1. Ceza Dairesi 2016/5221 E. , 2018/573 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : CMK.nun 223/2-e maddesi gereğince beraat.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Suçtan zarar gören ... vekilinin 30.06.2016 tarihinde tebliğ edilen hükmü, 1 haftalık yasal süreden sonra temyiz etmesi nedeniyle, CMUK’nun 317. maddesi kapsamında REDDİNE, katılan ... vekilinin temyiz istemi ile sınırlı yapılan incelemede;
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; ... ili ... semtindeki evinde tek başına yaşayan maktul ..."in, 04.01.2012 tarihinde evinin banyosunda yerde yatar vaziyette başına mavi renkli çöp poşeti geçirilerek düğümlenmiş ve üzerinde sadece pembe renkli bornoz giyilmiş halde ölü bulunduğu,
Ankara Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi Başkanlığının 22.03.2012 tarihli otopsi raporuna göre; harici muayenesinde; sağ mandibula kolu üzerinde, iki adet 0.5x0.3 cm. ve 1x0.3 cm. ebatlarında sıyrıklar tespit edildiği, ayrıca, boyunda boyunu çepeçevre saran, çürümeden az etkilenmiş, 1 cm. eninde, boyun katlantısı ile uyumlu, cilt seviyesinden hafif çökük bası izi bulunduğu, saçlı deri altında, sol parieto-oksipital bölgede, 10x8 cm. ebadında kanama ve ekimoz görüldüğü, ayrıca, sol temporal adalede ekimoz tespit edildiği,
Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 20.03.2013 tarihli ve 1119 sayılı raporunda ise; maktulün ölümünün başına poşet geçirilmesi ve bağlanmasına bağlı havasız kalma sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiğinin belirtildiği,
Mahkemece duruşmada bilirkişi sıfatıyla dinlenen ve ölü muayenesi işlemine de katılan Adli Tıp Öğretim Üyesi Doç. Dr. Birol Demirel"in uzmanlık görüşünü içeren beyanında, bir kişinin kendi kendine poşeti kafasına bağladıktan sonra düşmesi halinde mutad olarak tek bir yara görülebileceğini, buna karşın maktulün hem sol pariatal temporal hem sol temporal bölgeleri ile ayrıca sağ mandebula üzerinde yara mevcudiyeti karşısında bir başkası vasıtası ile bu ölümün husule getirilmiş olduğu kanaatinin oluştuğunu, başa geçirilen naylona üç düğüm atıldığı, maktulde doğuştan alt ve üst ekstremitede spastisite bulunması karşısında bu sayıda düğüm atması ihtimalinin zor olduğunu bildirdiği,
04.01.2012 tarihli yakalama tutanağı içeriğine göre; kollukça maktulün cesedinin bulunması üzerine, evinde olay yeri incelemesi yapıldığı esnada maktulün evinin yakınında bekleyen sanığın, maktul ..."i son görenlerden biri olduğunu beyan ettiği, olayla ilgili sorulara kaçamak ve tutarsız beyanlarda bulunması üzerin, bilgisine başvurulmak amacıyla Emniyete davet edildiği, yapılan görüşmeler neticesinde tutarsız beyanlarına devam ettiği, "konuyu kendisinin gerçekleştirdiğini" söylediği, 05.01.2012 tarihli şüpheli ifade tutanağına göre ise, Emniyette susma hakkını kullanarak beyanda bulunmadığı,
Aynı tarihte Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde; 29.12.2011 gecesi ..."nın evine gittiğini, birlikte şarap içtiklerini, şarap içerken ..."nın kendisine yakınlaştığını ve cinsel ilişkiye girdiklerini, ertesi gün sabah saat: 9.00 sularında kalktıklarını, ..."nın üzerine bir bornoz aldığını, beraber kahvaltı ettiklerini, ... ile cinsel ilişkiye girdiği için pişmanlık duyduğunu, konuşurken bu pişmanlığını ..."ya anlattığını, sonra işe gitmesi gerektiğini söylediğini, ..."nın gitmesini istemediğini, "defol git" benzeri bir söz söylediğini, bunun üzerine kendisinin saat: 11.00 sıralarında evden ayrıldığını,
Kollukta yaşananları bu şekilde anlattığını, ancak kolluk görevlilerinin kendisine inanmadıklarını, kendisine baskı uyguladıklarını, baskıdan kurtulmak için ..."i kendisinin öldürdüğünü söyleyerek suçlamayı kabul ettiğini, ... ile tartıştıklarını, kendisine tokat attığını, daha sonra bir poşet bulup ..."yı banyoya götürdüğünü, orada da tokat attığını, ..."nın düştüğünde kafasını yere çarptığını, sonrasında elindeki poşeti kafasına geçirip boynunun ön tarafından düğüm attığını ve kaçıp gittiğini anlattığını söylediği,
