Abaküs Yazılım
13. Daire
Esas No: 2019/1846
Karar No: 2022/1315
Karar Tarihi: 30.03.2022

Danıştay 13. Daire 2019/1846 Esas 2022/1315 Karar Sayılı İlamı

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2019/1846 E.  ,  2022/1315 K.

    "İçtihat Metni"

    T.C.
    D A N I Ş T A Y
    ONÜÇÜNCÜ DAİRE
    Esas No : 2019/1846
    Karar No : 2022/1315

    DAVACI : ... Döviz Ticaret A.Ş.
    VEKİLLERİ : Av. …, Av. …

    DAVALI : … Bakanlığı
    VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

    DAVANIN KONUSU :
    1) 30/01/2018 tarih ve 30317 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'a İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ No:2018-32/45) 4. maddesinin 4. fıkrası ile 29. maddesinin 5. fıkrasının iptali,
    2) Davacı şirketin faaliyet izninin iptal edilmesine dair … tarih ve E…. sayılı Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Sektörle İlişkiler ve Kambiyo Genel Müdürlüğü işlemiyle bildirilen … tarih ve … sayılı Bakan Olur'unun iptali istenilmektedir.

    DAVACININ İDDİALARI :
    Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’a ilişkin 2018-32/45 sayılı Tebliğ’in yaptırımlar öngören dava konusu 4. maddesinin 4. fıkrası ile 29. maddesinin 5. fıkrasının Anayasa’nın 2., 11., 38. ve 124. maddelerinde yer alan ilkelere aykırı olduğu, döviz bürolarının denetimleri ile faaliyetlerine son verilmesine yönelik yasal bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle yaptırım öngören anılan hususların Tebliğle düzenlenemeyeceği, mevzuata aykırı işlem tesis eden müesseselerin uyarılması yönünde düzeltici ve kısıtlayıcı yaptırımlar öngörülerek idari yaptırımın caydırıcılığı ilkesi ile kişi hak ve özgürlüklerinin korunabilmesi mümkünken, doğrudan yetkili müessesenin faaliyet izin belgesinin iptaline imkân veren Tebliğ’in dava konusu kuralının bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu, zira dava konusu Tebliğ’den önce yürürlükte olan 2006-32/32 sayılı Tebliğ’de, Tebliğe aykırı faaliyette bulunduğu tespit edilen yetkili müesseselerin öncelikle aykırı faaliyeti durdurmasını teminen uyarılacağı, uyarıya rağmen aykırı faaliyetin devam etmesi hâlinde faaliyet izninin iptal edileceğinin düzenlendiği, oysa dava konusu Tebliğ’de, aykırı faaliyette bulunduğu tespit edilenlerin doğrudan faaliyet izin belgesinin iptal edileceğinin düzenlendiği, haklarında tesis edilen işlemin dayanağı olarak 2018-32/45 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinin 4. fıkrasının gösterildiği, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ile, vadeli döviz alım satımına ilişkin tüm düzenlemeleri yapmaya ve kısıtlamaları getirmeye Merkez Bankası’nın yetkili kılındığı, Hazine Müsteşarlığı’nın vadeli döviz alım satımına dair düzenleme yapma yetkisinin bulunmadığı, yetkili müesseselere kısıtlama getirilmesi yönünde bir politika izlenmesi hâlinde bu düzenlemeyi yapma yetkisinin sadece Merkez Bankası’na ait olduğu, Hazine Müsteşarlığı’nca çıkartılan dava konusu Tebliğ’le yapılan düzenlemede yetki tecavüzü bulunduğu, başka bir idarî makamın yetkili kılındığı bir konuda hiçbir yetkisi bulunmayan idarî makamın genel düzenleyici işlem mahiyetinde Tebliğ çıkartamayacağı; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesi ile birlikte 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kuruluş, teşkilat ve hizmet birimlerinin yeniden düzenlendiği, bu hizmet birimleri arasında, haklarında dava konusu işlemi tesis eden Mali Sektörle İlişkiler ve Kambiyo Genel Müdürlüğü’nün sayılmadığı, bu nedenle anılan Genel Müdürlüğün herhangi bir idarî işlem tesis etme yetkisi kalmadığından, dava konusu işlemin bu yönüyle de iptali gerektiği, yine dava konusu işlemin Bakanlık makamınca tesis edilmesi gerekirken Bakan adına Genel Müdür tarafından tesis edildiği, dava konusu Tebliğ ile Hazine ve Maliye Bakanına verilen yetkinin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte artık Bakanlık hizmet birimleri arasında yer almayan Mali Sektörle İlişkiler ve Kambiyo Genel Müdürü tarafından kullanılmasında yetki unsuru yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı; dava konusu işlemin yeterince araştırma yapılmadan tesis edildiği ve işlem tesis edilmeden önce konu ile ilgili savunmalarının alınmadığı, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Uygulama Grup Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen denetimde yapılan tespitlerin işlem tesisi noktasında yetersiz olduğu, dava konusu işlemin, hiçbir inceleme ve yeterli araştırma yapılmadan, savunmaları dahi alınmadan yalnızca işletmede POS cihazı bulunduğundan bahisle tesis edildiği, oysa POS cihazı ile hiçbir bağlarının bulunmadığı, söz konusu POS cihazı hakkında bilgi verdiği beyan edilen sigortalı çalışanlarının söz konusu beyanlarının kendisine okutulmadan tutanak altına alındığı, bahse konu beyanların gerçeği yansıtmadığı, müfettişlerce çalışanın beyanlarının yanlış anlaşıldığı, öte yandan, söz konusu POS cihazını kullandıklarına, vadeli döviz alım satımı yaptıklarına dair hiçbir somut tespit, bilgi ve belge bulunmadığı, dava konusu işlemin tesisinden önce şirket çalışanları ve yetkililerinin sağlıklı bir şekilde beyanları alınmış olsaydı POS cihazının işletmede