3. Hukuk Dairesi 2016/21358 E. , 2018/805 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 06.02.2018 tarihli duruşma ...ü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davacı vekili Av.... geldi. Davalı vekili Av.... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekillerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00"e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; tarafların 2001 yılında ortaklık kurmak suretiyle çalışmaya başladıklarını, ...- ... firması adı altında yiyecek - içecek ... otomatları alarak, bu otomat makinelerini askeri birlikler ile çeşitli firma ve fabrikalarda kurarak işlettiklerini, ortaklığın resmiyette davalı adına olduğunu, ortaklığın Nisan 2014 tarihine kadar sürdüğünü, 2014 yılı Nisan ayında davalı tarafın, şirket hesaplarının kendi üzerinde olmasından da faydalanarak, önce banka hesaplarını ve ... hesaplarını kapatarak davacının görmesini engellendiğini, ayrıca otomat makinelerinden toplanan tüm paraları da kendi uhdesine geçirdiğini, daha sonrasında davacıyı şirket merkez ofisine ve depolara sokmadığını, bilgi almasını engellediğini, davacının şirket hesaplarının, şirket kazancından alınan gayrimenkullerin ve arabaların davalı üzerinde bulunmasından dolayı daha fazla zarar etmemek için çeşitli anlaşma yolları denediğini, bunun neticesinde taraflar arasında 31/07/2014 tarihinde bir sözleşme imzalandığını, iş bu sözleşmeye göre şirket gelirleri ile alınan ve ayrıntıları sözleşmede gösterilen davalı adına kayıtlı bir adet dubleks mesken ve daire ile bir adet ... marka ... ve mülkiyeti müvekkilin annesi adına kayıtlı bir adet daire ile mülkiyeti müvekkilinin babası adına kayıtlı bir adet daire satılarak öncelik sözleşmenin 1. Maddesindeki borçlar ödenerek, kalan meblağdan davalıya 1.000.000,00 TL verileceği kararlaştırıldığını, sözleşmeye konu malların satışından ve şirketin sair borçlarının ödenmesinden sonra geriye 1.000.000,00 TL kalmaması halinde, davacı müvekkilinin davalıya başkaca bir borcu olmayacağının sözleşmenin 2. maddesinde açıkça belirtildiğini,
söz konusu sözleşmeye göre; davalının ... ... ... firmasına ait otomat makinelerini ve şirket araçlarını ve iş ile ilgili tüm ekipmanları davacı davacıya devredeceğinin ayrıca 2 sene boyunca davacı ile rekabet yapmamak ve onun çalışmasını engellememek için ... ...-... firmasının çalışmakta olduğu ... firması dahil, diğer firmalarla ve askeri birliklerle dolaylı ya da doğrudan kendisi ya da bir başka firma adı altında çalışamayacağının hükme bağlandığını, davacının, davalıya karşı sözleşme ile belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmesine karşın, davalının sözleşmeye aykırı davranarak aynı faaliyet alanında çalışmaya devam ettiğini, yeni sözleşmeler yaptığını, eski sözleşmelerine devam ettiğini, davacı ile rekabete giriştiğini, davalının 31.07.2014 tarihli sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle, sözleşmenin 8. maddesine istinaden 200.000 EURO cezai şart talep etme gereği doğduğunu, bu nedenle davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını,davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davaya konu sözleşmede kararlaştırılan rekabet yasağı hükmünün geçerli olmadığını, sözleşmenin 7. maddesinin herşeyden önce Anayasa"nın çalışma hürriyetini düzenleyen 48. maddesine aykırı olduğunu, hükmün davalıya mesleğini yasakladığı gibi tüm ticari faaliyetini de yasakladığını, bu maddeye uyulması halinde tüm ekonomik geleceğinin yok olacağını,, hukuka ve ahlaka aykırı sözleşme hükmünün ve buna bağlı cezai şartın geçersiz olduğunu, davalının sadece sözleşme öncesi mevcut olan işleri devam ettirdiğini, yeni bir sözleşme yapmadığını, işleri devam ettirmesinin zorunlu olduğunu, kararlaştırılan