
Esas No: 2021/11054
Karar No: 2022/1644
Karar Tarihi: 30.03.2022
Danıştay 5. Daire 2021/11054 Esas 2022/1644 Karar Sayılı İlamı
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/11054 E. , 2022/1644 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/11054
Karar No : 2022/1644
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Adına ...İşçileri Sendikası
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Belediye Başkanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ...tarihli ve ...sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararında; Davacı hakkında PKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan yürütülen kovuşturmada .... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:...sayılı kararı ile davacı hakkında, PKK/Kongra-Gel silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan 6532 sayılı Kanunun geçici 1/b maddesi gereğince kovuşturmanın ertelenmesine karar verildiği, bahse konu dava dosyasında, davacının PKK/KONGRA-GEL bölücü terör örgütünün toplumsal alanında örgütlenme faaliyetlerine ilişkin yandaş kadın yapılanmalarını tek çatı altında toplamak ve koordine etmek amacıyla terör örgütü içerisinde yer aldığı anlaşılan DÖKH (Demokratik Özgür Kadın) yapılanmasının pankart ve bez afişlerini astığı yönünde tespitlere yer verildiği, bu durumda davacının PKK/KCK terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından, davacının başvurusunun reddine dair Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ...Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, iltisak ve irtibat kavramlarının davalı idare tarafından yanlış değerlendirildiği, hakkında ceza yargılaması sonucu verilen erteleme kararını dikkate almayan ilk derece mahkemesinin hukuka aykırı karar verdiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanun'un yargılama yapan makamları bağlayan 31. maddedeki atıf hükmü gerekse hükmün getiriliş amacı dikkate alındığında temyizen incelenen dosyanın feragat konusunda ek karar verilmek üzere Mahkemesine gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davalı idare bünyesinde görev yapan davacının, 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ...tarihli ve ...sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.
...Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince verilen istinaf isteminin reddi yolundaki kararın, davacı vekilince ...Bölge İdare Mahkemesi kayıtlarına 08/10/2021 tarihinde giren temyiz dilekçesi ile bozulması istenilmiştir. Ancak bizzat davacının kendisi tarafından verilen ve ...İdare Mahkemesi kaydına 16/02/2022 tarihinde giren dilekçe ile davadan feragat ettiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; anılan Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan göndermelerin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde, feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 309. maddesinde, feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı; 310. maddesinde, feragat ve kabulün, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği; 311. maddesinde ise, feragatin kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı hükümleri yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Hüküm kesinleşmeden davacı tarafından 16/02/2022 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile davadan feragat edilmesi nedeniyle Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. ...Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının davadan feragat edildiği gerekçesiyle BOZULMASINA,
2. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
3. 2577 sayılı Kanun'un (geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 30/03/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY
Uyuşmazlık, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılan feragatin, 6100 sayılı Kanun'un "Feragat ve kabulün zamanı" başlıklı 310. maddesine eklenen 2. ve 3. fıkralar uyarınca ne şekilde değerlendirilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinde; ''Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır.'' düzenlemesi yer almıştır. Belirtilen hususlarda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin (dolayısıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun) uygulanacağı emredici olarak düzenleme altına alınmıştır. Kanun'un bu açık hükmü karşısında ''Feragat'' halinde 6100 sayılı Yasanın uygulanması zorunlu olup, yorum yolu ile hem atıf hükmünün hem de 6100 sayılı Yasanın ihmal edilmesi mümkün değildir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Davadan feragat" başlıklı 307. maddesinde; feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, "Feragat ve kabulün şekli" başlıklı 309. maddesinin 1. fıkrasında; feragat ve kabulün, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Anılan Kanun'un "Feragat ve kabulün zamanı" başlıklı 7251 sayılı Kanunun 29. maddesi ile değişik 310. maddesinde ise;
"(1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
(2) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir.
(3) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir." kuralına yer verilmiştir.
Şu hale göre, kanun koyucunun bu açık iradesi karşısında idari yargılamada ek karar müessesesinin bulunmadığı söylenemez. Zira söz konusu değişiklikler ile ek karar müessesesi idari yargılama hukukuna girmiş bulunmaktadır.
