
Esas No: 2022/751
Karar No: 2022/4390
Karar Tarihi: 07.04.2022
Danıştay 6. Daire 2022/751 Esas 2022/4390 Karar Sayılı İlamı
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/751 E. , 2022/4390 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/751
Karar No : 2022/4390
TEMYİZ EDENLER (DAVALILAR): 1- … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
2- … Belediye Başkanlığı - …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Ankara İli, Mamak İlçesi, …, … ve … Mahalleleri sınırları içerisinde, davacı tarafından yapılması planlanan “… ruhsat numaralı 24,67 hektarlık II-B Grubu Andezit Ocağı” projesine dair olumsuz görüş bildirilmesine ilişkin Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin ve anılan görüş üzerine ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin … tarih ve E-… sayılı Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işleminin iptali iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; Mamak Belediye Meclisi kararının 01/09/2020 tarihli olduğu, davaya konu saha için 18/02/2020 tarihinde ihale yapıldığı ve aynı tarihte davacı tarafından ihale teklif zarfının idareye verildiği, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün olumlu görüşüyle ruhsatın, 17/04/2020 tarihinde yürürlüğe girdiği, işletme ruhsatı için ihalenin yapıldığı tarih ile ruhsatın yürürlüğe girdiği tarihte dava konusu işleme sebep olan meclis kararının mevcut olmadığı, ihale ve işletme ruhsatının yürürlüğe girdiği tarihlerde henüz yürürlükte olmayan bir karara dayanılarak projeye ilişkin olumsuz görüş verilmesinin hukuk devletinin en temel gereklerinden birisi olan hukuki belirlilik ve güvenilirlik ilkelerine uyarlık olmadığı, diğer taraftan, dava konusu işleme esas olan … tarih ve … sayılı Belediye Meclisi Kararının, kırma-eleme, asfalt-plent ve hazır beton entegre tesislerine yönelik olduğu, anılan tesislerde kırma ve patlatma işlemlerinin kullanıldığı ve bu işlemlerin ancak II-A grubu ruhsatlarda mümkün olabileceği, meclis kararında kırma-eleme, asfalt-plent ve hazır beton entegre tesisleri gibi kırma ve patlatma işlemlerinin kullanıldığı madenler dışında II-B grubu ruhsatlara ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı ve davacıya ait işletme ruhsatı kapsamında patlatmasız çalışılacağının sabit olduğu, kırma ve patlatma işlemlerinin kullanıldığı ocaklar için alınan ilke kararının, patlatma sistemi kullanmayan davacıya ait maden işletme projesi açısından uygulanmasına da hukuki olanak bulunmadığı gibi, davalı Mamak Belediyesi'nce davaya konu projeye ilişkin olarak verilen olumsuz görüşün herhangi bir özgü teknik ve bilimsel incelemeye de dayanmadığı, Gazi Üniversitesi ile davalı Mamak Belediyesi'nce 2020 yılında hazırlanan Mamak Belediyesi Sınırları İçinde Kalan Mekansal, Çevresel ve Ulaşım Etkileri Araştırma Projesi'nin genel bir proje çalışması niteliğinde olduğu ve uyuşmazlık konusu madenin çevreye etkileri yönünden açık ve net değerlendirmelere yer verilmediği, uyuşmazlık konusu maden projesi kapsamında özgü değerlendirmeler yapılarak çevresel etki hususunda bir sonuca varılması gerekirken, genel nitelikteki bir rapora dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı Ankara Valiliği tarafından; Mamak Belediyesi'nin … tarih ve … sayılı yazısıyla "yapılan incelemede alanın bir kısmına ait onaylı imar planının bulunmadığı, alanın geriye kalan kısmının imar planı kapsamında kaldığı ve … tarih ve … sayılı Belediye Meclisi Kararıyla ilçe sınırları içerisinde mevcut ve yeni açılacak taş ocağı vb. tesislerin uygun görülmediği”nin bildirilmesi üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği, … tarih ve … sayılı Belediye Meclisi Kararında, mevcut çalışan tesislerde planlanan kapasite ve/veya alan artışı ve/veya ilave tesislere izin verilmemesi ile bahse konu bölgede yeni yapılması planlanan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı yardımcı tesisler için de izin verilmemesi hususlarının yer aldığı, Mamak Belediyesinin anılan olumsuz görüşü üzerine ÇED sürecinin sonlandırıldığı, ÇED sürecinin sonlandırılmasında dair … tarih ve E-… işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
