Abaküs Yazılım
8. Daire
Esas No: 2021/7211
Karar No: 2022/2610
Karar Tarihi: 12.04.2022

Danıştay 8. Daire 2021/7211 Esas 2022/2610 Karar Sayılı İlamı

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/7211 E.  ,  2022/2610 K.

    "İçtihat Metni"

    T.C.
    D A N I Ş T A Y
    SEKİZİNCİ DAİRE
    Esas No : 2021/7211
    Karar No : 2022/2610

    DAVACI : …
    VEKİLİ : Av. …

    DAVALILAR : 1- …

    2- … Bakanlığı
    VEKİLİ : Av. …

    3- … Bankası Anonim Şirketi
    VEKİLİ : Av. …

    DAVANIN KONUSU :
    Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair 4208 sayılı Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 6/2-a bendi ile Halk Bankası Genel Müdürlüğünün … gün ve … sayılı işlemin iptali istenilmektedir.

    DAVACININ İDDİALARI :
    Müvekkilinin bir dava nedeniyle kendisine gönderdiği masraf avansını almak üzere Banka şubesine gittiğinde avukat kimliğini ibraz etmesine rağmen kimliğinin, Karaparanın Önlenmesine Dair 4208 sayılı Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte belirtilen kimlik tesbitinde kullanılacak belgeler dışında bir belge olduğundan bahisle kabul edilmediği, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 9. maddesinde, avukat kimliğinin resmi kimlik hükmünde olduğunun belirtildiği, dava konusu Yönetmelik hükmünün Avukatlık Kanununa ve normlar hiyerarşisine aykırı olduğu iddia edilmiştir.

    SAVUNMALARIN ÖZETİ :
    1- …'nın Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir.
    2- … Bakanlığı'nın Savunmasının Özeti : Yönetmelikte her türlü resmi kimlik belgesi üzerinden değil yanlızca ismen sayılan resmi kimlik belgeleri üzerinden kimlik tespiti yapılmasının öngörüldüğü, avukat kimliklerinin mesleki bir gruba ait olması nedeniyle bu kimliklerin "kimlik tespiti" uygulamasında kabul edilmesinin, diğer meslek gruplarının da benzer düzenlemeler yapmasına yol açacağı, bunun da uygulamada ciddi zararların ortaya çıkmasına neden olacağı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
    3- … Bankası Genel Müdürlüğü'nün Savunmasının Özeti : İptali istenilen Yönetmeliği uygulayan kurumların bu davada hasım olamayacağı gibi, davacının güncel menfaatinin olmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

    DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
    DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Halk Bankası Genel Müdürlüğünün … gün ve … sayılı işleminin iptali gerektiği düşünülmektedir.

