235/1. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemesinde 15 gün içinde sıra cetveline kabul davası açmak zorunda kalacaktır. Yasadan da açıkça anlaşıldığı gibi, iflas hali söz konusu olduğunda, işçinin işverenine karşı alacaklarından ötürü davasını (kayıt kabul davası) Ticaret Mahkemesinde açmak zorundadır.
Usul kurallarına göre, mahkemelerin görevi kamu düzenindendir. Yargıtay İş Daireleri çoğunluk kararlarında, işçi alacağı doğmadan önce şirket iflas ettiği takdirde artık davanın İİK" nun 235. maddesindeki prosedür uyarınca kayıt kabul davası şeklinde Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiği vurgulanmaktadır. O halde, somut olayda İİK" nın 235.maddesinin amir hükmü karşısında, davalı ... Mak. Ltd. Şti. hakkında davanın kayıt kabul davası olarak Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi ve bu nedenle mahkemece bu davalı yönünden davanın görev yönünden reddine kararı verilmesi gerekirken, davadan önce iflas eden bu şirket yönünden davaya devam edilerek hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin tüm davalılar hakkında esastan verdiği kararının, Yüksek Özel daire Sayın Çoğunluğu tarafından onanmasına dair hükmünün, davalılardan ... Mak End. Ltd. Şti. hakkındaki kısmının görev yönünden bozulması gerektiği görüşündeyiz.
Muhalif Üye Muhalif Üye
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.