2- Davalı Mamak Belediye Başkanlığı tarafından; Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından davaya konu proje için görüş sorulması üzerine, belediyelerince görüş bildirildiğinden, davanın sadece Valilik husumetiyle görülmesi gerektiği, Gazi Üniversitesi Rektörlüğü ile Mamak Belediyesince imzalanan protokol gereğince, Kent İçi Ulaşım Teknolojileri Erişebilirlik, Uygulama ve Araştırma Merkezi (KUTEM) tarafından hazırlanan "Mamak Belediyesi Sınırları İçinde Kalan Taş Ocaklarının Mekansal, Çevresel ve Ulaşım Etkileri Araştırma Projesi"ne ilişkin raporda; Mamak ilçesi sınırları içerisinde bulunan maden ocaklarının tarım ve hayvancılık faaliyetlerini, hava ile su kaynakları ile insan sağlığını, mevcut çevreyi ve sosyal yaşamı olumsuz etkilediğinin belirtilerek yeni maden ocağı açılmasına izin verilmemesi ve mümkünse işletme süresi dolan tesislere de yeniden çalışma izni verilmemesi hususlarına yer verildiği, … tarih ve … sayılı Belediye Meclisi Kararıyla, anılan rapor doğrultusunda mevcut çalışan tesislerde planlanan kapasite ve/veya alan artışı ve/veya ilave tesislere izin verilmemesi ile bahse konu bölgede yeni yapılması planlanan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı yardımcı tesislere izin verilmemesine karar verildiği, taş ocaklarının patlatma ve kırma işlemleri sırasında ocakların çevresinde ikamet eden vatandaşların yapılarında maddi hasarlar meydana geldiği ve sağlıklarının olumsuz yönde etkilendiği, ayrıca patlamaların havaya yaydığı toz ve dumandan dolayı hava, su, tarım, hayvancılık ve yakın çevresindeki tüm yaşamın ciddi şekilde zarar gördüğünün tespit edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile davalılardan Mamak Belediye Başkanlığının temyiz isteminin kabulüne, davalılardan Ankara Valiliğinin temyiz isteminin ise reddine, temyize konu İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmının onanmasına, dava konusu Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi yönünden bozulmasına, anılan işlem yönünden davanın incelenmeksizin reddine, temyize konu İdare Mahkemesi kararının yargılama giderlerine ilişkin kısmının bozulmasına, dava netice itibarıyla, kısmen iptal, kısmen incelenmeksizin ret ile sonuçlandığından temyize konu İdare Mahkemesi kararının yargılama giderlerine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılması gerektiği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00 TL vekalet ücretinin davalı Ankara Valiliğinden alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan Mamak Belediye Başkanlığına verilmesine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davaya konu alanda, II-B Grubu Andezit Ocağının işletilmesi için 18/02/2020 tarihinde ihale yapılmıştır.
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, davacı adına davaya konu proje için … tarih ve … ruhsat numaralı "II-B Grubu Arama Ruhsatı" düzenlenmiştir.
Davacı tarafından, dava konusu projeye ilişkin proje tanıtım dosyası 04/06/2021 tarihinde e-ÇED sistemi üzerinden Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne gönderilmiştir.
Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısıyla, ilgili kurumlardan davaya konu proje için hazırlanan proje tanıtım dosyasına ilişkin kurum görüşlerinin bildirilmesi istenilmiştir.
Dava konusu Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemiyle; Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne, yapılan incelemede alanın bir kısmına ait onaylı imar planının bulunmadığı, alanın geriye kalan kısmının imar planı kapsamında kaldığı ve … tarih ve … sayılı Belediye Meclisi Kararıyla, ilçe sınırları içerisinde mevcut ve yeni açılacak taş ocağı vb. tesislere izin verilmediği belirtilerek davaya konu projenin uygun görülmediği yönünde görüş bildirilmiştir.
Dava konusu … tarih ve E-… sayılı Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işlemiyle; Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı olumsuz görüşüne dayanılarak davaya konu projeye ilişkin ÇED süreci sonlandırılmıştır.
