20. Hukuk Dairesi 2016/6992 E. , 2018/1530 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ..., dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ... köyü (...) ..., ... ve Korumalık mevkiilerinde bulunan toplam beş parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, bu taşınmazları ... isimli şahıstan 1984 yılında satın aldığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Birleşen dosya davacısı ..., taşınmazın kendi murisi ...’a ait olup tek mirasçısı olarak kendisinin kaldığını ancak taşınmazın davacı ...in kullanımında olduğunu belirterek müdahalenin men’ine karar verilmesini istemiştir. ... ise söz konusu taşınmazların kök muris ...’a ait olup mirasçılar arasında taksim yapılmadığını belirterek davaya müdahil olmuştur.
Mahkemece, dava dilekçesinin 1. sırasında yazılı 1350 m2, 2. sırasında yazılı 4070 m2, 3. sırasında yazılı 1150 m2 ve 4. sırasında yazılı 5870 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile...oğlu ... adına tapuya tesciline, birleştirilen dosya davacısı ile müdahil davacıların davalarının reddine karar verilmiş, hüküm birleşen ve müdahil davacılar, davalılar Orman Yönetimi ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Dairenin 04/06/2007 gün 2007/7058/7363 E.K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “... mirasçılarından ortak mirasçıları olduğunu iddia ettikleri ..."dan alacakları veraset ilamı kendinden istenmeli, bundan sonra yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmaz başında dinlenmeli, dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı ve kimler tarafından ne kadar süreyle nasıl zilyet edildiği ve zilyetliğin ekonomik amaca uygun olup olmadığı, ..."dan kalmış ise mirasçıları tarafından ne zaman nasıl ve kimler arasında paylaşıldığı ve taşınmazların mirasçılardan kime nerelerin verildiği ve verilmemişse nasıl razı edildiği ayrıntılı şekilde mahalli yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı ve uzun süreli kullanılmasının paylaşımın karinesi sayılmalı, bundan sonra 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde aranan zilyetlik koşullarını ve kısıtlamaların davacı ve muteriz davacılar yararına oluşup oluşmadığı araştırılmalı ve bundan sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Ayrıca yörede 1952 yılında yapılan ve kesinleşen tahdit söz konusu olduğundan dava konusu taşınmazların konumu gerçek kroki ve ölçeklerine göre önce 1/5000 ölçekli kadastro çalışmalarına esas olmak üzere fotogometri yöntemiyle düzenlenen topografik pafta üzerinde belirlenmeli ve haritasına işlenmeli, bundan sonra her iki haritanın (topografik harita ile tahdit haritası) ölçekleri denkleştirilerek çekişmeli taşınmazların konumları tahdit haritasında gösterilmeli ve irtibatlı kroki düzenlenmelidir” denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulmasının ardından yörede 2007 yılında kadastro çalışmaları başlamış ve çekişmeli taşınmazlar hakkında 102 ada 1, 105 ada 55, 57, 108 ada 7 parsel sayılı sırasıyla 6.285,52 m2, 1.977,23 m2, 1.363,05 m2, 5.607,89 m2 yüzölçümündeki fındıklık niteliğindeki taşınmazlar, senetsizden ve edinme sebebinde davacı ...’ın kullanımında olduğu ve asliye hukuk mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş, bunun üzerine asliye hukuk mahkemesince görevsizlik kararı verilmiş ve dosya kadastro mahkemesine devredilmiştir.
Kadastro mahkemesince yapılan yargılama sonunda çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı ve davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitindeki nitelik ve yüzölçümleri ile davacı adına tapuya tesciline, birleşen dosya davacısı ve müdahil davacının davalarının ise reddine karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre yapılmış bir aplikasyon ve 2. madde uygulaması yoktur.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 sayılı Kanunun 1. maddede değiştirilen 5653 sayılı Kanuna göre 28.05.1952 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Yapılan incelemede; yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı son oturumda oluşturulan kısa kararda müdahil davacı ...’nin davasının reddine yönelik hüküm kurulmadığı halde, gerekçeli kararın birinci bendinde müdahil davacı ...’nin davasının reddine karar verilmiştir. Oysa, kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olması mutlak bozma nedeni oluşturur (İBBGK 10.04.1992 t, 1991/7 E. – 1992/4 K.).
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 27/02/2018 günü oy birliğiyle karar verildi.