bulunma nedeninin açıklığa kavuşturulacak olduğu, 1993 yılından beri faaliyette bulunan şirketin bugüne değin mevzuata aykırı hiçbir işleminin bulunmadığı, denetim esnasında POS cihazının işletmede bulunma nedeninin araştırılmadığı, bu nedenle de davaya konu hatalı işlemin tesis edildiği, şirketin faaliyet bölgesinde İran, Irak, Suriye kökenli yoğun yabancı uyruklu insan yaşadığı, bu ülkelerden gelen pazarlamacılar tarafından diğer döviz bürolarına olduğu gibi kendi işletmelerine de çeşitli tekliflerin yapıldığı, ancak bu tekliflere itibar edilmediği, denetimin yapıldığı günün sabah saatlerinde yine yabancı uyruklu bir pazarlamacının döviz bürosuna gelerek ve döviz bürolarına POS cihazı temin ettiğini söyleyerek POS cihazını pazarlamaya çalıştığı, ancak çalışanın, bu konuda karar verme yetkisi olmadığını belirtmesi üzerine, yabancı uyruklu pazarlamacının POS cihazını şirket yetkililerine gösterilmesi için bıraktığı ve öğle saatlerinde gelip cihazı teslim alacağını beyan ederek ayrıldığı, ancak denetimin yapıldığı anda çalışanları olan şahsın POS cihazı hakkında yeterli bilgisi olmadığından ve denetimin heyecanına kapıldığından kendini ifade edemediği, denetimde tutulan tutanakta, cihazın İran’dan geldiği ve döviz alım satımında kullanıldığı belirtilmiş ise de, aslında cihazın İranlı bir pazarlamacı tarafından tanıtım amaçlı bırakıldığı ve hiçbir şekilde döviz alım satımında kullanılmadığı, ancak memurlarca, POS cihazı kullanılıyormuş ve slip benzeri fişler veriliyormuş gibi tutanak tutulduğu, döviz alım satımına ilişkin bilgilendirme sliplerinin bir banka slipi gibi gösterildiği, kaldı ki POS cihazının varlığının bu cihazdan vadeli ya da taksitli işlem yapıldığını göstermediği ve bunun tek başına delil olamayacağı, ancak iş yerlerinde hiçbir bilgi ve belge toplanmadan, olayın detayı araştırılmadan söz konusu POS cihazının kullanıldığı varsayımından hareket edilerek soyut bir kanaatle işlem tesis edildiği, POS cihazından gün içerisinde hangi işlemlerin yapıldığı, hangi saat diliminde ne kadar satış yapıldığı hususunun tespit edilmesi mümkünken bu yönde somut bir tespit yapılmasına yönelik hiçbir araştırmanın yapılmadığı, yalnızca POS cihazının işletmede bulunması yeterli görülerek döviz alım satımında kullanıldığının varsayıldığı, müfettişlerce de somut olarak POS cihazının döviz alım satımında kullanıldığının tespit edilemediği, 08/01/2020 tarihli Vergi İnceleme Raporu'nda, POS cihazının döviz alım satımında kullanılmadığının ortaya konulduğu, 29/03/2018 tarihli denetim esnasında tutulan tutanaktan yola çıkılarak tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.

    DAVALININ SAVUNMASI :
    Dava konusu 2018-32/45 sayılı Tebliğ ile, yetkili müesseselerin daha kurumsal bir yapıya dönüştürülmesi, malî alt yapı ve güvenilirliklerinin artırılması, daha denetlenebilir ve düzenli bir sistemin kurulması, faaliyet konuları ile sermaye büyüklüklerine göre yetkili müesseselerin ayrıştırılması ihtiyacının karşılanmasının amaçlandığı, her ne kadar dava dilekçesinde, dava konusu düzenlemenin üst normlardan yetki almadığı, kanunilik ilkesine aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, anılan Tebliğ’in dayanağının Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar olduğu, bu Kararın da 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un verdiği yetki çerçevesinde çıkartıldığı, dolayısıyla kanunilik ilkesine aykırılık bulunmadığı, yine dava dilekçesinde, mevzuata aykırı faaliyette bulunan yetkili müesseselerin öncelikle uyarılması gerektiği, doğrudan faaliyet izninin iptal edilmemesi gerektiğinin ileri sürüldüğü, 32 sayılı Karar’ın 21. maddesinin son fıkrasında, kambiyo mevzuatına aykırılıkları ya da bu Karar’da belirtilen yükümlülükleri yerine getirmediği tespit edilen yetkili müesseselerin dövize ilişkin işlemlere aracılık etme yetkilerinin Bakanlıkça kısmen veya tamamen kaldırılabileceğinin kurala bağlandığı, daha kurumsal yapılar olması öngörülen ve faaliyetlerinde basiretli davranmaları beklenen yetkili müesseselerin, açıkça yasaklanmış olan vadeli işlem ve kredi kartı ile işlem yapamayacaklarına yönelik düzenlemeye aykırı davranmalarının kambiyo mevzuatına ağır bir aykırılık teşkil ettiği; davacının, vadeli döviz alım satımına ilişkin yetkili müesseselere kısıtlama getirilmesi yetkisine Merkez Bankası’nın sahip olduğu iddiasının da geçerli olmadığı, zira 32 sayılı Karar’ın 6. maddesinin 1. fıkrasında, dövize ilişkin işlemler yapmaya Merkez Bankası, bankalar ve Bakanlıkça belirlenecek diğer kuruluşların yetkili olduğunun belirtildiği, aynı maddenin 3. fıkrasında, yetkili müesseselerin efektif alım satım yapabileceğinin düzenlendiği ve vadeli döviz alım satım yetkisinin Merkez Bankası’na verildiği, vadeli döviz alım satımına ilişkin yetkinin genel bir yetki olduğu, Tebliğ’de, yetkili müesseselerin kuruluş, faaliyet, şube açma, yükümlülük ve denetimlerine dair usul ve esasların düzenlendiği, Tebliğ’in 4. maddesinin 4. fıkrasında yapılan düzenlemenin vadeli işlemlere ilişkin genel bir düzenleme olmadığı, sadece yetkili müesseselerin faaliyetlerinde vadeli işlem yapılmasının engellendiği, kaldı ki davacı şirketin faaliyet izninin vadeli işlem yapması nedeniyle