Bunun üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde, "Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları... ifade eder.'' hükmüne, 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir" hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarihli, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." hükmüne, 17. maddesinde ise; "(1) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık inceleme değerlendirme sürecinde gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş isteyebilir. Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur. (3) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için beş (5) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (4) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projeler için bir (1) yıl içerisinde Bakanlığa başvuru yapılmaması durumunda karar geçersiz sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesi tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin … tarih ve E-… sayılı Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işleminin iptaline ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
Kararın; dava konusu Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemiyle ilgili kısmı yönünden;
Anayasa'nın 141. maddesinde; davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu belirtilmiş ve bu kural 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde; hakimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu şeklinde tanımlanan “Usul ekonomisi ilkesi” olarak vücut bulmuştur. Anılan ilke aynı zamanda yargılama hukukunun genel bir ilkesi olup idari yargılama usulünde de uygulanması gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26.maddesinde; "Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir." "Hakimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dilekçesinde, davacı tarafından Mamak Belediye Başkanlığı da hasım gösterilmek suretiyle dava konusu projeye dair olumsuz görüş bildirilmesine ilişkin Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin de iptalinin talep edilmesine rağmen İdare Mahkemesince davanın Ankara Valiliği ve Mamak Belediye Başkanlığı husumetiyle görülmek suretiyle, sadece dava konusu ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin … tarih ve E-… sayılı işlem yönünden hüküm kurulduğu, dava konusu Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi hakkında ayrıca inceleme yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı görülmektedir.
Usul hukukunun en temel ilkelerinden biri olan "taleple bağlılık ilkesi" uyarınca, idari yargı mercilerinde açılan davalarda; Mahkemelerin, davacının istemi ile bağlı olduğu ve istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar veremeyeceği açıktır.
Öte yandan, yukarıda yer verilen Yönetmelik hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucu; ÇED Yönetmeliği kapsamına giren bir projeye ilişkin hazırlanacak ÇED raporlarının komisyon çalışmalarıyla halkın ve ilgilerine göre farklı idari makamların inceleme, değerlendirme ve görüşleriyle şekilleneceği ve proje hakkında verilecek kararların bu görüşler çerçevesinde belirleneceği, proje tanıtım dosyası hazırlanırken de yine ilgili idarelerden görüş alınacağı, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde aşamasına bakılmaksızın sürecin sonlandırılarak dosyanın iade edileceği, nihai raporun veya proje tanıtım dosyasının değerlendirilmesinden sonra ise proje hakkında "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu/Olumsuz" veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir/Gereklidir" kararları verileceği anlaşılmaktadır. Buna göre; sürecin sonlandırılarak dosyanın iade edilmesi veya ÇED Olumlu/Olumsuz, ÇED Gerekli Değildir/Gereklidir kararlarının verilmesiyle nihai işlemin ortaya çıkacağı, nihai karar öncesi kurumlardan alınan görüşlerin ise hazırlık işlemi mahiyetinde olduğu, kesin ve icrai sonuç doğurmadığı açıktır.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince dava konusu Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi hakkında eksik hüküm kurulmuş ise de; Anayasanın 141. maddesinde yer alan davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması gerekiliği dikkate alındığında, yargılamanın hızlı bir şekilde ve en az giderle yapılabilmesi bakımından usul ekonomisi ilkesi gereğince, dava konusu Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin hazırlık işlemi mahiyetinde, kesin ve icrai sonuç doğurmayan bir işlem olması sebebiyle davanın esasının incelenmesi olanağı bulunmadığından, temyize konu İdare Mahkemesi kararının anılan işlem yönünden bozulmasına karar verilmekle birlikte, anılan dava konusu işlemin esası yönünden inceleme yapılmayacağından, anılan işlem yönünden karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine gerek görülmeyerek Dairemizce, anılan işlem yönünden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bu durumda; anılan dava konusu işlemin hazırlık işlemi mahiyetinde, kesin ve icrai sonuç doğurmayan bir işlem olması sebebiyle, anılan işlem yönünden davanın esasının incelenmesi olanağı bulunmamaktadır.
