14. Hukuk Dairesi 2015/11766 E. , 2018/3047 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.07.2014 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.05.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı, 297 ada 22 parsel sayılı taşınmazı yararına davalıya ait 297 ada 12 ve 27 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 297 ada 22 parsel sayılı taşınmaz lehine, 297 ada 12 ve 27 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Somut olaya gelince; bu tür davalarda uygulanan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince öncelikle yüzölçümü daha büyük olan parseller üzerinden geçit kurulması tercih edilmelidir. Dosya içerisindeki pafta sureti ile tapu kayıtları ve bilirkişi raporuna göre, mahkemece, 297 ada 22 parsel sayılı taşınmaz lehine, 297 ada 12 ve 27 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş ise de, dava konusu 22 parselin komşusu olan 11 sayılı parselin yüzölçümünün, aleyhine geçit kurulan tüm parsellerden daha büyük olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda geçit hakkının öncelikle 11 sayılı parsel üzerinden kurulması gerekir. 19.03.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda, B harfli güzergah olarak gösterilmekle birlikte, 11 parsel sayılı taşınmazın geçit hakkı için uygun olup olmadığına ilişkin herhangi bir görüş bildirilmediği gibi mahkemece de bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır.
Açıklanan nedenlerle mahkemece, gerekirse mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle dava konusu 11 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit kurulup kurulamayacağı hususu araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.