cezai şartın ticari mahvına neden olacağını, davalının sözleşme ile kararlaştırılan yükümlülüklerine uyduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; yasaklayıcı hüküm incelendiğinde; davalının çalışma hürriyetini engelleyecek şekilde geniş kapsamlı olduğu hukuk genel kurulunun 22.05.2013 tarih 2012/11-1601 Esas, 2013/752 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi düzenlemenin sözleşme hürriyetini kaldıran kelepçeleme düzenlemesi olduğu bu nedenle hükmün haksız rekabeti önlemeye yönelik bir düzenleme olarak kabulünün mümkün olmadığı bu nedenle öngörülen cezai şartın da geçersiz olduğu bu bakımdan da talebin yerinde olmadığı, kaldı ki taraflar arasındaki davaya konu 31.07.2014 tarihli sözleşme incelendiğinde bir iş yapılmasına dair sözleşme olmayıp adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin olduğu, 7. maddesindeki rekabet yasağıyla ilgili hükmünse tasfiyeye ilişkin düzenleme ile birlikte kaleme alınmasının çok yerinde olmadığının düşünüldüğü, keza taraflar arasında aynı tasfiye işlemlerinin devamı niteliğinde 08.12.2014 tarihli protokolün imzalandığı görüldüğü, davalının çalışma hürriyetini engelleyecek genişlikte ve kapsamda yasağın konulması, sözleşmenin 7 maddesinin, BK 19 maddesi karşısında geçersiz hale getirdiği, bu bağlamda geçersiz hükme dayanılarak cezai şartla talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen 31.07.2014 tarihli sözleşmenin 7 maddesinin ihlali nedeniyle davacının, davalıdan yine aynı sözleşmenin 8. maddesinde belirlenen cezai şartı talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
TBK"nun kazanç ve zarara katılma başlıklı 623. maddesine göre; "Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir. Somut olayda, ortaklık resmiyette davalı adına olup, davacı gizli ortak olduğu, aksi iddia edilmediğinden ortaklık hisselerinin eşit olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusu sözleşme açısından taraflar eşit konumda olup, birinin daha üstün veya diğerinin daha güçsüz bir konumda olduğunu söylemek mümkün değildir.
6098 sayılı TBK"nun 26. maddesinde, sözleşme serbestisi ilkesi kabul edilmiştir. TBK"nun 27. maddesi uyarınca; taraflar, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabilirler.
Taraflarca imzalanan 31.07.2014 tarihli sözleşmenin 7.maddesi ; "..., 2 yıl süreyle ... ...-... firmasının şu anda çalışmakta olduğu ... ... şirketi dahil diğer firmalarla ve askeri birliklerle doğrudan ya da dolaylı yollarla çalışamaz. ... firmasının alacağı ihalelere 2 yıl boyunca giremez, kendisi yada başka biri üzerine kuracağı firma, şirket ve her ne ad altında olursa olsun ortaklık yaparak çalışamaz" hükmünü içermektedir. Yine aynı sözleşmenin 8. maddesi "Yukarıdaki sözleşmenin şartlarına uymayan, sözleşme şartlarını ihlal eden taraf, karşı tarafa 200 bin Euro cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği gibi, sözleşmenin bozulmasından dolayı uğranılacak her türlü zarardan da sorumlu olacaktır" şeklindedir. Protokolün bu hükümleri, sözleşme serbestisi ilkesi kapsamında geçerli olup, tarafları bağlar.
Bu durumda, mahkemece; sözleşme yaparken eşit konumda olan taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerinin tarafları bağladığı gözetilerek, davalının sözleşmenin 7. maddesine aykırı davranıp davaranmadığı incelenerek, taraf delilleri toplanıp sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma nedenine göre; davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bendde açıklanan nedenlerle davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 1.630 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 ...lük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.02.2018 ...ünde oybirliğiyle karar verildi.