Kararın; yargılama giderlerine ilişkin kısmına gelince;
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinde avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller" başlıklı 31. maddesinin yargılama giderleri hususunda yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinde, avukatlık ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu, 326. maddesinin 1. fıkrasında, kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, 2. fıkrasında da, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı hükmü yer almaktadır.
Uyuşmazlıkta; davacı tarafından Mamak Belediye Başkanlığı da hasım gösterilmek suretiyle dava konusu projeye dair olumsuz görüş bildirilmesine ilişkin Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin de iptalinin talep edilmesine rağmen İdare Mahkemesince, davanın Ankara Valiliği ve Mamak Belediye Başkanlığı husumetiyle görülmesi ve sadece dava konusu ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin … tarih ve E-… sayılı işlem yönünden hüküm kurulmak suretiyle, anılan ÇED sürecinin sonlandırılması işleminin iptaline karar verildiği, İdare Mahkemesince, davanın, iptal ile sonuçlanması sebebiyle yargılama giderlerinin tamamı ile 2.550,00 TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine karar verildiğinin görüldüğü, Dairemizce eksik hüküm kurulan dava konusu Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi sebebiyle, dava netice itibarıyla, kısmen iptal, kısmen incelenmeksizin ret ile sonuçlandığından, temyize konu İdare Mahkemesi kararının yargılama giderlerine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılması gerektiği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00 TL vekalet ücretinin davalı Ankara Valiliğinden alınarak davacıya verilmesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00 TL vekalet ücretinin ise davacıdan alınarak davalılardan Mamak Belediye Başkanlığına verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalılardan Mamak Belediye Başkanlığının temyiz isteminin kabulüne, davalılardan Ankara Valiliğinin temyiz isteminin ise reddine,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptale ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Temyize konu kararın; dava konusu Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi yönünden BOZULMASINA, anılan işlem yönünden DAVANIN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
4. Temyize konu kararın; yargılama giderlerine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2(i) maddesi uyarınca dava netice itibarıyla, kısmen iptal, kısmen incelenmeksizin ret ile sonuçlandığından haklılık oranına göre ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin …-TL'sinin davacıdan alınarak davalı Mamak Belediye Başkanlığına verilmesine, …-TL yargılama giderinin davalı Ankara Valiliğinden alınarak davacıya verilmesine, …-TL yargılama giderinin ise davalı Ankara Valiliği üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekalet ücretinin davalı Ankara Valiliğinden alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan Mamak Belediye Başkanlığına verilmesine,
5. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 07/04/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
2577 sayılı Kanunun "ivedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 2/g bendinde "Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir." hükmüne, 2/i bendinde ise, "Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinde sayma yoluyla belirtilen davaların özelliği gereği bir an önce sonuçlandılmasına yönelik amacın gerçekleşmesi için, temyiz incelemesine konu olan kararda hukuki isabet görülmediğinin temyiz mercii tarafından saptanması halinde, dosyanın kararı veren mahkeme veya Daireye geri gönderilmesi yerine, uyuşmazlığın esasının bizzat çözümlenerek nihai olarak karara bağlanması genel kural olup; kararın bozularak dosyanın geri gönderilmesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlarla sınırlı tutulmuştur.
Bununla birlikte, yukarıda belirtilen durumun, ivedi yargılama usulüne ilişkin uyuşmazlıklarda verilen kararların temyiz incelemesinin esastan yapılabilmesi, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın tüm unsurları yönünden bir inceleme yapılarak davanın esası hakkında bir karar verilmiş olmasına bağlıdır. Başka bir deyişle ilk derece mahkemesince, dava konusu edilen işlemlerin tamamına yönelik bir inceleme ve hukuki değerlendirme yapılmadan bazı işlemler yönünden hüküm kurulmadan karar verilmesi durumunda, temyiz merciinin, ilk derece mahkemesi kararını, yargılaması hiç yapılmamış kısım yönünden de bir denetime tabi tutup uyuşmazlığın esası hakkında ilk derece mahkemesinin yerine geçerek karar vermesi 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi hükmüne aykırılık teşkil edecektir.
