11. Hukuk Dairesi 2016/7053 E. , 2018/298 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2015 tarih ve 2014/166-2015/811 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16/01/2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ve Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirkette müvekkilinin pay sahibi olduğunu ve bu payların şirket sermayesinin % 2,5"luk kısmına tekabül eden 143.711,10 adet payı 2003 yılında davalılardan ..."a devrettiğini, 25/04/2009 tarihinde yapılan genel kurulda şirket sermayesinin arttırılarak hisse değerlerinin de değeri 2 TL"den 864.000.00 adede yükseldiğini, tarafların kardeş olduklarını ve hisse bedelinin müşterek maliki oldukları arsaya yaptırılacak inşaatta davalı payına düşecek dairelerin satışından elde edilecek gelirden ödeneceğinin kararlaştırıldığını, arsa ile ilgili projenin tamamlanmasına ve dairelerin davalı adına tapuda kaydedilmesine rağmen hisse bedellerinin ödenmediğini, hisse devrinden sonra yapılan sermaye arttırımı iç kaynaklardan ve bedelsiz yapıldığından davalı adına kaydedilen bu hisselerin dahi müvekkiline rucü etmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı şirkette diğer davalı adına kayıtlı bulunan 210.250,00 TL tutarlık hissenin müvekkiline aidiyetinin tespiti ile şirket pay defterine tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacının şirketteki bir takım hisselerini 2003 yılında müvekkiline devrettiğini ve bedelin kendisine ödendiğini, T.B.K 147 maddesindeki 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin taşınmazlarının satılarak bedelin ödeneceği iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, davalıya hiçbir borcunun bulunmadığını belirterek davanın zamanaşımı ve esastan reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin uyuşmazlığın ve davanın tarafı olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ortağı olan tarafların karşı yana yönelik alacak istemlerinin 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, sürenin ise davacının iddia ettiği koşulun gerçekleşmeyeceğinin anlaşıldığı tarihten başlatılması gerektiği, hisse devir bedelinin ödenmesinin taşınmaz devri koşuluna bağlı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı, hisse devir tarihi olan 2003 yılında hisse devir bedelinin de ödenmesi gerektiği, T.B.K 147/4.maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresinin 2008 yılında dolduğu, davacı ile davalı ... arasındaki hisse devrinin diğer davalı şirket ile doğrudan bağlantısının bulunmadığı, hisse devir bedelinin ödenmemesinden dolayı şirket hisselerinin yeniden davacıya aidiyetine ilişkin istemin davalı şirkete karşı ileri sürülemeyeceği, bu nedenle davada davalı şirketin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davalı şirket hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ... hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ..."a verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 16/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.