14. Hukuk Dairesi 2015/13542 E. , 2018/3282 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.04.2014 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Dava, TMK"nın 747 maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı, maliki bulunduğu ... İli, ... İlçesi 372 parsel sayılı taşınmaz yararına davalılara ait 492 ve 81 parsel sayılı taşınmazlardan genel yola çıkabilmek için geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı ..., dere yatağı dışında başka bir yerden geçit hakkı tesis edilmesi gerektiğini, 81 ve 492 parsel sayılı taşınmazların maliki davalı ... ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile ... İli, ... İlçesi, Esentepe Mahallesi beşiktaş mevkinde kain 81 parsel sayılı taşınmazın üzerine ve dere üzerinde fen bilirkişisi heyeti tarafından 18/02/2015 havale tarihli raporuna ve ekli krokide sarı renk ile gösterilen 119,11 metre uzunluğunda, toplamda 476,44 m2 lik alan üzerinde ... ilçesi, Esentepe mahallesi beşiktaş mevkinde kain davacıya ait 372 parsel sayılı taşınmaz lehine TMK nın 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulmasına, karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... ... ve davalı ... vekilleri temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine "mutlak geçit ihtiyacı" veya "geçit yoksunluğu", ikincisine de "nispi geçit ihtiyacı" ya da "geçit yetersizliği" denilmektedir.
TMK"nın 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Geçit hakkı kurulması davalarında amaç, genel yola bağlantısı olmayan taşınmazların yolla bağlantısının sağlanmasıdır. Bundan dolayı, geçit kurulurken ihtiyaç içinde olan taşınmazdan genel yola ulaşıncaya kadar aradaki bütün taşınmazlar üzerinden ve taşınmazların leh ve aleyhine geçit kurulacak şekilde kesintisiz olarak genel yola bağlanması sağlanmalıdır. Buna uygulamada "kesintisizlik ilkesi" denilir.
Somut olayda, davacının 372 parsel sayılı taşınmazı yararına geçit kurulan ve kroki ile raporlarda sarı renkli 1. güzergah olarak gösterilen 81 parsel sayılı taşınmazdan kurulan geçit yerinin dereden geçilmesi suretiyle kurulmuş olmasının, geçit yerlerinin kesintisiz olarak genel yola bağlanmasını amaçlayan "kesintisizlik ilkesini" zedelediği görülmektedir. Dere yatakları kural olarak devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerdendir ve bu özelliği itibariyle de kamu malıdır. Kamu malı olan bir yerin, kişinin özel yararlanmasına terki olanaklı değildir. Geçit davalarında amaç yol ihtiyacı içinde bulunan bir taşınmazın genel yola ulaşımın kesintisiz olarak sağlanmasıdır. Dere yatağı tapuya tescil edilmiş bir yer de olmadığından kesintisizlik ilkesi ihlal edilmiş olur.
Bu durumda mahkemece , yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak başka bir alternatiften geçit tesis edilip edilmeyeceği belirlenmelidir. Davalılara ait taşınmazlar dışında başkaca geçit güzergahının belirlenmesi halinde bu güzergah üzerindeki taşınmazların malikleri davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra tüm alternatifler birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile kesintisizlik ilkesini zedeleyecek şekilde kısmen dere yatağından geçen 1. seçenekten geçit kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu nedenle somut olayda; geçit eninin 4 metre olarak saptanması da yerinde görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.