4. Hukuk Dairesi 2016/10014 E. , 2018/7390 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 17/03/2015 gününde verilen dilekçe ile haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 14/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının, müvekkili adına tapuda kayıtlı olan ... İli ... İlçesi ... Köyü ... mevkiinde bulunan taşınmazdaki dikili vişne ağaçlarını kestiğini, davalı hakkında ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/528 esas, 2010/231 sayılı kararı ile isnat edilen hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşıldığını belirterek, meydana gelen maddi zararının davalıdan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, 35 adet vişne ağacı kestiğini, kestiği ağaçları 40 yıl önce kendisinin diktiğini beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazda bulunan vişne ağaçlarının davalıya ait olduğu, bu ağaçların bütünleyici parça hükümlerine tabi olmadığı, davacının ağaçlar üzerinde herhangi bir hakkının ve zararının bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davaya konu olay nedeniyle davalının ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/528 esas, 2010/231 sayılı kararı ile hırsızlık suçundan yargılandığı, yargılama sonucunda suçu işlediği sabit görülerek mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz aşamasında; “suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelemede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ancak sanığın suç tarihinde 65 yaşını tamamlamış ve daha önce hapis cezasına mahkum edilmediğinin anlaşılmış olması karşısında; kısa süreli hapis cezasının Kanun’da öngörülen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi, kabule göre de kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olan sanık hakkında Kanun’un 53/1 maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi” gerekçesiyle bozulduğu, bozma sonrası ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/52 esas, 2014/138 sayılı kararı ile davalı hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün seçenek yaptırıma çevrildiği, kararın Yargıtay 13. Ceza Dairesi tarafından 21/12/2015 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
818 sayılı Borçlar Kanunu"nun 53. (TBK.74) madde gereği; ceza mahkemesinde verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de hukuk hakiminin bu bağımsızlığı
sınırsız olmayıp ceza mahkemesinin maddi vakıaların belirlenmesine ilişkin mahkumiyet kararı hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olup taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacaktır.
Somut olayda, ceza mahkemesinin davalı hakkındaki kesinleşmiş mahkumiyet kararıyla sabit olan vakıalar ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalının sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda, mahkemece davacı yararına zarar kapsamı belirlenmek suretiyle tazminata hükmetmek gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/11/2018 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, özellikle Ceza Mahkemesi hakiminin tespiti kendi hakkını zorla almak şeklinde oluştuğu da gözetilerek yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.28/11/2018