04.01.2012 tarihli yakalama tutanağı mümzii olan kolluk görevlilerinin Mahkemece duruşmada tanık olarak alınan ifadelerinde, yakalama tutanağı içeriğini doğruladıkları, bunun yanında her ne kadar sanığın kendilerine maktulün kafasına poşet geçirerek onu öldürdüğü şeklinde bir beyanı olmadığını söylemiş iseler de, sanığın, Cumhuriyet savcısı huzurunda yapılan sorgusunda kolluk görevlilerine maktulün kafasına poşet geçirip boynun ön tarafından düğüm attığını ve kaçıp gittiğini söylediği hususunu kendisi ifade etmek suretiyle kabul ettiği,
Sanığın gözaltı çıkışında alınan adli muayene raporunda, darp ve cebir izi olmadığının belirtilmesi ve emniyette susma hakkını kullanmış olması karşısında da, kollukta polis memurlarından baskı gördüğü iddiasının gerçeğe uygun bulunmadığı ve bu iddiaya itibar edilmesinin mümkün olmadığı,
Maktulün Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığından celp edilen HTS kayıtlarına göre, en son 29.11.2011 günü saat: 23.53"te sanık ile telefon görüşmesinin olduğu, bu tarih ve saatten sonra kimse ile iletişim kurmadığı, kimseyi aramadığı gibi gelen mesajlara cevap vermediği ve yakınlarının beyanlarına göre kendisini cep telefonundan aradıklarında da telefonunu açmadığı,
04.01.2012 tarihli Olay Yeri İnceleme Raporunda; maktulün evinin kapısında zorlama izi bulunmadığı, kapının arkasında kilide takılı anahtar bulunduğu, evin salonundaki masada izmarit, iskambil kağıdı, şişe ve bardaklar bulunduğu, evin içerisindeki diğer maddi bulguların da aynen sanığın ifadesinde tarif ettiği şekilde tespit edildiği,
Ankara Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğünün 05/01/2012 tarihli uzmanlık raporu ile maktulün evinin salonunda sehpa üzerinde bulunan ibaresiz şişe üzerinde tespit edilen parmak izinin sanık ..."ın sol orta parmak izi ile aynı olduğunun tespit edildiği, ayrıca Ankara Kriminal Polis Laboratuvar Müdürlüğünün BYL-12-00672 numaralı uzmanlık raporunda maktulün evinin yatak odasında yer alan 2 nolu bulgu olan yorgan kılıfı ile 8 nolu bulgu olan yastık kılıfı üzerinde bulunan vücut sıvısı örnekleri ile, 1 nolu bulgu olan nevresim üzerinde meni içeren vücut sıvısı örneğinde, bir bayan ve erkeğe ait genotiplerin karışık olarak bulunduğu ve Ankara Kriminal Polis Laboratuvar Müdürlüğünün BYL-13-12774 numaralı uzmanlık raporunda bahsi geçen erkek genotipin sanık ..."ın genotipi ile uyumlu olduğunun tespit edildiği,
Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 05.06.2012 tarihli raporunda, maktulün sol eline ait olduğu bildirilen "1" ve "2" olarak numaralandırılan tırnaklarından elde edilen Y-STR DNA profilinin de sanığa ait Y-STR DNA profili ile uyumlu olduğunun belirlendiği,
Tüm bu açıklanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; ellerinde hareket kısıtlılığı bulunan maktulün kendisini öldürmek amacıyla başına poşet geçirip düğüm atması ihtimalinin, cesedin harici muayene bulguları ve uzman bilirkişi beyanı doğrultusunda tıbbi verilere, mantığa ve hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve bu ihtimalin kabul edilemeyeceği, bunun yanında maktulün ölümünün gerçekleştiği 30.11.2011 günü sanıktan başka bir kişinin de maktulün evine gelmediğinin, maktulle temasa geçmediğinin evde yapılan olay yeri inceleme bulgularından, HTS kayıtlarından ve diğer delillerden net ve açık bir şekilde anlaşıldığı, sanığın, kolluk görevlilerine maktulü kendisinin öldürdüğünü belirterek suçu kabullendiğini bizzat kendisi Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesinde söylediği, ikrar beyanına yönelik yaptığı açıklamalarında belirttiği hususların maddi deliller ile de uyum içerisinde olduğu, kolluk görevlileri tarafından kendisine baskı uygulandığı yönündeki iddiasının adli muayene raporu, susma hakkını kullandığına dair ifade tutanağı ve tutanak tanıkları beyanları ile çürütüldüğü, tüm bu hususlar nazara alındığında sanığın maktulü öldürdüğünün sübut bulduğu ve sabit olan kasten öldürme suçundan mahkumiyetine hükmolunması gerektiği gözetilmeden, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak BOZULMASINA, 14/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.