
Esas No: 2021/6662
Karar No: 2022/1887
Karar Tarihi: 05.04.2022
Danıştay 10. Daire 2021/6662 Esas 2022/1887 Karar Sayılı İlamı
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/6662 E. , 2022/1887 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6662
Karar No : 2022/1887
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Genel Müdürlüğü
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının düzeltilerek onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 03/12/2020 tarih ve E:2015/3148 K:2020/5758 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca, davacılar tarafından düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Gaziantep ili, Oğuzeli ilçesi, ...köyü, ...ada, ...parselde kayıtlı taşınmazın ortak malikleri olan davacılar tarafından, dava konusu parselin kapama fıstık bahçesi olduğu, Kayacık Sulaması Y-1 borulu şebekesinden sızan sular nedeniyle 2008 yılında ağaçların bir kısmının zarar gördüğünden bahisle açılan davada .... İdare Mahkemesi'nin E:..., K:...sayılı kararı ile davalı idare kusurlu bulunarak tazminata hükmedildiği, kalan ağaçların korunması için davalı idare tarafından gereken tedbirlerin alınmaması üzerine diğer ağaçların da kuruduğu veya kurumaya yüz tuttuğu, bu durumun ...Asliye Hukuk Mahkemesinin E:...değişik iş, K:...sayılı kararı ile ortaya konulduğu ve 145.485,00 TL zararın tespit edildiği, idarenin tüm mahkeme kararlarına rağmen üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğinden bahisle kusurlu olduğu ileri sürülerek 20/07/2012 tarihinden itibaren işletilecek ticari faiziyle birlikte 145.485,00 TL'nin ödenmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; dava konusu olayda, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle birlikte bilirkişi raporunun değerlendirilmesinden; davaya konu arazinin konumu itibarıyla eskiden beri dere yatağı alanı olduğu ve drenaj kanalı yapılmış olsaydı dahi söz konusu araziden doğal konumu dolayısıyla su tahliyesinin olacağı, öte yandan, davacının dere yatağına müdahalede bulunarak ağaç diktiği ve doğal dere yatağını kapattığı ve zararın oluşmasına doğrudan katkı sağladığı, suyun akmasını engelleyen nitelikteki maddeleri temizlemediği ve küçük bir ark ile giderilebilecek zararın etkisini daha da artırdığı görüldüğünden, bahse konu zararın oluşumunda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davacıların temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, her ne kadar, Mahkeme kararında; davaya konu arazinin konumu itibarıyla eskiden beri dere yatağı olduğu ve davacının da gerekli tedbirleri almadığından zararın etkisini artırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilse de ilgi dosyadan da anlaşılacağı üzere tarlasındaki ürünlerin zarara uğrayabileceğini bilen, buna rağmen su talebinde bulunan ve sulama beyanı sözleşmesindeki taahhüdüyle oluşacak zararlarda sorumluluğu üstlenen davacının, dava konusu zarardan tamamıyla kendisinin sorumlu olduğu dikkate alındığında sonraki yıllarda oluşacak zararlardan da yine idarenin sorumlu olmayacağı açık olduğu, bu durumda, davanın reddi yolunda verilen temyize konu idare mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmadığı, öte yandan, Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan "14.038,80 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine" ibaresinin "750,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME
TALEP EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu arazinin yaşları 20-30 arasında bulunan fıstık ağaçları ile kaplı olduğu, davacıların herhangi bir sulama talebinin olmadığı, zararın usûlüne uygun olarak inşa edilmeyen drenaj kanallarından sızan sudan dolayı dava konusu arazideki ağaçların kurumasından kaynaklandığı, sulamadan kaynaklanmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davacıların karar düzeltme isteminin kabulü ile anılan Daire kararı kaldırılarak, İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek gerekçeli olarak onanması gerektiğini düşünmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü.