2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer alan "verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir." düzenlemesinde yer alan "nihai kararlar" ibaresi de, davaya konu edilen tüm işlemler yönünden yargılaması yapılmış ve hüküm kurulmuş bir kararın varlığına işaret etmekte olup, ilk derece mahkemesince davanın bir kısmının hiç incelenmemesi ve eksik hüküm kurulmuş olması halinde, davanın bu kısmının temyiz incelemesi aşamasında ilk kez yargılamaya tabi tutularak esasının incelenmesi suretiyle doğrudan çözümlenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır. Zira aksi bir kabul, yasa koyucu tarafından benimsenen iki dereceli yargılama sistemi dışında bir yargılama usulünün benimsenmesi ve ivedi yargılama usulünün getiriliş amacının dışına çıkılması sonucunu doğuracağı gibi ivedi yargılama usulüne tabi davalarda temyiz üzerine verilen kararların kesin nitelikte olduğu ve bu kararlara karşı başka bir kanun yolunun öngörülmediği de dikkate alındığında, kararın kanun yoluyla denetiminin yapılabilmesini de engelleyecektir.
Dosyanın incelenmesinden; dava dilekçesinde, davacı tarafından Mamak Belediye Başkanlığı da hasım gösterilmek suretiyle dava konusu projeye dair olumsuz görüş bildirilmesine ilişkin Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin de iptalinin talep edilmesine rağmen İdare Mahkemesince davanın Ankara Valiliği ve Mamak belediye Başkanlığı husumetiyle görülmek suretiyle, sadece dava konusu ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin … tarih ve E-… sayılı işlem yönünden hüküm kurulduğu, dava konusu Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi hakkında ayrıca inceleme yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; İdare Mahkemesince, dava konusu Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi yönünden bir inceleme ve değerlendirme yapılmamış ve hüküm kurulmamış olması nedeniyle, davanın bu kısmı açısından temyize konu kararda, usul hükümlerine uyarlık görülmediğinden, İdare Mahkemesi kararının anılan dava konusu Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi yönünden bozularak hukuki inceleme yapılıp hüküm kurulmak üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesi gerektiği düşüncesiyle, çoğunluk kararının anılan kısmına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY:
25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 6. maddesinin 4. fıkrasında "Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." düzenlemesi yer almıştır.
3213 sayılı Maden Kanununun "Madencilik faaliyetlerinde izinler" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında,; "Madencilik faaliyetlerinin yapılması ve ruhsatlandırma işlemlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak yeni verilecek ruhsat alanlarına maden işletme yöntemi, faaliyetin yapıldığı bölge, madenin cinsi, yapılacak yatırımın çevresel etkileri, şehirleşme ve benzeri hususlar dikkate alınarak, temdit talepleri dahil ruhsat verilen alanlarda kazanılmış haklar korunmak kaydıyla, ilgili kurumların görüşleri alınarak Bakanlık tarafından kısıtlama getirilebilir. İlk müracaat veya ihale yolu ile yapılacak ruhsatlandırmalarda müracaatın yapılacağı alanlar diğer kanunlar ile getirilen kısıtlamalar gözönüne alınarak Bakanlıkça ruhsat müracaatına kapatılabilir. Kısıtlama gerekçesi ortadan kalkan alanlar ihale yoluyla aramalara açılır. Bu Kanun dışında madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak yapılacak her türlü kısıtlama ancak kanun ile düzenlenir..." hükmüne yer verilmiştir.
