
Esas No: 2015/12540
Karar No: 2018/3076
Karar Tarihi: 16.04.2018
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2015/12540 Esas 2018/3076 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 06.06.2014 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili ve davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı, taşınmazının genel yola bağlanması için davalı taşınmazlarından geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar ise davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacıya ait 172 ada 6 parsel sayılı taşınmaz lehine, bilirkişiler ... ve ..."nun 02.12.2014 tarihli raporunda yeşil renkle gösterilen 3 numaralı güzergahta bulunan aynı yer 174 ada 6 sayılı parsel, 174 ada 3 sayılı parsel, 175 ada 1 sayılı parsel ile 175 ada 2 sayılı parselde kayıtlı taşınmazlar üzerinde geçit irtifakı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine vekili ve davalı ... temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine "mutlak geçit ihtiyacı" veya "geçit yoksunluğu", ikincisine de "nispi geçit ihtiyacı" ya da "geçit yetersizliği" denilmektedir.
Türk Medeni Kanunu"nun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5 - 3 m) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanunu"nun 748/3 ve 1012. Maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün "irtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili" başlıklı 30. Maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince;
Davacıya ait 6 nolu parselin geçit ihtiyacı içinde olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece kamu yeri olan dereden geçecek şekilde, 174 ada 6 sayılı parsel, 174 ada 3 sayılı parsel, 175 ada 1 sayılı parsel ile 175 ada 2 sayılı parselde kayıtlı taşınmazlardan geçit tesis edilmesi ve geçit yerinin sonunun dereye bağlanmış olması kesintisizlik ilkesine aykırıdır. Aydın Kadastro Müdürlüğünün 13.06.2014 tarihli krokisi kontrol edildiğinde, davacıya ait parselin yanında bulunan 172 ada 5 sayılı parselin batısında yol olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla Mahkemece, 172 ada 5 sayılı parselin tapu kaydı celp edilerek malikinin davada taraf gösterilmesi, mahallinde yeniden keşif yapılarak 172 ada 5 sayılı parselin de davacının geçit ihtiyacı yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir. Kesintisizlik ilkesine uygun şekilde geçit hakkı tesisi gerekirken, belirtilen bu yönler gözardı edilerek, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeplerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekili ve davalı ..."in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.