21. Hukuk Dairesi 2018/2451 E. , 2018/7573 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi
K A R A R
A)Davacı İstemi:
Dava, 01/02/1986 tarihinde davalı ... yanında çalıştığının tespitini ve 02.02.2015 tarihinden itibaren emekliliği hak ettiğinin tespiti istemine ilişkindir.
B)Davalı Cevabı:
Davalı işveren; cevap dilekçesi sunmamış katıldığı duruşmada davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, hak düşürücü süre itirazında bulunarak, 01.02.1986 tarihinde işe giriş bildirgesi olduğu ancak bu işe giriş bildirgesine istinaden prim yatırılmadığını ve dönem bodrosu verilmediğini belirterek yazılı belge ile ispatlanmayan davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
İlk derece mahkemesince ; “Tüm dosya kapsamı, dinlenen tanıklar, gelen belgeler ve denetime elverişli ayrıntılı bilirkişi raporuna göre davacının 01/02/1986 tarihinde davalı ... Kanbur adlı işyerinde toplam bir gün çalıştığının tespit edildiği, davacının yaşlılık aylığına başvurduğu 02/02/2015 tarihinde 4-A yaşlılık aylığına hak kazanmış olduğunun tespit edildiğinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle
“Davanın KABULÜ İle;
1-Davacının 01/02/1986 tarihinde 34975 işyeri nolu davalı ... adlı işyerinde asgari ücret üzerinden toplam 1 gün çalıştığının tespitine,
2-Davacının 02/02/2015 tarihinde 4-A yaşlılık aylığına hak kazanmış olduğunun TESPİTİ İle, davacıya tahsis telep tarihini takip eden aybaşından (01/03/2015) itibaren 4-A kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin TESPİTİNE,” karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu;
Davalı ... vekili, hak düşürücü süre itirazında bulunarak, davacının davalıya ait işyerinde sigortalı çalışmasına rastlanmadığını, davacının çalışma olgusunu yazılı delille ispatlaması gerektiğini ileri sürmüştür.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
Bölge Adliye Mahkemesince ""01.02.1986 tarihinde bir gün fiilen çalıştığı ve anılan tarihin sigortalılık süresinin başlangıcı olduğu belirgin olan ve 23.05.2002 tarihi itibarıyla 16 yıl 3 ay 22 günlük sigortalılık süresi bulunan davacının, Geçici 81. maddenin (B) bendinin 49 yaş, 25 yıl sigortalılık süresi, 5.300 prim ödeme gün sayısı koşullarının yer aldığı (f) alt bendine tabi olduğu, 01.03.2015 tarihinde davacı yönünden yaşlılık aylığı tahsisi için gereken şartların tümü gerçekleşmiş olup, buna ilişkin mahkeme kararının usul ve esas yönlerden hukuka uygun olduğuna kanaat getirilerek HMK"nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle
“Davalı ... vekilinin,... İş Mahkemesinin 06.04.2017 Tarih, 2015/156 Esas - 2017/250 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK"nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, ” karar verilmiştir.
E)Temyiz:
Davalı Kurum vekili “ Sadece işe giriş bildirgesinin varlığı çalışmanın ispatı değildir. Eksik incelemeyle hüküm kurulmuştur. ” gerekçeleriyle temyiz yoluna başvurmuştur
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 108.maddesinin 1. fıkrasında; " Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihtir." hükmü düzenlenmiştir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa"nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa"nın 2. maddesi ve 5510 sayılı Yasa"nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa"nın 6. maddesi ile 5510 sayılı Yasa"nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmeli, buna göre dönem bordrosunda yer alan ve davacının talep ettiği tarihte çalışması mevcut tanıklar ile gerektiğinde komşu işyerleri çalışanları olduğu kayıtlarla ya da kolluk yolu ile yaptırılacak araştırma ile belirlenen kimselerin beyanlarına başvurulmalı, sonucuna göre karar verilmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 01/01/1966 doğumlu davacının talep tarihinde 20 yaşında olduğu, 01/02/1986 tarihli işe giriş bildirgesinin, 34975 sicil numaralı, ... Cad. /.../ ... adresindeki, ... Azim fırını işyerinden 11/04/1986 tarihinde Kuruma verildiği, ATK raporunda ; Sigortalı işe giriş bildirgesinde atılı olan imzanın muhtemelen davacının el ürünü olduğu sonucuna varıldığı, ... sicil numaralı fırın işyerinin tescil bilgilerinde işverenin ..., adresin ... Cad. /.../ ... olarak görüldüğü, bu işyerinin 01/01/1981-10/10/1982 tarihleri arasında yasa kapsamında olduğu, işveren olarak adı geçen kişinin, muhtemelen tanık olarak dinlenen ... adlı kişiyle aynı kişi olduğu, beyanında;” ... "a ait ekmek fırınında15-20 gün birlikte çalıştıklarını” söylediği, davacının çakışan 1987/1. dönem çalışmalarının da bu işyerine ait olduğu, anılan işyerinden 1986/ dönem bordrosu verilmediğinin bildirildiği, ... ’a ait işyeri tescil bilgilerinin dosyada olmadığı, tanıkların bu işyerinde birlikte çalıştıklarını beyan ettikleri ancak sigorta kayıtlarının getirtilmediği, Emniyet araştırmasıyla; işverenin ameliyat olduğu ve konuşamayacak durumda olduğu, bilgisine başvurulamayacağının tespit edildiği, davacının hizmet cetvelinde 1987/1. dönemdeki 4/a çalışmasının askerlikle çakışması nedeniyle iptal edildiği, bir sonraki çalışması olan18/12/2000tarihinin ilk işe giriş olarak kabul edildiği, 02/02/2015 tarihli tahsis talebinin sigorta başlangıcının 18/12/2000 olarak kabul edilmesi nedeniyle reddedildiği, 02/06/1986-02/12/1987 tarihleri arasında askerlik yaptığı, eylemli çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla sağlıklı bir biçimde belirlenmeden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; ... ’a ait işyerinin tescil bilgilerini, talep tarihinde kanun kapsamında olup olmadığını, dönem bordrosu olup olmadığını Kurumdan sormak, bu işyerinin varlığını Ticaret Odası, Vergi Dairesi ve Belediye kayıtlarından araştırmak, 34975 sicil numaralı fırın işyerinin tescil bilgilerindeki işverenin tanık olarak dinlenen kişi olup olmadığını teyit etmek, dinlenen tanıkların sigorta kayıtlarını getirtip, beyanlarının içeriğini sorgulamak, komşu işyeri tanığı araştırmak, Kurumdan, Belediye"den ve Vergi Dairesinden sorulmak suretiyle ayrıca zabıta marifetiyle sağlıklı bir araştırma yaptırılarak komşu işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tespit etmek, sonrasında bu işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının kayıtları SGK’dan getirtilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Bölge adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına ve ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
G)SONUÇ:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK"nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.