21/06/2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin 5. maddesinde “Madenlerin aranması ve üretilmesi ile ilgili faaliyetlerde alınması gereken izinlerde uygulanacak usul ve esaslar, bu Yönetmelik hükümlerine göre yürütülür. Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları, madencilik faaliyetleri için bu Yönetmelik kapsamında izin verme ve süre uzatılmasına ilişkin görev ve yetkilerini kullanırken, kanunlarında, uluslararası sözleşmelerde ve bu Yönetmelikte öngörülmemiş ise başka kuruluşların görev, yetki ve sorumluluk alanına giren hususlara dayalı olarak işlem yapamaz. Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları, izin taleplerini, kanunlarındaki ve bu Yönetmelikteki hükümlere göre sonuçlandırır. Bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarınca, bu Yönetmelik hükümlerinde belirtilen haller ve diğer kanunların ilgili hükümleri dışında, madencilik faaliyetleri engellenemez ve çıkarılacak yönetmeliklerde bu Yönetmelikte belirtilen kısıtlamaların dışında bir kısıtlama getirilemez” kuralı yer almıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; madencilik faaliyetlerinin yapılması ve ruhsatlandırma işlemlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak yeni verilecek ruhsat alanlarına maden işletme yöntemi, faaliyetin yapıldığı bölge, madenin cinsi, yapılacak yatırımın çevresel etkileri, şehirleşme ve benzeri hususlar dikkate alınarak, temdit talepleri dahil ruhsat verilen alanlarda kazanılmış haklar korunmak kaydıyla, ilgili kurumların görüşleri alınarak ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından kısıtlama getirilebileceği, ilgili bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelerin ise bu hususta herhangi yetkisinin bulunmadığı görülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden; Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemiyle; Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne apılan incelemede alanın bir kısmına ait onaylı imar planının bulunmadığı, alanın geriye kalan kısmının imar planı kapsamında kaldığı ve mevcut çalışan tesislerde planlanan kapasite ve/veya alan artışı ve/veya ilave tesislere izin verilmemesi ve bahse konu bölgede yeni yapılması planlanan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı yardımcı tesisler için de izin verilmemesi hususunun Mamak Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile uygun görüldüğünden bahisle davaya konu proje için olumsuz görüş verildiği, Mamak Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararında, Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkezi Müdürlüğü ile yapılan ortak çalışma sonucunda … Mahallesi, … Mahallesinde mobil hava kalitesi ölçüm istasyonu ile ölçüm yapıldığı ve ölçüm sonuçlarının Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliğinde belirtilen toz parametresi limit değerlerini aştığının tespit edildiği, Gazi Üniversitesi Rektörlüğü ile Mamak Belediyesince imzalanan protokol gereğince, Kent İçi Ulaşım Teknolojileri Erişebilirlik, Uygulama ve Araştırma Merkezi (KUTEM) tarafından hazırlanan "Mamak Belediyesi Sınırları İçinde Kalan Taş Ocaklarının Mekansal, Çevresel ve Ulaşım Etkileri Araştırma Projesi"nin sonuç kısmında 2010-2019 yılları arasında neredeyse tüm istasyonlarda yıllık 35 defadan fazla sınır ihlalinin olduğu, yıllık ortalamalar açısından Mamak-Kayaş istasyonunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanan raporlara göre yapılan değerlendirmelerde tüm yıllarda yıllık ortalamaların sınır değerlerin üzerinde olduğu ve alanın hava kalitesi açısından durumunun iyi olmadığı, alanda yeni taş ocağı açılmasına izin verilmemesi ve mümkünse işletme süresi dolan tesislere de yeniden çalışma izni verilmemesi hususlarının önerildiğinden bahisle bölgedeki toplam kirlilik yükünün uygun olmadığı, taş ocaklarının yerleşim yerlerine yakınlığı sebebiyle sosyal problemler yarattığı, patlatmaların yer altı ve yer üstü su kaynaklarını etkilediğinden bahisle mevcut çalışan tesislerde planlanan kapasite ve/veya alan artışı ve/veya ilave tesislere izin verilmemesi ve bahse konu bölgede yeni yapılması planlanan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı yardımcı tesisler için de izin verilmemesi kararının alındığı, söz konusu olumsuz görüş doğrultusunda, uyuşmazlığa konu projeye ilişkin ÇED sürecinin dava konusu işlem ile sonlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; dava konusu ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlem, Mamak Belediyesinin, proje alanının Mamak Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı uyarınca belirlenen madencilik faaliyeti yapılamayacak alanlarda kaldığına ilişkin olumsuz görüşü üzerine tesis edilmiş ise de, belediyelerin madencilik faaliyetlerini kısıtlama yetkisi bulunmadığından, sırf proje alanının Mamak Belediyesince belirlenen madencilik faaliyeti yapılamayacak alanlarda kaldığı gerekçesiyle ÇED süreci sonlandırılamayacağından, davalı idare tarafından Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda ÇED sürecinin işletilmesi, davaya konu projeye ilişkin ÇED dosyasının anılan Yönetmelik hükümleri doğrultusunda değerlendirilerek, davaya konu projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığına karar verilmesi suretiyle "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararı verilmesi gerektiğinden, dava konusu ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirttiğim gerekçeyle onanması gerektiği görüşü ile çoğunluk kararının anılan kısmına gerekçe yönünden katılmıyorum.
