21. Hukuk Dairesi 2017/610 E. , 2018/7428 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu davacının maluliyete uğraması nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının maddi tazminat alacağı 31.706,60 TL olarak tespit edilmekle beraber, taleple bağlı kalınarak 29.665,08 TL maddi ve 7.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından Mahkemece verilen 30/06/2015 tarih 2014/101 Esas, 2015/339 Karar sayılı bir önceki kararın Dairemizin 12/05/2016 tarih ve 2015/15765 Esas, 2016/8454 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu,Yerel Mahkemece bozmaya uyulduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2002 gün ve 1/119-135 sayılı kararında da belirtildiği üzere; bozma kararına uyması ile Mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma yükümlüğü doğar. Bu ilke Usul Kanunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir. Yargıtayın bozma kararına uymuş olan Mahkemenin, bozma gereğince değerlendirme yaparak yeni hükmünü tesis etme zorunluluğu vardır.
Öte yandan usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Bu açıklamalardan olarak yerel mahkemece her ne kadar dairemizin yukarıda esas ve karar numarası verilen bozma ilamına uyulmuşsa da, bozma ilamında açıkça davacı tarafın 25/09/2014 tarihli kusur raporunda belirlenen kusur oranlarına itirazının olmadığı dikkate alınarak davalının %60 oranındaki kusur oranı üzerinden usuli kazanılmış hakka sahip olması nedeniyle bu kusur raporu dikkate alınarak usuli kazanılmış haklara riayet edilerek karar verilmesi gerektiğine işaret edilmişken, mahkemece bozmadan sonra alınan 20/10/2016 tarihli rapora itibar edilmek suretiyle uyulan bozma kararına ve davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olarak karar verilmesi hatalı olmuştur.
O halde mahkemece yapılacak iş, bozma kararından önce dosya kapsamına giren 15/04/2015 tarihli hesap raporundaki veriler üzerinden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınarak, bu hesap raporunda esas alınan %70 oranındaki davalı kusurunu %60 olarak dikkate almak suretiyle maddi tazminatı belirleyerek hüküm altına almaktan ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 16.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.