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 03/12/2020 tarih ve E:2015/3148 K:2020/5758 sayılı kararı kaldırılarak davacıların temyiz başvurusu yeniden incelendi:
A) Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Davanın Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
2008 yılında ağaçların bir kısmının zarar gördüğünden bahisle açılan davada; .... İdare Mahkemesinin, davanın kabulüne ilişkin E:..., K:...sayılı kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 25/06/2015 tarih ve E:2011/9424, K:2015/3369 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda .... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile dosyada mevcut bilgi ve belgelerle bilirkişi raporunun birlikte incelenmesinden, dava konusu 14 sayılı parselin bulunduğu alanda drenaj kanallarının yapıldığı; ancak mevcut drenaj kanallarının amacına uygun olarak yapılmamış olması (yeterli derinlikte yapılmaması) ve tarla içi tevsiyesinin yapılmamış olması nedeniyle, parselin, tarımsal faaliyet için verilen sudan dolayı taban suyu yükselmesi sonucu etkilenen bölümünde zarar oluştuğu, söz konusu zararın oluşumunda davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 2/10 oranında, Kayacık Sulama Birliğinin 1/10 oranında, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2/10 oranında, davacıların ise 5/10 oranında kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, davacıların maddi zarar tutarının hesaplanmasına ilişkin olarak; davacıların dava konusu 14 parseldeki 63 adet Antep fıstığı ağacının kuruması nedeniyle oluşan 53.550,00 TL ve sararan 38 adet Antep fıstığı ağacında 2008 yılında verim alınamaması nedeniyle oluşan 849,30 TL olmak üzere toplam 54.399,30 TL tutarındaki zararın davalı idarelerin 5/10 oranındaki kusur durumuna isabet eden 27.199,65 TL'lik bölümünün davalı idareler tarafından davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı yapılan temyiz başvuruları üzerine, anılan İdare Mahkemesi kararı Danıştay Onuncu Dairesinin 03/12/2020 tarih ve E:2017/2504, K:2020/5757 sayılı kararı ile bozulmuşsa da bu bozma kararının düzeltilmesi istemiyle davacılar tarafından yapılan başvuru üzerine anılan bozma kararı Danıştay Onuncu Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2021/6658, K:2022/1886 sayılı kararı ile kaldırılarak, .... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı düzeltilerek onanmıştır.
Sonuç olarak davacıların uğradığı zararlara karşılık kısmen tazminata hükmedilmiştir, hükmedilen bu tazminat miktarı daha sonra yaşanılan zararları da kapsayacak şekilde bir tutara karşılık geldiğinden, bakılan davada farklı bir tazminat istemine hükmedilmesi gerekli görülmemiştir.
B) Temyiz İstemine Konu Mahkeme Kararının, Reddedilen Maddi Tazminat Nedeniyle Davalı İdare Lehine Nispi Vekalet Ücretine Hükmedilmesine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
31/12/2014 tarih ve 29222 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkeme kararı tarihi itibariyle uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinde; "Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Tarifenin "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinde ise " (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesi yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava, toplam 148.485,00 TL maddi tazminat istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, davanın reddine, 14.038,80 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine karar verildiği görülmektedir.
Maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmekte, bazı olaylarda ise, davacının dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olmakta, bu durum, gerek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusunda Tarifenin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, reddedilen maddi tazminatın Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceğine ilişkin Tarife hükmünün ihmal edilmesi, hakkaniyete daha uygun olacaktır.
Yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca, İdare Mahkemesince, maddi tazminat isteminin tamamı için ret hükmü kurulmasına rağmen davalı idare lehine nispi vekâlet ücreti hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bu durumda Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan "14.038,80 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine" ibaresinin "750,00 TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin İdare Mahkemesi kararının esası bakımından reddine, vekâlet ücretine yönelik kısmı bakımından kabulüne,
2. Davanın reddine ilişkin .... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ve oy birliğiyle GEREKÇELİ olarak ONANMASINA, artan posta ücretinin istemi hâlinde davacılara iadesine, 05/04/2022 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY:
Temyiz istemine konu Mahkeme kararında, davacıların maddi tazminat isteminin reddi nedeniyle davalı idare lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu husus, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam eden "Kararın bozulması" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasındaki, temyiz incelemesi sonunda düzeltilmesi mümkün karardaki maddi yanlışlık kapsamında bulunmayıp; anılan maddenin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren "hukuka aykırılık" teşkil ettiğinden, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının, Mahkemece yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararının düzeltilerek onanmasına yönelik kısmına katılmıyorum.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.