    DANIŞTAY SAVCISI : …
    DÜŞÜNCESİ : Dava; Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair 4208 sayılı Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi ile bu hükme dayanılarak tesis edilen Türkiye Halk Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğünün … günlü, … sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
    Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun 06/07/2020 günlü ve E:2018/6429, K:2020/3094 sayılı kararıyla; Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair 4208 sayılı Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 6/2-a bendinde davacının talebi doğrultusunda 30/10/2017 tarih ve 2017/10938 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişiklik yapıldığından yönetmelik yönünden karar verilmesine yer olmadığına, yine bu değişiklikle hukuki dayanaktan yoksun kalan dava konusu bireysel işlemde de bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, Türkiye Halk Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin iptaline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, anılan karar temyiz incelemesi sonucunda; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/06/2021 günlü ve E:2020/3374, K:2021/1149 sayılı kararıyla, bireysel işlemin iptali ile yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden bozulmuş olmakla bozma kararı doğrultusunda dosya yeniden incelendi. Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanunun 15. maddesinde, "Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin olarak bilgi verme, kimlik tespiti, araştırma ve inceleme yöntemleri, şüpheli işlemler, aklamaya konu menfaat ve değerlerin belirlenmesine dair gerekli düzenlemelerin yapılması, Koordinasyon Kurulunun yönetim, toplanma ve çalışma esas ve usulleri, toplantı ve karar nisabına ilişkin hususlar, Bakanlar Kurulunca bu Kanunun yayım tarihini izleyen altı ay içinde çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almıştır.
    Anılan Kanun hükmü uyarınca çıkarılan ve 02/07/1997 gün ve 23037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin, "Kimlik Tespit Usulü" başlıklı değişik 6. maddesinde, kimlik tespitinin bu maddede sayılan belgelerin aslının veya noterce onaylanmış suretlerinin ibrazı sonrası okunabilir fotokopilerinin alınması veya işlemle ilgili evrakın arkasına kimlik bilgilerinin kaydı suretiyle yapılacağı, kimlik tespitinde kullanılacak belgelerin Türk uyruklu gerçek kişiler için nüfus hüviyet cüzdanı, sürücü belgesi veya pasaport olduğu, aynı maddenin son fıkrasında da, Başkanlığın kimlik tespitinin zorunluluğuna ilişkin usul ve esaslar ile kimlik tespitine esas belge nevini belirlemeye yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
    18/10/2006 tarihli ve 26323 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun 26. maddesi ile 4208 sayılı Kanunun 6. maddesi yürürlükten kaldırılmış fakat aynı doğrultuda bir düzenleme getiren 3. maddesi ile "Yükümlüler, kendileri nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce, işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit etmek zorundadır. Kimlik tespitine esas belge nevilerini belirlemeye Bakanlık yetkili olup, kimlik tespitini gerektiren işlem türleri, bunların parasal sınırları ve konuyla ilgili diğer usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir." hükmü getirilmiştir.
    Dava konusu Yönetmeliği kaldıran ve aynı düzenlemenin yer aldığı Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinde de ilgilinin adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı, uyruğu ve kimlik belgesinin türü ve numarasına ilişkin bilgilerin doğruluğu; Türk uyruklular için T.C. nüfus cüzdanı, T.C. sürücü belgesi veya pasaport ile teyit edileceği belirtilmiş ve yönetmelik yürürlükten kalkmasına karşın iptali istenilen kuralın yeni yönetmelikle devamı sağlanmıştır.
    Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5043 sayılı Kanun ile değişik 9. maddesinde ise, avukat kimliklerinin, tüm resmi ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilecek resmi kimlik olduğu kurala bağlanmıştır.
    Anayasanın 135.maddesinde hukuki yapısı ve amacı düzenlenen ve yine Anayasanın 123.maddesinde öngörülen idarenin bütünlüğü ilkesi içerisinde hizmet yerinden yönetim kuruluşu olarak yer alan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan Türkiye Barolar Birliğince üyelerine verilen avukat kimliğinin resmi niteliğe sahip olduğunda ve meslek mensubunu tanıtması açısından yurt çapında geçerli olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
    Kaldı ki, 1136 sayılı Kanunun 9. ve Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 13. maddesine dayanılarak hazırlanan Avukatlık Kimlik Kartı ve Barokart Sistemine Entegre Akıllı Kart Basım Yönergesinde yer alan düzenlemeler uyarınca Türkiye Barolar Birliği tarafından tektip basılan avukat kimlik kartlarında, yukarıda aktarılan Yönetmelikte tespit edilmesi zorunlu olduğu belirlenen bilgiler ayrıntılı olarak yer almaktadır. Bir başka anlatımla, avukat kimlikleri hazırlanırken ilgililerinin nüfus cüzdanlarında yer alan bilgileri esas alınmakta ve bu bu bilgilere yer verilmektedir. Mevcut hali ile avukat kimliklerinin sadece bir meslek grubunun ve ilişkili olduğu kişilerin yeterli bilgiye sahip olabildiği belge niteliğinde olmadığı, aynı zamanda yukarıda aktarılan Yönetmelik maddesinde öngörülen detaylı bilgileride içeren ve ayırt edici özellikleri tespit edilebilir nitelikte kimlik belgeleri olduğu açıktır.
    Bu açıklamalardan, ihtiva ettiği bilgilerde dikkate alındığında avukat kimliklerinin, Avukatlık Kanununun açık hükmü doğrultusunda resmi nitelik taşıyan kimlik şeklinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bir başka anlatımla, Avukatlık Kanununda, avukat kimliklerinin yalnızca yürütülen mesleki faaliyetle ilişkili olmadığı genel/geçerli bir kimlik olduğu öngörülerek, kimlik belgeleri de bu hususa uygun bir şekilde düzenlenmektedir.
    Öte yandan, 4208 ve 5549 sayılı Kanunlarda yer alan kuralların etkili bir şekilde uygulanabilmesi bakımından kimlik tespitinin önem arz ettiği açıktır. Bu sebeple, yasa koyucu tarafından idareye düzenleme yapma yetkisi tanınmıştır. Böylece, yasa koyucu kimlik tespitinin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde yapılmasını temin etmeye yönelik düzenlemeler yapılmasını amaçlamıştır.
    Söz konusu Yönetmeliklerde, kimlik tespitinde gerekli olan bilgiler ve dava konusu maddede de bu bilgileri doğrulatmada esas alınacak belgeler sayma yolu ile belirlenmiş, ancak bu belgelerden içerdiği bilgiler açısından diğerlerinde her hangi bir farkı bulunmadığı halde avukat kimliklerine yer verilmemiş, bu eksik düzenlemeyle avukat kimlikleri bu Yönetmelikler açısından güvenilir/geçerli bir belge olarak kabul edilmemiştir. Oysa eksik düzenleme ile oluşan bu kabul, yasa koyucunun bir başka yasal düzenleme ile avukat kimliklerinin tüm resmi ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilecek resmi kimlik olduğuna ilişkin genel kural koyan iradesini ortadan kaldırmaktadır.
    Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan eksik ve bu haliyle hukuka aykırı olan Yönetmelik maddesi uyarınca tesis edilen işlemde de hukuka uyarlık bulunmadığı ve iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Hüküm veren Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince 2575 sayılı Yasaya 3619 sayılı Yasayla eklenen Ek 1 maddesi hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda işin gereği görüşüldü.

