Abaküs Yazılım
8. Daire
Esas No: 2019/7006
Karar No: 2022/2463
Karar Tarihi: 06.04.2022

Danıştay 8. Daire 2019/7006 Esas 2022/2463 Karar Sayılı İlamı

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/7006 E.  ,  2022/2463 K.

    "İçtihat Metni"

    T.C.
    D A N I Ş T A Y
    SEKİZİNCİ DAİRE
    Esas No : 2019/7006
    Karar No : 2022/2463


    Temyiz İsteminde Bulunan (Davalılar): 1- … Genel Müdürlüğü
    Vekili : Av. …
    2- … Belediye Başkanlığı - …
    Vekili : Av. …
    Diğer Davalı : … Belediye Başkanlığı
    Vekili : Av. …
    Karşı Taraf (Davacı) : … Anonim Şirketi
    Vekili : Av. …
    İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
    Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
    Danıştay Tetkik Hakimi : …
    Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
    Dava, davacı Sigorta Şirketince sigortalanan İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, … Mahallesi, … ada, No:… adresinde bulunan işyerinde 18-19/12/2009 tarihlerinde yağan yağışlar sonrasında rögarların tıkalı olması nedeniyle atık su borularından taşan yağmur suları sonucu sel baskını üzerine oluştuğu öne sürülen ve sigortalı işyeri sahibine ödenen 94.126,08 TL maddi zararın rücuan yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
    İdare Mahkemesince dava konusu olay sonucu oluşan rücu edilebilir tazminat miktarından sigortalının ödediği sigorta prim tutarının da mahsup edilmesi gerektiğinden, sigortalının 1.399,78 TL sigorta prim ödemesinin mahsubu sonucu (93.166,19-TL - 1.399,78 TL ) 91.766,41 TL rücu edilebilir tazminat miktarından, olayın meydana gelmesinde %70 oranında kusurlu İstanbul Su ve Kanalizasyon Genel Müdürlüğü'nün 64.236,48 TL, %30 oranında kusurlu Bağcılar Belediye Başkanlığı'nın 27.529,92 TL tazminat miktarından sorumlu oldukları, davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın kusurunun bulunmaması nedeniyle tazminattan sorumlu olmadığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
    Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
    3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanunun 5. maddesinin 2. fıkrasında; ilgililerin, işyeri açma ve çalışma ruhsatı adlı belgeye dayanarak işyeri açabileceği belirtilmiştir.
    10/08/2005 tarih ve 25902 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 10. maddesinde, işyerlerinin depo olarak kullandıkları yerlerin işyeri açma ve çalışma ruhsatında gösterileceği; 6. maddesinde, yetkili idareden usulüne uygun işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan açılan işyerlerinin yetkili idarelerce kapatılacağı kuralına yer verilmiştir.
    3194 sayılı İmar Kanunu'nun 31. maddesinde; inşaatın bitme gününün, kullanma izninin verildiği tarih olduğu, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapıların, izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılmayacakları, ancak kullanma izni alan bağımsız bölümlerin bu hizmetlerden istifade ettirileceği kuralına yer verilmiş, 32. maddesinde de, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar hakkında düzenlemeler yapılmıştır.
    İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
    İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
    Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralı yer almaktadır.
    Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
    Hukuk Muhakemeleri Kanununun 282. maddesinde "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmü yer aldığından; sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği ya da yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi verilen rapor dikkate alınmadan uyuşmazlığın çözümüne engel bir düzenlemenin bulunmadığı da açıktır.
    Dava dosyasının incelenmesinden; davacı Sigorta Şirketince sigortalanan İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, … Mahallesi, … ada, No:… adresinde bulunan işyerinde 18-19/12/2009 tarihlerinde yağan yağışlar sonrasında rögarların tıkalı olması nedeniyle atık su borularından taşan yağmur suları sonucu sel baskını üzerine oluştuğu belirtilen ve sigortalı işyeri sahibine ödenen 94.126,08 TL maddi zararın rücuan yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
