(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2017/28468 E. , 2020/4737 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işveren nezdinde 2007 yılı itibarıyla çalışmaya başladığını, gece bekçisi olduğunu ve halen çalıştığı, davalı işverenin müvekkiline aylık hak ettiği ücreti vermediği gibi, fazla mesai ücretini, resmi tatil ve hafta sonu çalışmaları nedeniyle hak ettiği ücretlerinin de ödenmediğini ileri sürerek ödenmeyen ücret alacağı, fazla mesai alacağı, hafta tatili alacağı, bayram tatili alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... Başkanı cevap dilekçesinde özetle; davacının 6360 sayılı yasa yürürlüğe girmeden öncesine kadar Başkanlıklarına bağlı olmayan ... Malları Koruma Başkanlığı nezdinde çalıştığını, 6360 sayılı Büyükşehir yasası gereğince resmi anlamda devir işlemi gerçekleşemediğini, bu sebeple ... Mallarında bekçi olarak çalışan davacının sigorta priminin ... Malları Koruma adına devam ettiğini, davaya husumet yönünden itiraz ettiklerini, davacıya Ceyhan ilçesinde bir görev yeri verildiğini, ancak davacının bir gün dahi görev yerine gelmediğini ve bu hususun tutanakla tespit altına alındığını ve tutanağın davacıya iadeli taahhütlü posta ile tebliğ edildiğini, tutanak tebliğine rağmen davacının, görev yeri belirtildiği tarihten itibaren çalışmadığı gibi Başkanlıklarına da hiçbir bilgi verilmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karar süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Taraflar arasında davacının ödenmemiş ücret alacağının bulunup bulunmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı davalı işyerinde çalıştığı 7 yıl boyunca hiç bir şekilde ücret alamadığını iddia etmiş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 7 yıl boyunca ücret almadığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ve bu süreye ilişkin net 54.772,83 TL tutarındaki ücret alacağı hüküm altına alınmıştır.
Hâkim, davanın her safhasında, iki tarafın iddiaları sınırı içinde olmak üzere, tarafları dinleyebilir ve gerekli olan delillerin gösterilmesini ve verilmesini emredebilir.
Mahkemenin hüküm vermesi için, kendisine yöneltilen talebin formüle edilmesi ve ileri sürülmesi tarafların görevi ise de, bunları anlamlandırmak veya gerektiğinde açıklattırmak hâkimin görevidir. Ancak bu durum, hâkimin tarafların ileri sürmediği vakıaları ileri sürmelerine imkan vermesi veya hatırlatması anlamını taşımaz. Burada mevcut olmayanın talep edilmeyenin ortaya çıkartılması değil, talep edilenin netleştirilmesi, aydınlatılması, belirlenmesi söz konusudur.
Taraflarca getirilme ilkesi, hâkimin soru sorma ve davayı aydınlatma ödevi (m. 31) çerçevesinde yumuşatılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hâkimin davayı aydınlatma görevi” başlıklı 31.maddesine göre, “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu olduğu durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.”
Hâkimin davayı aydınlatma ödevi olarak ifade edilen bu düzenleme ile doğru hüküm verebilmesi ve maddi gerçeğin bulunabilmesi amaçlanmıştır. Düzenlemede her ne kadar “açıklama yaptırabilir” denilmişse de, bunun, hâkimin davayı aydınlatması için bir “ödev” olduğunu kabul etmek gerekir. Çünkü davayı aydınlatma ödevi sayesinde hâkim, iddia ve savunmanın doğru ve tam olarak anlaşılmasını sağlayacak ve bu şekilde doğru olmayan bir kararın verilmesini önleyecektir.
Görüldüğü üzere, hakimin davayı aydınlatma ödevine ilişkin 31. maddede, hakimin, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz ya da çelişkili gördüğü konular hakkında taraflara açıklama yaptırabileceği ve soru sorabileceği belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı davalı ... Çifti Mallarına devrediliğini beyan ettiği ... Malları Başkanlığı nezdinde 2007 yılında çalışlmaya başladığını, 7 yıl boyunca hiç hiç ücret almaksızın çalıştığını iddia etmiştir. Davalı ... Mallarını Koruma Başkalnlığı ise davacının idare bünyesinde herhangi bir çalışması bulunmadığını savunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 7 yıllık süre içerisinde hiç ücret almadığının tespiti ile bu süre üzerinden ücret hesabı yapılmıştır. Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davacının ücret alacağının kabulüne karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde emeği ile geçimini sağlayan bir işçinin, 7 yıl gibi oldukça uzun sayılacak süre içerisinde hiç ücret almaksızın çalışmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığından mahkemece davanın aydınlatılması ödevi çerçevesinde bu husus davacı asilden sorularak; bu süreçte hayatını nasıl idame ettirdiğininin, ücret almamasına rağmen hangi gerekçe ile çalışmaya devam ettiği hususlarının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ileyazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Taraflar arasında davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasının bulunup bulunmadığı hususlarında da uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Aynı ilkeler, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir.
Somut olayda, mahkemece davacı tanıklarının beyanı doğrultusunda davacının fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil alacağı konusundaki talepleri hüküm altına alınmış ise de; tanıklardan birinin muhtar azası, diğerinin ise belediye encümen üyesi olduğu ve davacı ile birlikte herhangi bir çalışmalarının bulunmadığı, anlaşılmaktadır. Davacı ile birlikte çalışması olmayan tanık beyanlarına itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir. Bu durumda dosya kapsamına göre yöntemince ispatlanamayan fazla çalışma ücreti alacağı, hafta tatili alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti konusundaki alacak taleplerinin reddi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi de hatalı olup bozma sebebidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 10.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.