    HUKUKİ SÜREÇ :
    Avukat olan davacı tarafından, davalı Bankanın Akhisar Şubesinde avukatlık kimliğini ibraz ederek işlem yapmak istemesi ve söz konusu kimliğin şube tarafından kabul edilmemesi üzerine Türkiye Barolar Birliği ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu nezdinde şikayette bulunduğu, şikayetin davalı Bankaya iletilmesi üzerine; Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığının 4208 sayılı Kanun ve dava konusu Yönetmeliğe dayanılan avukatlık kimliğinin kimlik tespitine esas belge olarak kabul edilmeyeceği yolundaki yazılarının Türkiye Bankalar Birliğince taraflarına gönderildiği belirtilerek, söz konusu kimliğin dava konusu Yönetmelikte sayılan kimliklerden bir tanesi ile teyit edilmesi durumunda işlem yapılabileceği yönündeki dava konusu Halk Bankası Genel Müdürlüğü'nün … gün ve … sayılı işlemi ile dayanağı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair 4208 sayılı Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 6/2-a bendinin iptali istenilmektedir.

    İNCELEME VE GEREKÇE:
    İlgili Mevzuat:
    Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanunun 15/1 maddesinde, "Bu kanunun uygulanmasına ilişkin olarak bilgi verme, kimlik tespiti, araştırma ve inceleme yöntemleri, şüpheli işlemler, aklamaya konu menfaat ve değerlerin belirlenmesine dair gerekli düzenlemelerin yapılması; Koordinasyon Kurulunun yönetim, toplanma ve çalışma esas ve usulleri, toplantı ve karar nisabına ilişkin hususlar, Bakanlar Kurulunca bu Kanunun yayım tarihini izleyen altı ay içinde çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir." hükmü yer almıştır.
    18.10.2006 gün ve 26323 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 26. maddesinde yer alan "13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı Kanunun 1, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 12 ve 14 üncü maddeleri, 2 nci maddesinin (a), (b), (d) ve (e) bentleri ile 15 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır." düzenlemesi ile 4208 sayılı Kanunun 15/1. maddesi yürürlükten kaldırılmış fakat aynı doğrultuda bir düzenleme getiren 3. maddesi ile "Yükümlüler, kendileri nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce, işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit etmek zorundadır. Kimlik tespitine esas belge nevilerini belirlemeye Bakanlık yetkili olup, kimlik tespitini gerektiren işlem türleri, bunların parasal sınırları ve konuyla ilgili diğer usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir." hükmü getirilmiştir.
    1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5043 sayılı Kanun ile değişik 9. maddesinde, "Avukat kimlikleri, tüm resmî ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilecek resmî kimlik hükmündedir“ düzenlemesi yer almaktadır.
    Dava konusu Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair 4208 sayılı Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin işlem tarihinde yürürlükte bulunan 6. maddesinde, "(Değişik: 13/1/2000-2000/65 K.) Kimlik tespiti; bu maddede sayılan belgelerin aslının veya noterce onaylanmış suretlerinin ibrazı sonrası okunabilir fotokopilerinin alınması veya işlemle ilgili evrakın arkasına kimlik bilgilerinin kaydı suretiyle yapılır. Tespit sırasında işlemi yapan gerçek kişinin beyan ettiği adres de kaydedilir. Kimlik tespitinde kullanılacak belgeler aşağıda sayılmıştır:
    a)Türk uyruklu gerçek kişiler için nüfus hüviyet cüzdanı, sürücü belgesi veya pasaport,
    ........
    Başkanlık kimlik tespiti zorunluluğuna ilişkin usul ve esaslar ile kimlik tespitine esas belge nevini belirlemeye yetkilidir.” düzenmesine yer verilmiştir.
    09/01/2008 gün ve 26751 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 50. maddesinde "3/6/1997 tarihli ve 97/9523 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair 4208 Sayılı Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır." düzenlemesi ile önceki yönetmelik yürülükten kaldırılmış ancak aynı yönetmeliğin 6. maddesiyle "(1) Gerçek kişilerin kimlik tespitinde; ilgilinin adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı, uyruğu, Türk vatandaşları için T.C. kimlik numarası, kimlik belgesinin türü ve numarası, adresi ve imza örneği, varsa telefon numarası, faks numarası, elektronik posta adresi ile iş ve mesleğine ilişkin bilgiler alınır.
    (2) İlgilinin adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı, uyruğu ve kimlik belgesinin türü ve numarasına ilişkin bilgilerin doğruluğu;
    a) Türk uyruklular için T.C. nüfus cüzdanı, T.C. sürücü belgesi veya pasaport," düzenlemesi ile önceki düzenlemeyle aynı doğrultuda bir hükme yer verilmiştir.
    Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin en son halinde ise, "(1) (Değişik: 28/12/2009-2009/15720 K.) Gerçek kişilerin kimlik tespitinde; ilgilinin adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, uyruğu, kimlik belgesinin türü ve numarası, adresi ve imza örneği, varsa telefon numarası, faks numarası, elektronik posta adresi, iş ve mesleğine ilişkin bilgiler ile Türk vatandaşları için bu bilgilere ilave olarak anne, baba adı ve T.C. kimlik numarası alınır.
    (2) İlgilinin adı, soyadı, doğum (…) tarihi, T.C. kimlik numarası ve kimlik belgesinin türü ve numarasına ilişkin bilgilerin doğruluğu;
    a) Türk uyruklular için T.C. nüfus cüzdanı, T.C. sürücü belgesi veya pasaport ile üzerinde T.C kimlik numarası bulunan ve özel kanunlarında resmi kimlik hükmünde olduğu açıkça belirtilen kimlik belgeleri," düzenlemesiyle, 30/10/2017 tarihli ve 2017/10938 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Yönetmeliğin 1 inci maddesiyle, bu bende “pasaport” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile üzerinde T.C kimlik numarası bulunan ve özel kanunlarında resmi kimlik hükmünde olduğu açıkça belirtilen kimlik belgeleri” ibaresi eklenmiştir.

