14. Hukuk Dairesi 2017/1069 E. , 2018/3083 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.05.2002 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 27.05.2014 tarih, 2014/4798 Esas, 2014/9250 Karar sayılı bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.11.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin davanın niteliği gereği reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı, 931 ada 13 parsel sayılı taşınmazın kat mülkiyeti tesisi suretiyle ortaklığın giderilmesi konusunda uzun yıllardır yürütülen görüşmelerin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, taşınmazın satışı suretiyle ortaklığın giderilmesini talep etmiş; yargılama esnasında taşınmazdaki pay ve paydaş sayısının değişmesi üzerine taşınmazın ortaklığın satış suretiyle giderilmesi talebinden vazgeçtigini belirterek, taşınmazın aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesini istemiş; daha sonrasında dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan sekiz bağımsız bölümden oluşan ancak üzerinde kat irtifakı veya kat mülkiyeti tesis edilmemiş binanın 6306 sayılı Yasa kapsamında riskli yapı olması nedeniyle yıkıldığından bahisle davadan feragat etmiş ve feragat nedeniyle davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
Davalılar vekilleri, ortaklığın satış suretiyle giderilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine dair verilen hükmün temyizi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 09.06.2005 tarih, 2005/3934 Esas, 2005/6070 Karar sayılı ilamı ile "... Yapı üzerinde iki ..., zemin ve beş normal olmak üzere sekiz bağımsız bölüm olduğu, yapının nitelik itibariyle Kat Mülkiyeti Yasasının 50/2. maddesine uygun olup, her bir paydaşa en az bir bağımsız bölüm düştüğü, aynı yasanın 12. maddesinde yazılı belgelerin tamamlanması durumunda kat mülkiyetine çevrilmesi olanaklı olduğundan bu hususun araştırılması gerektiği..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş. Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş ve hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 05.10.2010 tarih, 2010/7915 Esas, 2010/12517 Karar sayılı ilamı ile "...21.07.1997 gün 97/2913 günlü röleve proje varsa paydaş muvafakatleri istenmeden, zemin ve ... katta gerçekleştirilen değişikliklerin varsa projeye uygun hale getirilmesi için davacıya yetki verilmeden, yetersiz araştırma ve eksik inceleme ile satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir." şeklindeki gerekçeyle bozulmasına karar verilmesinden sonra mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesi "davanın konusuz kaldığından karar verilmesin yer olmadığına" dair verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 27.05.2014 tarih, 2014/4798 Esas, 2014/9250 Karar sayılı ilamı ile bu kez de "...dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın 6306 sayılı Yasa kapsamında yıkıldığı ancak anataşınmazın zemininin (arsanın) mevcut olduğu ve tarafların halen müşterek malik sıfatıyla paydaş oldukları, taşınmazdaki ortaklığın sona ermediği anlaşılmıştır. Kat Mülkiyeti Yasası"nın 10. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca ortak taşınmazda kat mülkiyeti kurulması yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilebilmesi için taşınmazda kat mülkiyetine konu olmaya elverişli yapı bulunması gerekir. Somut olayda, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının Dairemizin bozma kararlarından sonra yıkılması nedeniyle kat mülkiyeti kurulması yoluyla ortaklığın giderilmesinin mevcut durumda mümkün olmadığı, anılan Yasa hükmünde öngörülen kat mülkiyetine elverişlilik koşulunun artık bulunmadığı, ancak taşınmazın zemini üzerindeki ortaklığın devam ettiği gözetilerek, Türk Medeni Kanunu"nun aynen taksim kurallarını düzenleyen hükümleri dikkate alınarak mahkemece dava konusu arsanın paydaşlar arasında aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesinin mümkün olup olmadığı araştırılarak, bilirkişi kurulundan da bu konuda ek rapor alınması, aynen taksimin mümkün olmaması halinde davacı ve davalılardan mevcut duruma göre satışı isteyip istemedikleri hususunda beyanları da alındıktan sonra oluşacak sonuca göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği düşünülmeden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda "davanın kabulüyle, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine" karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
TMK"nun 698. maddesinde paylaşma istemi; "Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir.
Paylaşmayı isteme hakkı, hukukî bir işlemle en çok on yıllık süre ile sınırlandırılabilir. Taşınmazlarda paylı mülkiyetin devamına ilişkin sözleşmeler, resmî şekle bağlıdır ve tapu kütüğüne şerh verilebilir.
Uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunamaz" şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, dava konusu 931 ada 13 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın 6306 sayılı Yasa kapsamında yıkıldığı, anılan kanunun amacını düzenleyen 1. maddesinde kanunun amacının "afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek" olduğu belirtilmiştir. Dava konusu taşınmazın üzerinde binanın yıkılması sonrasında 6306 sayılı Yasanın 6. maddesi doğrultusunda 20.02.2014 tarihinde malikler kurulu toplantısı düzenlenmiş, dava konusu taşınmaz üzerine yeni bir binanın yapılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, 6306 sayılı Yasa uyarınca işlem yapılması gerekirken yazılı şekilde ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi doğru görülmemiş bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.