2577 sayılı Kanunun "ivedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 2/g bendinde "Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir." hükmüne, 2/i bendinde ise, "Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinde sayma yoluyla belirtilen davaların özelliği gereği bir an önce sonuçlandılmasına yönelik amacın gerçekleşmesi için, temyiz incelemesine konu olan kararda hukuki isabet görülmediğinin temyiz mercii tarafından saptanması halinde, dosyanın kararı veren mahkeme veya Daireye geri gönderilmesi yerine, uyuşmazlığın esasının bizzat çözümlenerek nihai olarak karara bağlanması genel kural olup; kararın bozularak dosyanın geri gönderilmesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlarla sınırlı tutulmuştur.
Bununla birlikte, yukarıda belirtilen durumun, ivedi yargılama usulüne ilişkin uyuşmazlıklarda verilen kararların temyiz incelemesinin esastan yapılabilmesi, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın tüm unsurları yönünden bir inceleme yapılarak davanın esası hakkında bir karar verilmiş olmasına bağlıdır. Başka bir deyişle ilk derece mahkemesince, dava konusu edilen işlemlerin tamamına yönelik bir inceleme ve hukuki değerlendirme yapılmadan bazı işlemler yönünden hüküm kurulmadan karar verilmesi durumunda, temyiz merciinin, ilk derece mahkemesi kararını, yargılaması hiç yapılmamış kısım yönünden de bir denetime tabi tutup uyuşmazlığın esası hakkında ilk derece mahkemesinin yerine geçerek karar vermesi 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi hükmüne aykırılık teşkil edecektir.
2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer alan "verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir." düzenlemesinde yer alan "nihai kararlar" ibaresi de, davaya konu edilen tüm işlemler yönünden yargılaması yapılmış ve hüküm kurulmuş bir kararın varlığına işaret etmekte olup, ilk derece mahkemesince davanın bir kısmının hiç incelenmemesi ve eksik hüküm kurulmuş olması halinde, davanın bu kısmının temyiz incelemesi aşamasında ilk kez yargılamaya tabi tutularak esasının incelenmesi suretiyle doğrudan çözümlenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır. Zira aksi bir kabul, yasa koyucu tarafından benimsenen iki dereceli yargılama sistemi dışında bir yargılama usulünün benimsenmesi ve ivedi yargılama usulünün getiriliş amacının dışına çıkılması sonucunu doğuracağı gibi ivedi yargılama usulüne tabi davalarda temyiz üzerine verilen kararların kesin nitelikte olduğu ve bu kararlara karşı başka bir kanun yolunun öngörülmediği de dikkate alındığında, kararın kanun yoluyla denetiminin yapılabilmesini de engelleyecektir.
Dosyanın incelenmesinden; dava dilekçesinde, davacı tarafından Mamak Belediye Başkanlığı da hasım gösterilmek suretiyle dava konusu projeye dair olumsuz görüş bildirilmesine ilişkin Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin de iptalinin talep edilmesine rağmen İdare Mahkemesince davanın Ankara Valiliği ve Mamak belediye Başkanlığı husumetiyle görülmek suretiyle, sadece dava konusu ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin … tarih ve E-… sayılı işlem yönünden hüküm kurulduğu, dava konusu Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi hakkında ayrıca inceleme yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; İdare Mahkemesince, dava konusu Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi yönünden bir inceleme ve değerlendirme yapılmamış ve hüküm kurulmamış olması nedeniyle, davanın bu kısmı açısından temyize konu kararda, usul hükümlerine uyarlık görülmediğinden, İdare Mahkemesi kararının anılan dava konusu Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi yönünden bozularak hukuki inceleme yapılıp hüküm kurulmak üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesi gerektiği düşüncesiyle, çoğunluk kararının anılan kısmına katılmıyorum.