değil, kredi kartı ile döviz alım satımı gerçekleştirmesi sebebiyle iptal edildiği, ayrıca 32 sayılı Karar uyarınca Bakanlığın Türk parasının kıymetini korumak maksadıyla gerekli her türlü tedbiri almaya yetkili olduğu; davacının dava dilekçesinde, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde Mali Sektörle İlişkiler ve Kambiyo Genel Müdürlüğü’nün Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hizmet birimleri arasında sayılmadığı, bu nedenle dava konusu işlemi tesis etme yetkisinin bulunmadığının ileri sürüldüğü, oysa dava konusu işlemin … tarih ve … sayılı Bakanlık Makamı Onayı ile tesis edildiği, bu işlemi davacıya duyurma işleminin anılan Genel Müdürlükçe gerçekleştirildiği, dava konusu işlem Bakanlık makamı tarafından tesis edildiğinden davacının söz konusu iddiasının dayanaktan yoksun olduğu; yine davacı tarafından, dava konusu işlemin Bakan yerine Genel Müdür tarafından imzalandığı, Tebliğ’de Bakanlık makamına yetki verildiğinin ileri sürüldüğü, davacı şirketin faaliyet izninin iptali yönünde Bakanlık makamından … tarihli ve … sayılı onayın alındığı, bu nedenle davacının bu iddiasının da geçerli olmadığı; davacı şirketin iş yerinde yapılan denetimde, üzerinde Farsça yazıların olduğu yabancı bir POS cihazının bulunduğu, şirketin sigortalı çalışanına POS cihazının bilgilerinin sorulduğu, çalışanın, “cihazın İran’dan geldiği, İranlı müşterilerin kredi kartlarını bu POS cihazından çekerek döviz alım satım işleminin yapıldığını” belirttiği, POS cihazının levhası ve Maliye kaydı ile ilgili bilgi alınamadığı, cihazın kaçak olduğu kanaatinin oluştuğu, denetim esnasında döviz alım satımı yapılan müşterilere döviz alım satım belgesi verilmediği, Maliye Bakanlığı onayı olmayan slip benzeri kâğıtların müşteriye verildiğinin tespit edildiği, her sene ödenen harcın ödendiğine dair makbuz istendiğinde, makbuzun bulunmadığı ve harcın ödenmediğinin beyan edildiği, yetki belgesi istendiğinde belgenin ibraz edildiği, ancak arka sayfasındaki damganın olmadığının görüldüğü, bunun üzerine söz konusu tespitlerin Tebliğ’in 4. maddesinin 4. fıkrasına aykırılık oluşturması nedeniyle aynı Tebliğ’in 29. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davacı şirketin faaliyet izninin iptali yönünde Bakanlık makamından alınan onay neticesi şirketin faaliyet izninin iptal edildiği, Tebliğ’de ve işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
    DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ : 30/01/2018 tarih ve 30317 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'a İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ No:2018-32/45) 4. maddesinin 4. fıkrası yönünden davanın reddine; anılan Tebliğ'in 29. maddesinin 5. fıkrası yönünden karar verilmesine yer olmadığına; davacı şirketin faaliyet izin belgesinin iptal edilmesine dair … tarih ve E…. sayılı Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Sektörle İlişkiler ve Kambiyo Genel Müdürlüğü işleminin ise iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
    DANIŞTAY SAVCISI … DÜŞÜNCESİ :
    Dava, 30/01/2018 tarih ve 30317 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara ilişkin Tebliğ (Tebliğ No:2018-32/45)'in 4. maddesinin 4. fıkrasının ve anılan Tebliğ'in 29. maddesinin 5. fıkrasının iptali ile anılan hükümler uyarınca davacı şirketin faaliyet izin belgesinin iptal edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Sektörle İlişkiler ve Kambiyo Genel Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
    1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarayan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Cumhurbaşkanı'nın salahiyetli olduğu belirtilmiş; Kanun'un anılan maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 11/08/1989 tarih ve 20249 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar'da genel esaslara dair hükümler tayin ve tespit edilmiş, Karar'ın uygulanmasını sağlamak ve Türk Parasının kıymetini korumak amacıyla lüzumlu göreceği her tür tedbiri almaya Bakanlık (Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlık) yetkili kılınmıştır. Yine anılan 32 sayılı Karar'ın "Genel Esaslar" başlıklı 1. maddesinde bu Karar'a ve bu Karar'ın uygulanması amacıyla Bakanlık'ca yayımlanacak tebliğlere muhalefetin 1567 sayılı Kanun'la ek ve tadillerine muhalefet sayılacağı düzenlenmiş; Karar'ın 6. maddesinde, bu Karar kapsamındaki dövize ilişkin işlemlerin Merkez bankası, bankalar ve Bakanlıkça uygun görülecek diğer kuruluşlar tarafından yapılacağı; PTT, yetkili müesseseler ve İstanbul Altın Borsası bünyesindeki piyasalarda Borsa ile ilgili mevzuat kapsamında olmak üzere kıymetli maden aracı kuruluşlarının efektif alım satımı yapabilecekleri; ....Bankaların dövize ve kıymetli madenlere dayalı vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri yapabilecekleri; vadeli döviz alım satımına ilişkin düzenlemeleri yapmaya Merkez Bankasının yetkili olduğu;Karar'ın "Denetim"başlıklı 21.maddesinin son fıkrasında da Kambiyo mevzuatına olan aykırılıkları ya da bu Kararda belirtilen yükümlülükleri yerine getirmediği tespit edilen yetkili müesseselerin dövize ilişkin işlemlere aracılık etme yetkisinin Bakanlıkça kısmen veya tamamen kaldırılabileceği hükme bağlanmıştır.
