3. Ceza Dairesi 2019/14993 E. , 2019/20320 K.
"İçtihat Metni"
Basit yaralama suçundan sanıklar ... ve ..."un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 62 ve 52. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2.000,00 (sanık ... yönünden iki kez) Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.01.2018 tarihli ve 2017/269 Esas, 2018/7 Karar sayılı kararlarına karşı Adalet Bakanlığının 26.09.2019 tarihli ve 2018/6721 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.10.2019 tarihli ve 2019/97466 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu"nun 231/5-6-8. maddesindeki "(5)Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (6)Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez (8)Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" şeklindeki düzenlemeler karşısında, suç tarihi itibariyle adli sicil kaydı bulunmayan sanıklar hakkında hükmolunan cezanın adlî para cezası olması, haklarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 62. maddesi uygulanan, dosyaya kişilik özellikleri ile ilgili herhangi bir olumsuzluk yansımayan sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanıp uygulanmaması konusunun tartışılması ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu"nun 231/6. maddesinde sayılan nesnel ve öznel koşulların değerlendirilip buna ilişkin gerekçelerin gösterilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK"nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2012 tarihli ve 2011/842 Esas, 2012/100 Karar sayılı, 10.04.2012 tarihli 2011/479 Esas, 2012/145 Karar sayılı ve 08.05.2012 tarihli 2011/449 Esas ve 2012/186 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; sanıkların müştekilere yönelik eylemleri neticesinde müştekilerin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmalarına neden oldukları, bununla ilgili müştekiler tarafından sarfedilen en azından hastaneye gidiş geliş masraflarının ödenmesi yönünde herhangi bir girişimde bulunulmadığı, müştekilerin şikayetlerinin devam edip sanıklar tarafından zararlarının giderildiğine dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, bu nedenle sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK"nin 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından olduğu kabul edilen suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi şartının yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle mahkemenin kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.01.2018 tarihli ve 2017/269 Esas, 2018/7 Karar sayılı kararlarına yönelik, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.11.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.