    MADDİ OLAY:
    Davacı tarafından Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair 4208 sayılı Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 6/2. fıkrasının (a) bendi ile Halk Bankası Genel Müdürlüğünün … gün ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 06.07.2020 tarihli E:2018/6429 K:2020/3094 sayılı kararı ile dava konusu yönetmelik maddesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bireysel işlem yönünden ise dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, anılan kararın davalılardan Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Türkiye Halk Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmesi üzerine, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 03.06.2021 tarih ve E:2020/3374 K:2021/1149 sayılı kararıyla, bireysel işlem yönünden, işlem tarihinde yürürlükte bulunan dava konusu düzenleyici işlemin hukuka uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmaksızın, 09/01/2008 tarih ve 26751 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendine, 30/10/2017 tarih ve 2017/10938 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Yönetmeliğin 1. maddesiyle, “pasaport” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile üzerinde T.C. kimlik numarası bulunan ve özel kanunlarında resmi kimlik hükmünde olduğu açıkça belirtilen kimlik belgeleri” ibaresi eklenerek davacının talebi doğrultusunda düzenleme yapılmış olması nedeniyle, hukuki dayanaktan yoksun kaldığı gerekçesiyle bireysel işlemin iptaline karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı, düzenleyici işlemin iptali istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığı ve bireysel işlemin iptali ile neticelenen bu davada, hükmün karar verilmesine yer olmadığına yönelik kısmı hakkında temyiz isteminde bulunulmadığından, kararın bu kısmının kesinleştiği göz önünde bulundurulduğunda, davalı idarenin yargılama giderlerinden bu kısım nedeniyle doğan bir sorumluluğu bulunduğu ve davacı lehine bu kısım nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği açık ise de, temyize konu kararın iptale ilişkin kısmına yönelik bozma kararı üzerine, Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunca uyuşmazlığın bu kısmı hakkında bozma gerekçesi dikkate alınarak, yeniden bir karar verileceğinden, hükmedilecek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin takdirinde bu kısım hakkında verilecek kararın da dikkate alınacağı, bu itibarla, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden de temyize konu kararda hukuki isabet görülmediği belirtilerek, davalı idarelerden Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Türkiye Halk Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğünün temyiz istemlerinin kabulüne, temyize konu Dairemizin 06/07/2020 tarih ve E:2018/6429, K:2020/3094 sayılı kararının, bireysel işlemin iptali ile yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısımlarının bozulmasına hükmedilmiştir.
    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının Danıştay'da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Kanunun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 4. fıkrasında da, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
    Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca İdare mahkemelerinin bozmaya uymayarak eski kararlarında ısrar edebilmeleri mümkün iken, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması durumunda ısrar olanağı tanınmamıştır.
    Bu nedenle, bozma kararı gözönünde bulundurularak, bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
    Halk Bankası Genel Müdürlüğünün … gün ve … sayılı işleminin incelenmesi;
    Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanunun 15. maddesinde, "Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin olarak bilgi verme, kimlik tespiti, araştırma ve inceleme yöntemleri, şüpheli işlemler, aklamaya konu menfaat ve değerlerin belirlenmesine dair gerekli düzenlemelerin yapılması, Koordinasyon Kurulunun yönetim, toplanma ve çalışma esas ve usulleri, toplantı ve karar nisabına ilişkin hususlar, Bakanlar Kurulunca bu Kanunun yayım tarihini izleyen altı ay içinde çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almıştır.