    Diğer taraftan döviz işlemleri yapmaya yetkili müesseselerin kuruluş, faaliyet, yükümlülük ve denetimine dair usul ve esaslar 30/01/2018 tarih ve 30317 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara ilişkin Tebliğ (Tebliğ No:2018-32/45) ile belirlenmiş, Tebliğ'in 4. maddesinde yetkili müesseselerin faaliyet konuları düzenlenmiş ve 4. maddenin iptali istenilen 4. fıkrasında ise yetkili müesseselerin vadeli işlem ve kredi kartı ile işlem yapamayacakları, yapacakları işlemleri herhangi bir şekilde taksitlendiremeyecekleri hükme bağlanmış, 5'inci maddesinde yetkili müesseselerin kurulması ve faaliyete geçmesi için Bakanlıktan izin alınması gerektiği; 6'ıncı maddesinde de kurulmasına izin verilecek yetkili müesseselerin taşıması gereken şartlar düzenlenmiştir. Tebliğin yaptırımları düzenleyen 29'uncu maddesinin iptali istenilen 5'inci fıkrasında ise 4'üncü maddede yer alan hükümlere aykırı faaliyette bulunduğu tespit edilen yetkili müessese hakkında 1567 sayılı Kanun uyarınca yasal işlem başlatılacağı ve yetkili müessesenin faaliyet izninin Bakanlıkça iptal edileceği, bu fıkra kapsamında faaliyeti iptal edilen yetkili müessese ve hissedarların 5 yıl boyunca yeni yetkili müessese kuruluş veya faaliyet izni başvurusunda bulunamayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
    Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; 2018-32/45 sayılı Tebliğ hükümleri ile yetkili müesseselerin daha kurumsal bir yapıya dönüştürülmesi, mali alt yapı ve güvenliklerinin arttırılması, daha denetlenebilir ve düzenli bir sistemin kurulması, faaliyet konuları ile sermaye büyüklüklerine göre yetkili müesseselerin ayrıştırılması ihtiyacının karşılanmasının amaçlandığı, anılan Tebliğ'in dayanağının Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar olduğu, bu Karar'ın da 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un verdiği yetki çerçevesinde çıkartıldığı anlaşılmaktadır.
    Bu itibarla, 1567 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar'da yer alan hususların uygulanmasına ilişkin olarak mali sistemin unsurlarından biri olan yetkili müesseselerin faaliyetlerini belli bir disiplin altında sürdürebilmeleri, beklenen kamu yararının gerçekleşmesi, mali piyasalarda belirli dengelerin korunması amacıyla sektörün bütününe yönelik sınırlayıcı ve koruyucu tedbir ve tahditlerin uygulanması amacıyla düzenlendiği anlaşılan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara ilişkin Tebliğ (Tebliğ No:2018-32/45)'in dava konusu 4. maddesinin 4. fıkrası hükmü ile 29. maddesinin 5. fıkrası hükmünde dayanağı Kanun ve Karar'da yer alan hükümlere, Kanun'un amacına ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
    Dava konusu edilen, davacı şirketin faaliyet izin belgesinin iptal edilmesine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemine gelince;
    Dosyanın incelenmesinden; Beyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün mükellefi olan davacı şirketin adresinde yapılan yaygın ve yoğun vergi denetiminde; denetim esnasında üzerinde Farsca yazıların olduğu …-Seri numarası yabancı pos cihazı tespit edildiğinin, cihazın İran'dan geldiğinin, İranlı müşterilerin kredi kartlarını bu pos cihazından çekerek döviz alım satım işlemi yapıldığının, pos cihazının levhası ve maliye kaydı ile ilgili bilgi alınmadığının, cihazın kaçak olduğu kanaatinin oluştuğunun, denetim esnasında döviz alımı satımı yapılan müşterilere döviz alım satım belgesi verilmediğinin, Maliye Bakanlığı onayı olmayan slip benzeri kağıtların müşteriye verildiğinin tespit edildiğinin, her sene ödenen harcın ödendiğine dair makbuz istendiğinde ise makbuzun bulunmadığının ve harcın ödenmediğinin beyan edildiğinin, yetki belgesi istenildiğinde belgenin ibraz edildiğinin ancak arka sayfasındaki damganın olmadığının tespit edildiğinin anlaşıldığından bahisle (2018-32/45) No'lu Tebliğ'in 4'üncü maddesine aykırı hareket edilmesi nedeniyle Tebliğ'in 29. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davacı şirketin faaliyet izin belgesinin iptaline karar verilmesi üzerine anılan işlemin ve dayanağı Tebliğ hükümlerinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
    Olayda; davacı ... Döviz Ticaret A.Ş.'ne ait adreste İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Grup Müdürlüğü denetim elemanlarınca yapılan yaygın yoğun vergi denetimi esnasında yukarıda bahsedilen hususların tespit edilmesi üzerine durumun e-yoklama fişi ile tutanak altına alındığı anlaşılmaktadır.
    Bu durumda tutanakla tespit edilen hususların 201/-32/45 sayılı Tebliğ'in 4. maddesinin 4. fıkrasına aykırılık oluşturduğunun anlaşılması karşısında aynı Tebliğ'in 29. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davacı şirketin faaliyet izninin iptali yolunda Bakanlık makamının onayı ile yukarıda hukuka uygunluğu ortaya konulan tebliğ hükümleri dikkate alınarak tesis edilen dava konusu işlemde ilgili mevzuat hükümlerine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
    Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin ve dayanağı Tebliğ hükümlerinin iptali istemiyle açılan davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce duruşma için taraflara önceden bildirilen 15/12/2020 tarihinde, davacı vekilleri Av. … ve Av. … ile davalı idare vekili Av. …'ın geldikleri, Danıştay Savcısı'nın hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısı'nın düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. 16/12/2020 tarihinde verilen ara kararı cevabının geldiği görülerek, dava dosyası incelenip gereği görüşüldü:

    MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
    Davacı şirket, 06/12/1993 tarihinde verilen “Yetkili Müessese İzin Belgesi” ile İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, … Mahallesi, … Caddesi üzerinde bulunan iş yerinde döviz alım satım faaliyetiyle iştigal etmektedir.
    İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Mecidiyeköy Uygulama Grup Müdürlüğü memurları tarafından 29/03/2018 tarihinde davacı şirkete ait iş yerinde yapılan denetimde, “iş yerinde üzerinde Farsça yazıların olduğu yabancı bir POS cihazının bulunduğu, şirketin sigortalı çalışanına POS cihazının bilgilerinin sorulduğu, çalışanın, ‘cihazın İran’dan geldiği, İranlı müşterilerin kredi kartlarını bu POS cihazından çekerek döviz alım satımı işlemi yapıldığını’ belirttiği, POS cihazının levhası ve Maliye kaydı ile ilgili bilgi alınamadığı, cihazın kaçak olduğu kanaatinin oluştuğu, denetim esnasında döviz alım satımı yapılan müşterilere döviz alım satım belgesi verilmediği, Maliye Bakanlığı onayı olmayan slip benzeri kâğıtların müşteriye verildiğinin tespit edildiği, her sene ödenen harcın ödendiğine dair makbuz istendiğinde, makbuzun bulunmadığı ve harcın ödenmediğinin beyan edildiği, yetki belgesi istendiğinde belgenin ibraz edildiği, ancak arka sayfasındaki damganın olmadığının görüldüğü” şeklinde tespitlere yer verilerek e-yoklama fişi düzenlenmiş, bunun üzerine söz konusu tespitlerin 2018-32/45 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinin 4. fıkrasına aykırılık oluşturduğundan bahisle aynı Tebliğ’in 29. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davacı şirketin faaliyet izninin iptali yönünde Bakanlık makamından alınan ... tarih ve … sayılı Olur'la şirketin faaliyet izninin iptali uygun bulunmuş, Mali Sektörle İlişkiler ve Kambiyo Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve E…. sayılı işlemiyle de … tarih ve … sayılı davacı şirketin yetkili müessese izin belgesinin iptaline ilişkin Olur davacıya bildirilmiştir.
    Bunun üzerine davacı tarafından, anılan işlemin ve dayanağı 2018-32/45 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinin 4. fıkrası ile 29. maddesinin 5. fıkrasının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

    İNCELEME VE GEREKÇE:
    İLGİLİ MEVZUAT:
    Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan Anayasa'nın 124. maddesinde, "Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." kuralına yer verilmiştir.
    1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, “Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarıyan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Cumhurbaşkanı salahiyetlidir.” kuralına yer verilmiştir.
    30/01/2018 tarih ve 30317 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar'a İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ No:2018-32/45) 1. maddesinde, bu Tebliğin amacı, "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda tanımlanan yetkili müesseselerin kuruluş, faaliyet, şube açma, yükümlülük ve denetimlerine dair usul ve esasları düzenlemek" olarak belirtilmiş; 3. maddesinde, "Yetkili Müessese: Bu Tebliğde tespit edilen usul ve esaslar çerçevesinde işlemler yapmasına izin verilen anonim şirketleri; Yetkili Müessese Faaliyet İzin Belgesi: Faaliyette bulunmasına izin verilen yetkili müesseselerin merkezleri adına düzenlenen ıslak imzalı ve soğuk damgalı belgeyi... İfade eder." şeklinde tanımlanmış; uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan hâliyle dava konusu 4. maddesinin 4. fıkrasında, "Yetkili müesseseler vadeli işlem ve kredi kartı ile işlemler yapamazlar, yapacakları işlemleri herhangi bir şekilde taksitlendiremezler."; 29. maddesinin 5. fıkrasında ise, "4'üncü maddede yer alan hükümlere aykırı faaliyette bulunduğu tespit edilen yetkili müessese hakkında 1567 sayılı Kanun uyarınca yasal işlem başlatılır ve yetkili müessesenin faaliyet izni Müsteşarlıkça iptal edilir. Bu fıkra kapsamında faaliyet izni iptal edilen yetkili müessese ve hissedarları 5 yıl boyunca yeni yetkili müessese kuruluş veya faaliyet izni başvurusunda bulunamazlar." kuralı yer almıştır.

    HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
    2018-32/45 sayılı Tebliğ'in 4. maddesinin 4. fıkrası yönünden:
    Sözlük anlamı ile "düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme", kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahiptir.
    İdare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahiptir. "Kural işlemler" (ya da diğer adıyla genel düzenleyici işlemler), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemlerdir. Düzenleme yetkisini kullanarak tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallar getirmiş olması gerekmekte olup, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi zorunludur.
    Adsız düzenleyici işlemler ile kural koyma yetkisi, idarenin kural koyma yetkisinin genel nitelikte olmasından kaynaklanmaktadır ve bu nedenle idarenin sahip olduğu hukukî araçlar Anayasa'da belirtilmiş işlemlerle sınırlı değildir. Nitekim Ragıp Sarıca, Anayasa'da belirtilmiş tek düzenleyici işlemin nizamnâme olduğu 1924 Anayasası döneminde, tanzim salâhiyetini, "münhasıran icra uzvunun ve idarî makamların hukuk kaideleri vazetmek salâhiyetine tekâbül etmektedir" şeklinde tanımlamış ve idarenin düzenleme yetkisinin kaynağını yürütme fonksiyonunda görmüştür. Zira yürütme fonksiyonu, kanunları icra etme işlevi olarak, gerektiğinde boşlukları doldurma ve yeni kurallar koyma yetkilerini içinde barındırmaktadır. Bu nedenle, Sarıca'ya göre idarenin kural koyma yetkisinin kaynağı, salt yürütme organı olmasından kaynaklı olarak sahip olduğu genel düzenleme yetkisidir. Sıddık Sami Onar da, aynı sonuca yürütmenin kanunu uygulama fonksiyonu yerine icra fonksiyonu gerekçesiyle ulaşmakta; idarenin düzenleme yetkisinin, 1961 Anayasası'nın tüzük ve yönetmelik hükümlerini düzenleyen maddelerine konu edilmekle birlikte, bu maddelerde yer alan yetkiden daha geniş olduğunu, zira düzenleme yetkisinin, icra ve idare fonksiyonundan ve niteliğinden doğduğunu ifade etmektedir. Bu itibarla, icraî karar almaya yetkili tüm idarî makamların, düzenleyici işlem yapma yetkisine sahip oldukları kabul edilmelidir. (ŞANLI ATAY Yeliz, Türk İdare Hukukunda Adsız Düzenleyici İşlemler, 2011, Ankara, s.73-74)
    1567 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak çıkartılan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'da yer alan hususların uygulanmasına ilişkin olarak düzenlenen 2018-32/45 sayılı Tebliğ ile, malî sistemin unsurlarından biri olan yetkili müesseselerin kuruluş, faaliyet, şube açma, yükümlülük ve denetimlerine dair usûl ve esaslar düzenlenmiş, böylece yetkili müesseselerin kurumsal bir yapıya dönüştürülmesi, mâlî alt yapı ve güvenilirliklerinin artırılması, faaliyetlerini belli bir disiplin altında sürdürebilmeleri, denetlenebilir bir sistemin kurulması amaçlanmıştır.
    2018-32/45 sayılı Tebliğ'in dava konusu 4. maddesinin 4. fıkrasında, "Yetkili müesseseler vadeli işlem ve kredi kartı ile işlemler yapamazlar, yapacakları işlemleri herhangi bir şekilde taksitlendiremezler.” kuralına yer verilmiştir.
    Kredi kartı, nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme imkânı sağlamakta olup, finansal bir kaynak oluşturmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu kapsamda davalı idare tarafından, yetkili müesseselerin aslî görevi olan yabancı p...arı almak ve satmak dışında, kredili bir işleme aracılık etmelerinin önüne geçilmesi ve kredi kartlarının amaç dışı kullanımının önlenmesi hedeflenmiş, bu nedenle yetkili müesseselerin vadeli işlem, kredi kartı ile işlem ve taksitlendirme yapmalarının önüne geçmek amacıyla da dava konusu düzenleme yapılmıştır.
    Bu itibarla, davalı idare tarafından, yetkili müesseselerin kuruluş, faaliyet, şube açma, yükümlülük ve denetimlerine dair usûl ve esasları düzenleme yetkisi kapsamında çıkartılan Tebliğ'in dava konusu kuralında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
    2018-32/45 sayılı Tebliğ'in 29. maddesinin 5. fıkrası yönünden:
    2018-32/45 sayılı Tebliğ'in dava konusu 29. maddesinin 5. fıkrası, 12/10/2021 tarih ve 31626 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/45)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2021-32/62)'in 28. maddesi ile değiştirildiğinden, anılan kurala yönelik olarak karar verilmesine gerek bulunmamaktadır.
    Davacı şirketin faaliyet izninin iptal edilmesine dair …. tarih ve E…. sayılı Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Sektörle İlişkiler ve Kambiyo Genel Müdürlüğü işlemiyle bildirilen … tarih ve … sayılı Bakan Olur'unun iptali istemi yönünden:
    Dosya incelendiğinde, Mecidiyeköy Uygulama Grup Müdürlüğü memurları tarafından 29/03/2018 tarihinde davacı şirkete ait iş yerinde yapılan denetimde, “iş yerinde üzerinde Farsça yazıların olduğu yabancı bir POS cihazının bulunduğu, şirketin sigortalı çalışanına POS cihazının bilgilerinin sorulduğu, çalışanın, ‘cihazın İran’dan geldiği, İranlı müşterilerin kredi kartlarını bu POS cihazından çekerek döviz alım satımı işlemi yapıldığını’ belirttiği, POS cihazının levhası ve Maliye kaydı ile ilgili bilgi alınamadığı, cihazın kaçak olduğu kanaatinin oluştuğu, denetim esnasında döviz alım satımı yapılan müşterilere döviz alım satım belgesi verilmediği, Maliye Bakanlığı onayı olmayan slip benzeri kâğıtların müşteriye verildiğinin tespit edildiği, her sene ödenen harcın ödendiğine dair makbuz istendiğinde, makbuzun bulunmadığı ve harcın ödenmediğinin beyan edildiği, yetki belgesi istendiğinde belgenin ibraz edildiği, ancak arka sayfasındaki damganın olmadığının görüldüğü” şeklinde tespitlere yer verilerek e-yoklama fişi düzenlendiği, bunun üzerine söz konusu tespitlerin 2018-32/45 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinin 4. fıkrasına aykırılık oluşturduğundan bahisle aynı Tebliğ’in 29. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davacı şirketin faaliyet izninin iptali yönünde Bakanlık makamından alınan onayla şirketin faaliyet izninin iptal edildiği anlaşılmıştır.
    Uyuşmazlık, davacı şirkete ait döviz bürosunda kredi kartıyla döviz alım satımı yapılıp yapılmadığı, dava konusu işleme dayanak denetimde tespit edilen yabancı menşeli POS cihazının döviz alım satım işlemlerinde kullanılıp kullanılmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
    Bu nedenle, davacı şirkete ait iş yerinde 29/03/2018 tarihinde gerçekleştirilen denetimde bulunan POS cihazının döviz alım satım işlemlerinde kullanılıp kullanılmadığı ya da şirketin kredi kartıyla döviz alım satımı yapıp yapmadığı hususunun dosyada yer alan bilgi ve belgeler kapsamında değerlendirilmek suretiyle tespiti gerekmektedir.
    Davacı şirketin sigortalı çalışanı ...'in, Boğaziçi Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı'nda, vergi müfettişlerinin, "29/03/2018 tarihinde yapılan denetiminde ... seri num...ı yabancı POS cihazı tespit edilmiş olup, tarafınızca, cihazın İran'dan geldiği, İranlı müşterilere yapılan döviz alış satışlarında müşterilerin kredi kartlarını belirtilen POS cihazında kullandığınızı beyan ettiğiniz tespit edilmiştir." şeklindeki sorusuna "Cihaz, sabah, bu cıhazın ticaretini yapan yabancı uyruklu biri tarafından getirildi, bize İran'dan gelen POS cihazını tanıttı, ben de sigortalı çalışan olduğum için bu konuda yetkili olmadığımı söyledim. Yetkililere gösterildikten sonra teslim almak üzere bıraktı. Öğlene doğru yoklamayı yapan memur bey geldi. Bana POS cihazını sordu. Ben de sabah birisinin getirdiğini, İran POS cihazı olduğunu, bu işlerle yetkili arkadaşlar ilgilendiği için onlar gelinceye kadar orada bıraktığımı söyledim. Memur bey benim bu dediklerimi yoklama tutanağına satış yapıyormuşuz gibi yazmış, ben böyle bir yanlış anlaşılma olduğunu sonradan internetten yoklama tutanağını okuyunca öğrendim. Belirtilen POS cihazı şirkette kesinlikle kullanılmamıştır." yönünde ifade verdiği, davalı idare tarafından, sigortalı çalışanın aktarılan ifadesinde belirtilen hususların aksini ortaya koyan bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmadığı gibi, davacı şirkete ait döviz bürosunda anılan POS cihazının kullanıldığı ya da kredi kartıyla işlem yapıldığını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin de sunulmadığı görülmektedir.
    Davacı şirkette gerçekleştirilen uyuşmazlığa konu denetim sonrasında Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'nca hazırlanan … tarih ve ... sayılı Vergi İnceleme Raporu'nda, "davacı şirkete ait döviz bürosu olarak işletilen iş yerinde yapılan denetimde tutulan 29/03/2018 tarihli e-yoklama tutanağında tespit edilen yabancı ülke POS cihazının davacı şirket tarafından kullanıldığına ve bu POS cihazı üzerinden döviz alış satışı yapıldığına dair kesin ve somut bir delil elde edilemediği" tespitine yer verilmiştir.