(XXX) KARŞI OY:
25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümleri ile ilgili kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, Bakanlık yetkilileri, proje sahibi ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan oluşan bir Komisyon kurulacağı; ÇED Raporunun, inceleme ve değerlendirme toplantısının tarihi ve yerini belirten bir yazı ile Komisyon üyelerine gönderileceği, komisyonun ÇED Raporunu, ilk inceleme değerlendirme toplantısından itibaren on (10) iş günü içinde değerlendireceği; komisyonun, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, konusu itibariyle Bakanlıkça ya da Bakanlıkça yeterlik verilmiş özel veya kamuya ait kurum/kuruluşların laboratuvarlarınca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebileceği; komisyon gerekli görürse, görevlendireceği üyeleri aracılığı ile projenin gerçekleştirilmesi planlanan yerde ve benzer tesislerde inceleme yapabileceği; Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın sürecin sonlandırılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Mamak Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemiyle; Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne apılan incelemede alanın bir kısmına ait onaylı imar planının bulunmadığı, alanın geriye kalan kısmının imar planı kapsamında kaldığı ve mevcut çalışan tesislerde planlanan kapasite ve/veya alan artışı ve/veya ilave tesislere izin verilmemesi ve bahse konu bölgede yeni yapılması planlanan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı yardımcı tesisler için de izin verilmemesi hususunun Mamak Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile uygun görüldüğünden bahisle davaya konu proje için olumsuz görüş verildiği, Mamak Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararında, Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkezi Müdürlüğü ile yapılan ortak çalışma sonucunda … Mahallesi, … Mahallesinde mobil hava kalitesi ölçüm istasyonu ile ölçüm yapıldığı ve ölçüm sonuçlarının Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliğinde belirtilen toz parametresi limit değerlerini aştığının tespit edildiği, Gazi Üniversitesi Rektörlüğü ile Mamak Belediyesince imzalanan protokol gereğince, Kent İçi Ulaşım Teknolojileri Erişebilirlik, Uygulama ve Araştırma Merkezi (KUTEM) tarafından hazırlanan "Mamak Belediyesi Sınırları İçinde Kalan Taş Ocaklarının Mekansal, Çevresel ve Ulaşım Etkileri Araştırma Projesi"nin sonuç kısmında 2010-2019 yılları arasında neredeyse tüm istasyonlarda yıllık 35 defadan fazla sınır ihlalinin olduğu, yıllık ortalamalar açısından Mamak-Kayaş istasyonunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanan raporlara göre yapılan değerlendirmelerde tüm yıllarda yıllık ortalamaların sınır değerlerin üzerinde olduğu ve alanın hava kalitesi açısından durumunun iyi olmadığı, alanda yeni taş ocağı açılmasına izin verilmemesi ve mümkünse işletme süresi dolan tesislere de yeniden çalışma izni verilmemesi hususlarının önerildiğinden bahisle bölgedeki toplam kirlilik yükünün uygun olmadığı, taş ocaklarının yerleşim yerlerine yakınlığı sebebiyle sosyal problemler yarattığı, patlatmaların yer altı ve yer üstü su kaynaklarını etkilediğinden bahisle mevcut çalışan tesislerde planlanan kapasite ve/veya alan artışı ve/veya ilave tesislere izin verilmemesi ve bahse konu bölgede yeni yapılması planlanan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı yardımcı tesisler için de izin verilmemesi kararının alındığı, söz konusu olumsuz görüş doğrultusunda, uyuşmazlığa konu projeye ilişkin ÇED sürecinin dava konusu işlem ile sonlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; anılan Yönetmelik hükmüne göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılabileceğinden; Mamak Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararının, Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkezi Müdürlüğü mobil hava kalitesi ölçüm aracıyla ile yapılan ölçüm sonuçlarının Yönetmelikte yer alan toz parametresi limit değerlerini aştığı yönündeki tespite ve "Mamak Belediyesi Sınırları İçinde Kalan Taş Ocaklarının Mekansal, Çevresel ve Ulaşım Etkileri Araştırma Projesi"ne dair rapora dayanılarak Mamak Belediyesince madencilik faaliyetinin sınırlandırıldığı, davalı Ankara Valiliğince Mamak Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararında yer verilen tespitlerin yeterli görüldüğü ve Mamak Belediye Meclisinin anılan kararına ilişkin ayrıca çalışma yapılmasına gerek görülmediği, nitekim toz parametresi ölçümlerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkezi Müdürlüğü mobil hava kalitesi ölçüm aracıyla yapıldığı da dikkate alındığında, davaya konu projeye ilişkin ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, dava konusu ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşü ile çoğunluk kararının anılan kısmına katılmıyorum.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.