    Anılan Kanun hükmü uyarınca çıkarılan ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan 02/07/1997 gün ve 23037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin, "Kimlik Tespit Usulü" başlıklı (Değişik: 13/1/2000-2000/65 K.) 6. maddesinde, kimlik tespitinin bu maddede sayılan belgelerin aslının veya noterce onaylanmış suretlerinin ibrazı sonrası okunabilir fotokopilerinin alınması veya işlemle ilgili evrakın arkasına kimlik bilgilerinin kaydı suretiyle yapılacağı, kimlik tespitinde kullanılacak belgelerin Türk uyruklu gerçek kişiler için nüfus hüviyet cüzdanı, sürücü belgesi veya pasaport olduğu, aynı maddenin son fıkrasında da, Başkanlığın kimlik tespitinin zorunluluğuna ilişkin usul ve esaslar ile kimlik tespitine esas belge nevini belirlemeye yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
    07/04/1969 tarihli ve 13168 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun, (Değişik dördüncü fıkra: 13/1/2004 – 5043/1 md.) 9. maddesinin 4. fıkrasında ise, avukat kimliklerinin, tüm resmi ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilecek resmi kimlik olduğu kurala bağlanmıştır.
    Anayasanın 135. maddesinde hukuki yapısı ve amacı düzenlenen ve yine Anayasanın 123. maddesinde öngörülen idarenin bütünlüğü ilkesi içerisinde hizmet yerinden yönetim kuruluşu olarak yer alan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan Türkiye Barolar Birliğince üyelerine verilen avukat kimliğinin resmi niteliğe sahip olduğundan ve meslek mensubunu tanıtması açısından yurt çapında geçerli olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
    Kaldı ki, 1136 sayılı Kanunun 9. ve Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 13. maddesine dayanılarak hazırlanan Avukatlık Kimlik Kartı ve Barokart Sistemine Entegre Akıllı Kart Basım Yönergesinde yer alan düzenlemeler uyarınca Türkiye Barolar Birliği tarafından tek tip basılan avukat kimlik kartlarında, yukarıda aktarılan Yönetmelikte tespit edilmesi zorunlu olduğu belirlenen bilgiler ayrıntılı olarak yer almaktadır. Bir başka anlatımla, avukat kimlikleri hazırlanırken ilgililerinin nüfus cüzdanlarında yer alan bilgileri esas alınmakta ve bu bu bilgilere yer verilmektedir. Mevcut hali ile avukat kimliklerinin sadece bir meslek grubunun ve ilişkili olduğu kişilerin yeterli bilgiye sahip olabildiği belge niteliğinde olmadığı, aynı zamanda yukarıda aktarılan Yönetmelik maddesinde öngörülen detaylı bilgileride içeren ve ayırt edici özellikleri tespit edilebilir nitelikte kimlik belgeleri olduğu açıktır.
    Bu açıklamalardan, avukat kimliklerinin Avukatlık Kanununun açık hükmü doğrultusunda resmi nitelik taşıyan kimlik şeklinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bir başka anlatımla, Avukatlık Kanununda, avukat kimliklerinin yalnızca yürütülen mesleki faaliyetle ilişkili olmadığı genel/geçerli bir kimlik olduğu öngörülerek, kimlik belgeleri de bu hususa uygun bir şekilde düzenlenmektedir.
    Öte yandan, 4208 ve 5549 sayılı Kanunlarda yer alan kuralların etkili bir şekilde uygulanabilmesi bakımından kimlik tespitinin önem arz ettiği açıktır. Bu sebeple, yasa koyucu tarafından idareye düzenleme yapma yetkisi tanınmıştır. Böylece, yasa koyucu kimlik tespitinin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde yapılmasını temin etmeye yönelik düzenlemeler yapılmasını amaçlamıştır.
    Söz konusu Yönetmeliklerde, kimlik tespitinde gerekli olan bilgiler ve dava konusu maddede de bu bilgileri doğrulatmada esas alınacak belgeler sayma yolu ile belirlenmiş, ancak bu belgelerden içerdiği bilgiler açısından diğerlerinde herhangi bir farkı bulunmadığı halde avukat kimliklerine yer verilmemiş, bu eksik düzenlemeyle avukat kimlikleri bu Yönetmelikler açısından güvenilir/geçerli bir belge olarak kabul edilmemiştir. Oysa eksik düzenleme ile oluşan bu kabul, yasa koyucunun bir başka yasal düzenleme ile avukat kimliklerinin tüm resmi ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilecek resmi kimlik olduğuna ilişkin genel kural koyan iradesini ortadan kaldırmaktadır.
    Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu'nun, 9. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen avukat kimliklerinin, tüm resmi ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilecek resmi kimlik olduğu hükmüne rağmen, Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair 4208 sayılı Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte düzenlenen kimlik tespitinde kullanılacak belgeler arasında sayılmamasının eksik düzenleme içerdiği ve bu haliyle hukuka aykırı olan Yönetmelik maddesi uyarınca tesis edilen işlemde de bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

    KARAR SONUCU:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Halk Bankası Genel Müdürlüğünün … gün ve … sayılı işleminin iptaline,
    2- Dava sonuç olarak kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen iptal ile sonuçlandığından aşağıda dökümü yapılan … TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, temyiz aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
    3- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için öngörülen …-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
    4- Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
    5- Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
    12/04/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


    KARŞI OY :
    X- Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanunun 15/1 maddesinde, "Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin olarak bilgi verme, kimlik tespiti, araştırma ve inceleme yöntemleri, şüpheli işlemler, aklamaya konu menfaat ve değerlerin belirlenmesine dair gerekli düzenlemelerin yapılması, Koordinasyon Kurulunun yönetim, toplanma ve çalışma esas ve usulleri, toplantı ve karar nisabına ilişkin hususlar, Bakanlar Kurulunca bu Kanunun yayım tarihini izleyen altı ay içinde çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almıştır.
    Anılan Kanun hükmü uyarınca çıkarılan ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan 02/07/1997 gün ve 23037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin, "Kimlik Tespit Usulü" başlıklı (Değişik: 13/1/2000-2000/65 K.) 6. maddesinde, kimlik tespitinin bu maddede sayılan belgelerin aslının veya noterce onaylanmış suretlerinin ibrazı sonrası okunabilir fotokopilerinin alınması veya işlemle ilgili evrakın arkasına kimlik bilgilerinin kaydı suretiyle yapılacağı, kimlik tespitinde kullanılacak belgelerin Türk uyruklu gerçek kişiler için nüfus hüviyet cüzdanı, sürücü belgesi veya pasaport olduğu, aynı maddenin son fıkrasında da, Başkanlığın kimlik tespitinin zorunluluğuna ilişkin usul ve esaslar ile kimlik tespitine esas belge nevini belirlemeye yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
    18/10/2006 tarihli ve 26323 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun 26. maddesi ile 4208 sayılı Kanunun 6. maddesi yürürlükten kaldırılmış fakat aynı doğrultuda bir düzenleme getiren 3. maddesi ile "Yükümlüler, kendileri nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce, işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit etmek zorundadır. Kimlik tespitine esas belge nevilerini belirlemeye Bakanlık yetkili olup, kimlik tespitini gerektiren işlem türleri, bunların parasal sınırları ve konuyla ilgili diğer usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir." hükmü getirilmiştir.
    Dava konusu Yönetmeliği kaldıran ve aynı düzenlemenin yer aldığı Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinde de ilgilinin adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı, uyruğu ve kimlik belgesinin türü ve numarasına ilişkin bilgilerin doğruluğu; Türk uyruklular için T.C. nüfus cüzdanı, T.C. sürücü belgesi veya pasaport ile teyit edileceği belirtilmiş ve yönetmelik yürürlükten kalkmasına karşın iptali istenilen kuralın yeni yönetmelikle devamı sağlanmıştır.
    Dolayısıyla her ne kadar mezkur Yönetmelikte, 30/10/2017 tarihli ve 2017/10938 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Yönetmeliğin 1 inci maddesiyle, bu bende “pasaport” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile üzerinde T.C kimlik numarası bulunan ve özel kanunlarında resmi kimlik hükmünde olduğu açıkça belirtilen kimlik belgeleri” ibaresi ile değişiklik yapılarak davacının talebini doğrultusunda düzenleme yapılmış ise de işlem tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri ve içtihatlara uygun olarak, davacının Türkiye Barolar Birliği ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu nezdinde yaptığı şikayetin davalı Bankaya iletilmesi üzerine; Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığının 4208 sayılı Kanun ve dava konusu Yönetmeliğe dayanılan avukatlık kimliğinin kimlik tespitine esas belge olarak kabul edilmeyeceği yolundaki yazılarının Türkiye Bankalar Birliğince taraflarına gönderildiği belirtilerek, söz konusu kimliğin dava konusu Yönetmelikte sayılan kimlikler ile teyit edilmesi durumunda işlem yapılabileceği yönündeki dava konusu Halk Bankası Genel Müdürlüğü'nün … gün ve … sayılı işlemi yönünden, işlem tarihindeki mevzuat hükümlerine göre hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi