3. Ceza Dairesi 2019/14996 E. , 2019/20332 K.
"İçtihat Metni"
Kasten yaralama suçundan sanık ..."ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 86/1, 86/3-e ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun’un 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına dair Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.11.2014 tarihli ve 2011/35 Esas, 2014/1300 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 03.10.2019 tarihli ve 2019/1288 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.10.2019 tarihli ve 2019/97746 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1) Sanığın olay günü yolcu olarak bulunduğu otobüste şoför ve muavinle arasında ücret yüzünden başlayan tartışma sonucu her iki tarafın da yaralanmasıyla sonuçlanan olayda, diğer sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükmünün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 19.12.2017 tarihli ve 2017/4702 Esas, 2017/16958 Karar sayılı ilâmı ile sanıklar lehine bozma kararı verildiği, Yargıtay bozma ilâmında da belirtildiği gibi, meydana gelen olayda her iki tarafın da yaralanmış olduğu ve dosya kapsamındaki delillerden kavgaya hangi tarafın haksız hareketi ile sebebiyet verdiğinin kesin olarak belirlenememesi karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 29. maddesi uyarınca haksız tahrik indiriminin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
2) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 58. maddesinde yer alan " (1)Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez. (2)Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı; a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, Geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz. " şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, tekerrüre esas alınan Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.03.2009 tarihli ve 2008/916 Esas, 2009/179 sayılı kararında doğrudan kesin nitelikte adlî para cezasına hükmolunduğu, dolayısıyla anılan ilâmın tekerrüre esas alınamayacağı, ancak sanığın adlî sicil kaydında bulunan Datça Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2006 tarih ve 2004/76 Esas, 2005/1153 sayılı kararı ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 456/4. maddesi uyarınca verilen 6 ay hapis cezası ilâmının tekerrüre esas olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK"nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkındaki (1) numaralı talebin incelenmesinde;
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.)
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; sanık Çet,n Akdağ hakkında, mahkemece yargılama yapılarak deliller usulünce değerlendirilerek mağdur Mustafa Sosar’ı basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralama eyleminden TCK’nin 86/1, 86/3-e, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği; kanun yararına bozmaya konu edilen Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.11.2014 tarihli ve 2011/35 Esas, 2014/1300 Karar sayılı mahkumiyet kararına yönelik ileri sürülen hukuka aykırılığın 5271 sayılı CMK"nin 309. maddesindeki hallere dahil olmayıp hakimin takdir hakkına ilişkin olduğu, mahkemenin de sanık hakkında TCK’nin 29. maddesini uygulamadığı ve takdir hakkını bu yönde kullandığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu nedenle Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen (1) numaralı düşünce yerinde görülmeyerek bu konudaki kanun yararına bozma talebinin REDDİNE,
2) Sanık hakkındaki (2) numaralı talebin incelenmesinde;
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden; sanık ... hakkındaki Mustafa’yı yaralamadan Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.11.2014 tarihli ve 2011/35 Esas, 2014/1300 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nin 309/4. maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, hüküm fıkrasındaki sanık hakkındaki TCK’nin 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın çıkarılarak yerine “Datça Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2006 tarihli, 11.03.2009 tarihinde kesinleşen, 2004/76 Esas ve 2006/84 Karar sayılı ilamı ile 765 sayılı TCK"nin 456/4 ve 457/1. maddeleri uyarınca verilen 6 ay hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün tekerrüre esas alınmasına, sanık hakkında 5237 sayılı TCK"nin 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, 1412 sayılı CMUK"un 326/son maddesi uyarınca aleyhe değiştirmeme ilkesi gözetilerek 5275 sayılı Kanun"un 108/2. maddesi gereğince mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.03.2009 tarihli, 2008/916 Esas ve 2009/179 Karar sayılı ilamı esas alınarak belirlenmesine” paragrafının eklenmesine, infazın bu şekilde yapılmasına, diğer kısımların aynen bırakılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.11.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.