
Esas No: 2021/3581
Karar No: 2022/1321
Karar Tarihi: 07.04.2022
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu 2021/3581 Esas 2022/1321 Karar Sayılı İlamı
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/3581 E. , 2022/1321 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3581
Karar No : 2022/1321
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 27/04/2021 tarih ve E:2017/4093, K:2021/1279 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 27/04/2021 tarih ve E:2017/4093, K:2021/1279 sayılı kararıyla;
Davacının, 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile ilgili Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmediğinden işin esasına geçilerek; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgütün sohbet toplantılarına katıldığına, örgüt içerisinde Anayasa Mahkemesinde görev yapan raportör yardımcılarından sorumlu olduğuna ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünde İnsan Hakları Daire Başkan Yardımcısı olarak görevlendirilmesinin, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, mesleğinden ihraç edilmesinin ceza olduğu, buna ilişkin yargılamada adil yargılanma hakkının cezai yönüne ilişkin bütün güvencelerin sağlanmasının gerektiği; işlem tarihinde hakkında herhangi bir delilin mevcut olmadığı; işlemin dayanağı 667 sayılı KHK'nın 3. maddesinin hem kabul edilme usulü hem de kapsamı itibarıyla geçerli bir hukuki düzenleme olmadığı; HSK'nın çıkarma kararının öncesinde savunma hakkı tanınmadığı, işlemin tesis edilmesine dayanak bilgi ve belgelerin kendisine tebliğ edilmediği, bu hukuki sakatlığın yargılama aşamasında telafisinin mümkün olmadığı; Dairece işlem tarihindeki duruma göre değerlendirme yapılmamasının ve yerleşik içtihatlarla çelişen hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu; duruşma tarihinin yer aldığı mazbatada, duruşma yapılacağına, mazereti varsa bildirmesi gerektiğine, katılmadığı takdirde duruşmanın yokluğunda gerçekleştirileceği yolunda uyarının bulunmaması nedeniyle kendisini sözlü olarak savunma imkânından yoksun kaldığı, bu durumun adil yargılanma hakkının gerekleriyle bağdaşmadığı; tanıkların Dairece dinlenmediği, bunun yüz yüzelik ilkesini ihlal ettiği; hakkındaki ceza yargılamasının henüz kesinleşmediği, Yargıtay aşamasında tanık delilleri yönünden kararın büyük ihtimalle bozulacağı; tanık beyanlarının, kendi ifadesine neden üstün tuttuğunun kararda gösterilmediği; meslekten çıkarmanın özel hayata saygı hakkını, din ve vicdan hürriyetini ihlal ettiği; İnsan Hakları Dairesi Başkanlığına başkan yardımcısı olarak atandığı tarihte aynı unvanla iki kişinin daha atandığı, bu kişilerin meslekten çıkarılmadığı, bu sebeple anılan göreve atanmasının delil olarak kabulünün mümkün olmadığı; 667 sayılı KHK'nın hukuki nitelik taşımadığı ve Anayasa'ya aykırı olduğuna ilişkin iddialarına Dairece yanıt verilmediği, Daire kararında anayasaya sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı belirtilse de, kararda bu hususta örgüt talimatı doğrultusunda dosyaları etkilemeye çalıştığına, yargı yetkilerini farklı amaçlarla kullandığına dair herhangi bir isnat bulunmadığı, dolayısıyla gerekçeli karar hakkına aykırı davranıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 27/04/2021 tarih ve E:2017/4093, K:2021/1279 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 07/04/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.