    Uyuşmazlık konusu olayda mahkemece yaptırılan bilirkişi raporunda; dava konusu işyerinin içinde yer aldığı … Ticaret Merkezi’nin S.S. … İşyeri Yapı Kooperatifi tarafından yapıldığı ve söz konusu Ticaret Merkezindeki 118 adet müstakil girişli işyeri için Bağcılar Belediye Başkanlığı İmar ve Planlama Müdürlüğü tarafından … tarih ve … sayılı yapı ruhsatının düzenlenerek, sözkonusu Ticaret Merkezine … tarih ve … sayı ile yapı kullanma izin belgesi (iskan) verildiği, sözkonusu yapı kullanma izin belgesinden dava konusu işyerinin, bodrum kat= sığınak + dükkana ait depo, zemin kat =dükkan, 1. normal kat=dükkana ait büro olarak işlevlendirildiği, 3194 sayılı İmar Kanunu’na göre plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun yapılmış ve ilgili İdarelerce onaylanmış projelere göre yapılan yapılara yapı ruhsatı ve iskan belgesi verilebildiği, dava konusu işyerinin ruhsatlı ve iskanlı olması sebebiyle bu yönüyle kusurunun bulunmadığı, dosyada yer alan Bağcılar Belediye Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı yazısında; “...Müdürlüğümüz kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde, sigortalı olan … Lüks Hırd. Elek. Elektr. Kırt. Ve Koz. San. Tic. A.S’nin İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı almak için 03.06.2010 tarihinde ruhsat müracaatında bulunduğu ve ruhsatlandırma işleminin devam ettiği anlaşılmıştır...” ifadesine yer verildiği, davacı işyerinin “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı” almak için ilgili İdareye başvuru tarihinin, yaşanan taşkın tarihinde sonrasına denk geldiği, dolayısıyla işyerinin taşkın tarihinde işyeri açma ve çalışma ruhsatının bulunmadığı, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ise tamamen işyerindeki faaliyete yönelik olup, işyerinin kusurlu olup olmaması ile bir ilgisinin bulunmadığı, davaya konu işyerinin yer aldığı İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, Göztepe (tapuda … ) Mahallesi, … ada,… parsel sayılı taşınmazın ana taşınmaz niteliğinin “Yüzonsekiz dükkanlı işyeri” olup, İSTOÇ Ticaret Merkezi içinde kaldığı ve Bağcılar Belediye Başkanlığı’nca … tarih ve … sayı ile Yapı Kullanma İzin Belgesinin (iskan) bulunduğu, işyerinin “İşyeri açma ve çalışma ruhsatı bulunmadığı” hususu Bağcılar Belediyesinin yetki, kontrol ve sorumluluğunda olup, can ve mal güvenliğini sağlamak üzere gerekli sürelerde kontroller ve uyarıların yapılarak, çalışmaya uygun olmayan işyerlerinin kapatılması gerektiği, gerek dava dilekçesi, gerekse de davalı İdarelerin davaya cevap niteliğindeki savunma yazılarında, olay tarihinin 18.12.2009-19.12.2009 tarihleri olduğu hususunun göz ardı edilerek sürekli İstanbul’da Eylül 2009 tarihinde Ayamama Deresi taşkınından oluşan sel olayına atıf yapılmış olsa da davaya konu taşkının Eylül 2009 tarihindeki sel felaketinden yaklaşık 3,5 ay sonra meydana geldiği, 23.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. maddesinin (r) bendine göre su ve kanalizasyon işleri ile derelerin ıslahının yapılması işlerinin Büyükşehir Belediyesi’nin görevleri arasında sayıldığı, … tarih ve … sayılı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Kararı ile; İstanbul Büyükşehir Belediyesi görev alanı içerisindeki derelerin ıslahının İSKİ Genel Müdürlüğü’ne devredildiği, sonuç olarak davalı İdarelerden İSKİ'nin %70, Bağcılar Belediyesi'nin %30 oranında kusurlu olduğu" yönünde tespitlere yer verilmiştir.
    Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, işyeri açma ve çalışma izni olmayan işyerlerinin faaliyette bulunamayacakları açıktır. Ancak, söz konusu izinler bulunmamasına rağmen davacı şirketin sigortalısının davalı idareler tarafından sunulan kamu hizmetlerinden faydalandığının anlaşılması halinde, davalı idarelerin olay nedeniyle meydana gelen zararın tamamına katlanmasını beklemek, yasal zorunluluk nedeniyle alınması gereken ruhsatları almayan davacı sigortalısının kusurlarının göz ardı edilmesi anlamına gelecektir. Bu durum ise, yukarıda aktarılan Anayasa kuralına, hukukun genel ilkelerine ve hakkaniyete aykırı sonuçları doğuracağından davacının (sigortalının) da olayda davalı idareler ile birlikte müterafik kusuru olduğunun kabulü gerekecektir.
    Bu itibarla, uyuşmazlıkta davacı sigortalısının işyeri olarak faaliyette bulunduğu binanın ve dava konusu işyerinin olay tarihinde işyeri açma ve çalışma ruhsatının bulunmadığı açık olup davacı sigortalısına kusur izafe edilmeden zararın tamamının davalı idarelerce tazmin edilmesi gerektiğine ilişkin anılan bilirkişi raporunun hükme esasa alınabilecek yeterlilikte olmadığı, İdare Mahkemesince, davacı sigortalısının davalı idareler ile birlikte müterafik kusur durumunu gösterir ek bilirkişi raporu alınarak yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
    Açıklanan nedenlerle; … İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 06/04/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi