14. Ceza Dairesi 2015/25 E. , 2018/53 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, hakaret, silahla tehdit, 6136 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.06.2005 gün ve 61/82 sayılı Kararında vurgulandığı üzere, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığını belirleme bakımından hüküm tarihindeki kanuni düzenlemenin dikkate alınması gerektiği, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 26. maddesiyle 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 2. madde ile hapis cezasından çevrilenler hariç sonuç olarak hükmedilen 3.000 TL’ye kadar (3.000 TL dahil) para cezaları kesin nitelikte olup CMUK"nın 305/1. maddesi gereğince kesin olan hükümlerin temyizi mümkün bulunmadığından, sanık hakkında hakaret suçundan doğrudan belirlenen 1.740 TL adli para cezasına ilişkin hükme yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK"nın 317. maddesi uyarınca Reddiyle, incelemenin sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, silahla tehdit ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık hakkında tehdit ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve silahla tehdit suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihinde resmi nikahlı eşi olan mağdureyi sürükleyerek hürriyetinden yoksun kıldığı sırada müşterek çocukları olan Ramazan"ı da yanında götüren sanığın, mağdur ..."a yönelik eyleminin velayet hakkı sebebiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden, sanık hakkında TCK"nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
Olay günü köyde kurulan pazara gitmekte olan mağdurenin yolunu keserek elindeki bıçakla tehdit ettikten sonra köyün çıkışına doğru sürükleyerek götüren sanığın mağdureyi ne kadar süreyle alıkoyduğu ve hangi mesafede eylemi sonlandırdığı tespit edilerek eylemin teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı değerlendirilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.05.2013 gün ve 2012/13-1543 Esas, 2013/257 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere “..5237 sayılı TCK"nın 43/1. maddesinde yer alan "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir" şeklindeki düzenleme nazara alındığında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, işlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir. Buna göre zincirleme suçta işlenen suçlar esasen müstakil varlıklarını sürdürmekle birlikte sanığın yararına olacak şekilde her bir suçtan ayrı ayrı ceza tayini yerine bu suçların sonuç ceza miktarı itibariyle en ağırından belirlenecek cezada eylemlerin zincirleme şekilde gerçekleşmesi nedeniyle 43. maddede belirtilen oranlar dahilinde arttırım yapılmaktadır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri aynı suç sayılır. Burada sanığın işlediği suçlardan bir kısmı suçun basit, bir kısmı da nitelikli hali ise ve nitelikli hal daha fazla ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hal ise ceza bunun üzerinden belirlenmeli, ancak nitelikli hal suçun basit şekline göre daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hal ise ceza suçun basit şekli üzerinden belirlenmelidir. Yine suçlardan birisinin tamamlanıp, diğerinin teşebbüs aşamasında kalması durumunda şayet suçlar aynı nitelikte ise tamamlanmış suçtan hüküm kurulmalıdır. Tamamlanmış olan eylem suçun basit halini, teşebbüs aşamasında kalmış eylem ise suçun nitelikli halini oluşturuyorsa, bu durumda her bir suç için o suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanun maddesindeki cezaların tatbiki suretiyle ayrı ayrı uygulama yapılarak sonucuna göre hangi suç daha ağır cezayı gerektiriyor ise o suç üzerinden zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Bununla birlikte zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek ceza, miktar itibariyle teselsülü oluşturan her bir suç için müstakil olarak belirlenen cezaların en ağırından az ve cezaların toplamlarından ise fazla olmamalıdır” şeklindeki tespitler göz önüne alınarak, sanık hakkında silahla tehdit suçundan temel ceza belirlendikten sonra 5237 sayılı 43. madde uyarınca arttırım yapılırken alt hadden ayrılma nedeni belirtildikten ve anılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararındaki kriterlere göre ayrı ayrı cezalar saptandıktan sonra karşılaştırma yapılarak hüküm kurulması yerine 43. madde uyarınca belirlenen arttırım miktarının teselsüle esas alınan ve aynı Kanunun 106/1-1. cümlesinde düzenlenen basit tehdit suçu için öngörülen cezayı geçecek şekilde belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Uygulamaya göre de;
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK"nın 109/2, 109/3-a, 109/3-e, 43, 35/2. maddeleri uyarınca belirlenen 3 yıl 9 ay hapis cezasından, aynı Kanunun 62/1. maddesine göre 1/6 oranında indirim yapıldığında sonuç cezanın 3 yıl 1 ay 15 gün yerine, 2 yıl 13 ay 15 gün olarak eksik belirlenmesi,
Hükümlerden sonra 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK"nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, ceza miktarları itibariyle kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK"nın 321 ve 326. maddeleri gereğince BOZULMASINA, 08.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.