Yukarıda yer alan, 6100 sayılı Kanun'un 310. maddesinde yapılan değişikliklerin yasama gerekçesi incelendiğinde; "Maddeye eklenen ikinci fıkrada feragat veya kabulün, ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince hükmün verilmesinden, bir başka ifadeyle anılan mahkemelerin dosyadan el çekmelerinden sonra yapılması hali düzenlenmektedir. Bu durumda hüküm aleyhine taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, hükmü veren ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek bir karar verileceği ve dosyanın kanun yolu incelemesi için ilgili merciye gönderilmeyeceği hüküm altına alınmaktadır.
Maddeye eklenen üçüncü fıkrada ise feragat veya kabulün dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılması halinde Yargıtay’ın temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye göndermesi gerektiği hüküm altına alınmaktadır. Düzenlemeyle, mevcut hükümden kaynaklanan ve feragat veya kabulün hükmün verilmesinden sonra gerçekleşmesi halinde yapılan farklı uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca Yargıtay’ın, davaya son veren taraf işlemleri olan feragat ve kabulün kanun yolu süresi içinde yapılması halinde, hükmü veren mahkemenin davadan el çekmiş olması sebebiyle dava hakkında bir karar veremeyeceği, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesi gerektiği şeklindeki içtihadı ile feragat veya kabulün dosya Yargıtay’da iken yapılması halinde kararın bozularak gerekli kararın verilmesi için dosyanın hükmü veren mahkemeye gönderilmesi yönündeki içtihadından kaynaklanan usul ekonomisine aykırılığın da önüne geçilmesi hedeflenmektedir." denilerek değişikliğin temel gerekçesinin usul ekonomisi ilkesi olduğu belirtilmiştir.
Gerçekten de, uygulamada mahkemece karar verilmesinden sonra davadan feragat edilmesi halinde mahkemece dosyadan el çekilmiş olduğundan, dosya kanun yolu incelemesini yapacak merciie gönderilmekte, ilgili mercii tarafından feragat nedeniyle bozma kararı verilmekte ve dosya yeniden mahkemeye gönderilerek feragat beyanı dikkate alınarak yeniden karara bağlanmaktadır. Bu durum ciddi ölçüde zaman kaybına ve yargılamanın gereksiz şekilde uzamasına, ayrıca yargılama giderlerinin artmasına sebebiyet vermekte ve usul ekonomisi ilkesine açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Söz konusu değişiklikler kapsamında özellikle 6100 sayılı Kanun'un 310. maddesine ikinci fıkra olarak eklenen hüküm ile yargılama merciine dosyadan el çekmiş olmasına rağmen bir ek karar ile feragat konusunu karara bağlama imkanı tanınması yukarıda belirtilen usul ekonomisine aykırılığı bertaraf edecek bir çözüm yoludur.
Her ne kadar temyiz aşamasında yapılan feragat ve kabul üzerine dosyanın ilgili mahkemeye ''Bozma'' veya ek bir karar verilmek üzere ''Gönderme'' kararı ile gönderilmesi arasında önemli bir fark olmadığı ileri sürülebilirse de dosyanın mahkemeye intikalinden sonra uygulanacak usulün farklı olması nedeniyle, bozma kararı ile gönderilmesi 6100 sayılı Yasanın amir hükmüne uyulmaması anlamına gelmektedir. Şüphesiz usul hükümleri taraflar kadar yargı makamları yönünden de bağlayıcı olup, yargı yerlerince Kanun hükmü göz ardı edilerek yasa değişikliğinden önce uygulanan usulde ısrar edilmesi, yeni bir usul yaratılması ve yasa koyucunun yerine geçilmesi anlamına gelir ki, bu da fonksiyon gasbı ölçüsünde hukuka aykırılık halidir. Temyiz merciince 6100 sayılı Yasanın 3. fıkrasının göz ardı edilmesi aynı zamanda anılan maddenin 2. fıkra ile getirilen Mahkemelerin dosyadan el çekmesinden sonra feragat veya kabul konusunda ek karar vermeleri usulünün de tanınmaması anlamına gelecektir.
Bu itibarla, gerek 2577 sayılı Kanun'un yargılama yapan makamları bağlayan 31. maddedeki atıf hükmü gerekse hükmün getiriliş amacı dikkate alındığında temyizen incelenen dosyanın feragat konusunda ek karar verilmek üzere Mahkemesine gönderilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.