    Yine davacı şirket nezdinde gerçekleştirilen ve uyuşmazlığa konu 29/03/2018 tarihli denetimde tespit edilen hususlarla ilgili olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu denetim elemanlarınca yapılan inceleme neticesinde düzenlenen … tarih ve … sayılı raporda da, "davacı şirket nezdinde (döviz bürosunda) yabancı ülkeye ait POS makinalarının kullanıldığı konusundaki ihbar ve iddiaların ispatlanamadığı kanaatine varıldığı, bu kapsamda rapora konu işlemler açısından bu aşamada Kurum tarafından tesis edilecek bir işlemin mevcut olmadığının düşünüldüğü, öte yandan, Kurum denetim elemanlarınca yürütülen incelemenin şirket tarafından beyan edilen hususların değerlendirilmesiyle sınırlı kaldığı, şirketin POS cihazını kullandığına dair somut örneklerin ibrazı hâlinde konunun tekrar değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu" ifadelerine yer verilmiştir.
    Ayrıca, Dairemizin 16/12/2020 tarihli ara kararı ile davalı idareden, "213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 132/A maddesi uyarınca Maliye Bakanlığı'nca yayımlanan 453 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin 3.1.1. maddesinde, yoklama sırasında tespit edilen hususların, nezdinde yoklama yapılana veya yetkilisine mobil cihaz ekranında ön izleme yaptırılmak suretiyle okutulacağı ve doğruluğu noktasında karşılıklı olarak mutabık kalınması hâlinde; nezdinde yoklama yapılanın elektronik imza aracı bulunması durumunda, nezdinde yoklama yapılan kişi veya yetkilisi tarafından elektronik imza aracı kullanılarak e-yoklama fişinin imzalanacağı, nezdinde yoklama yapılanın elektronik imza aracı bulunmaması durumunda, yoklamaya ilişkin özet bilgilerle benzersiz kodun üzerine yazıldığı e-yoklama imza formunun, tarih yazılmak suretiyle yoklamaya yetkililer ve nezdinde yoklama yapılan kişi veya yetkilisi ile birlikte karşılıklı olarak ıslak imza ile imzalanacağı belirtildiğinden; dava konusu işleme dayanak yapılan e-yoklama fişinin, davacının sigortalı çalışanı ... ve/veya davacı şirket yetkilisi tarafından e-imza ile imzalanıp imzalanmadığı ya da yoklamaya ilişkin özet bilgilerle benzersiz kodun üzerine yazıldığı e-yoklama imza formunun, yoklamaya yetkililer, ... veya şirket yetkilisi ile birlikte karşılıklı olarak ıslak imza ile imzalanıp imzalanmadığı hususlarının sorulmasına" karar verilmiş olup, davalı idarece verilen 22/02/2021 tarihli cevabi yazı ekinde "E-Yoklama İmza Formu" adlı bir formun gönderildiği, ilgili formda yoklama memurları ile ...'in imzasının bulunduğu, benzersiz kodun yer aldığı, ancak yoklamaya ilişkin özet bilgilerin yazılmadığı, böylece e-yoklama fişinin usulüne uygun düzenlenmediği görülmektedir.
    Bu durumda, her ne kadar 29/03/2018 tarihinde yapılan denetimde bir POS cihazı bulunduğu tespit edilmiş ve şirketin sigortalı çalışanına POS cihazının neden döviz bürosunda bulundurulduğu sorulduğunda, “cihazın İran’dan geldiği, İranlı müşterilerin kredi kartlarını bu POS cihazından çekerek döviz alım satım işleminin yapıldığı” şeklindeki ifadesine yer verilerek bu ifade tutanağa bağlanmış ise de, yoklama memurları tarafından söz konusu POS cihazının kurulu ve çalışır vaziyette olup olmadığına yönelik ya da döviz alım satımında kullanıldığına dair herhangi bir tespitin yapılmadığı, cihazdan kapanış raporunun alınmadığı, şirketin defter kayıtları ve banka hesaplarının incelenmediği, iş yerinin kamera kayıtlarının izlenmediği; öte yandan, gerek Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu denetim elemanlarınca yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporda gerekse vergi müfettişleri tarafından düzenlenen Vergi İnceleme Raporu'nda da, POS cihazının davacı şirket tarafından kullanıldığına ve bu POS cihazı üzerinden döviz alım satımı yapıldığına dair somut bir tespitin yapılamadığı kanaatine varıldığı görüldüğünden, dava konusu işlemin eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak tesis edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
    Bu itibarla, yalnızca davacı şirkete ait iş yerinde 29/03/2018 tarihinde gerçekleştirilen denetimde tutulan e-yoklama fişinde yer verilen tespitlere itibar edilmek suretiyle, başkaca bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme sonucu tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
    Öte yandan, davalı idare tarafından eksik incelemeye dayalı işlem tesis edildiği anlaşıldığından, idarece, davacı şirketin uyuşmazlığa konu POS cihazını kullandığı, kredi kartıyla döviz alım satımı ya da taksitlendirme yaptığı hususunda somut bir tespitin yapılması hâlinde konunun yeniden değerlendirilmesi suretiyle işlem tesis edilebileceği de açıktır.

    KARAR SONUCU:
    Açıklanan nedenlerle;
    1. 2018-32/45 sayılı Tebliğ'in 29. maddesinin 5. fıkrasının iptali istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
    2. 2018-32/45 sayılı Tebliğ'in 4. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
    3. Davacı şirketin faaliyet izninin iptal edilmesine dair … tarih ve E…. sayılı Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Sektörle İlişkiler ve Kambiyo Genel Müdürlüğü işlemiyle bildirilen … tarih ve … sayılı Bakan Olur'unun İPTALİNE,
    4. Dava kısmen ret, kısmen iptal, kısmen karar verilmesine yer olmadığı kararı ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin yarısı olan …-TL'nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan …-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
    5. Fazladan yatırılan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
    6. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, …-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
    7. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
    8. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 30/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi