
Esas No: 2017/3396
Karar No: 2017/7471
Karar Tarihi: 31.10.2017
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/3396 Esas 2017/7471 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit ve alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. ... gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan taraf vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında leasing sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin genel işlem şartları içerdiği gibi müvekkiline bir örneğinin verilmediğini ve sözleşme maddeleri hakkında müvekkilinin mutabakatının sağlanmadığını, davalı bankanın müvekkiline haber vermeden leasing bedeli olan 2.500.000,00 TL"nin %2"si oranında hesapladığı şube komisyonu adı altındaki miktarı müvekkilinin mevduat hesabında bulunan 21.000,00 TL"sine el koymak ve müvekkilinin bilgi ve talimatı bulunmaksızın müvekkiline 31.000,00 TL kredi kullandırmak suretiyle tahsil ettiğini, bu işlemlerin hiç birisine müvekkili tarafında muvafakat verilmediğini, davalıya çekilen ihtardan da sonuç alınamadığını ileri sürerek, davalı ... tarafından el konulan 21.000,00 TL mevduatın müvekkiline iadesi ile müvekkilinin davalıya 31.000,00 borçlu olmadığının tespitine ve müvekkilinin uğradığı zararın şimdilik 1.000,00 TL"sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanmış bir leasing sözleşmesi bulunmadığını, leasing sözleşmesinin ancak leasing şirketleri ile yapılabileceğini, müvekkili ile davalı arasında 2006 yılından bu yana devam eden bir kredi ilişkisi bulunduğunu, en son 09/07/2012 tarihli genel kredi sözleşmesi düzenlendiğini ve davacının limitinin 10.000.000,00 TL"ye yükseltildiğini, sözleşmenin bazı hükümlerinin davacı aleyhine olabileceği hususuda davacıya gerekli bilgilendirmenin yapıldığını ve davacıya sözleşme öncesi bilgi formunun verildiğini, müvekkili bankanın kullanılan ticari kredi nedeniyle sözleşmeye uygun olarak komisyon ve masraf tahsil ettiğini, davacının kendisine tebliğ edilen kredi hesap özetine itiraz etmediğini, müvekkilinin davalıya talimatsız kredi kullandırtmasının söz konusu olmadığını davacını uğramış olduğu bir zaar bulunmadığı için 1.000,00 TL zarar tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankadan kullandığı kredi nedeniyle iadesi gereken bir alacağın oluşmadığı, ancak ipotek tesisine ilişkin olarak bankanın fazladan tahsilatı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.012,61 TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 31/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.