14. Hukuk Dairesi 2018/304 E. , 2018/3060 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.06.2011 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.05.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar ... v.d. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava konusu 1485 ada 3 ve 1485 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ortaklığın aynen taksim, mümkün olmaması halinde satış yolu ile giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan ve bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen evin, su havuzunun, iki adet su deposunun, 5 adet ceviz, limon ve portakal ağacının, 12 adet karayemişin, fındıklığın, kümesin ve hayvan barınağının kendisine ait olduğunu; bir kısım davalı öncelikle davanın reddini, mümkün olmaması halinde ortaklığın aynen taksim yolu ile giderilmesini, davalı Muammer Dayı ise ortaklığın satış yolu ile giderilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış yolu ile giderilmesine karar verilmiştir.
Davalılar ..., ... ve ... vekili, dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin araştırılmadığını gerekçe göstererek hükmü temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine ilişkin davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçaların (muhdesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri halinde o paydaşa görevli mahkemede dava açmak üzere HMK"nın 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmelidir. Mahkemece verilen süre içerisinde dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir.
Somut olaya gelince; davalı ...’nın yargılama sırasında ve temyiz aşamasında, davalı ... ve ...’nun ise temyiz aşamasında muhdesat iddiasında bulunulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, muhtesat konusunda bütün paydaşlar ittifak etmediği takdirde; taraflara, muhtesatın aidiyeti konusunda görevli mahkemede dava açmak üzere HMK"nın 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmeli; dava açıldığı takdirde bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmeli; açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmelidir. Noksan inceleme araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 16.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.