
Esas No: 2018/9241
Karar No: 2022/1930
Karar Tarihi: 29.03.2022
Danıştay 4. Daire 2018/9241 Esas 2022/1930 Karar Sayılı İlamı
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2018/9241 E. , 2022/1930 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/9241
Karar No : 2022/1930
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : Tasfiye Halinde ...Otomotiv Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Vergi Dairesi Başkanlığı
(...Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, hakkında düzenlenen vergi inceleme raporları uyarınca kayıt dışı hasılat elde ettiğinden bahisle vergi ziyaı cezalı olarak re'sen tarh edilen 2011 yılı kurumlar vergisi, 2011/1-3,4-6,7-9,10-12 dönemleri geçici vergiler ile 2012/4 dönemi gelir (stopaj) vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... Vergi Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; cezalı tarhiyatların dayanağı vergi inceleme raporlarında atıf yapılan davacı hakkındaki vergi tekniği raporunun ihbarnamelerle birlikte tebliğ edilmemesinin davacının savunma hakkını engellediği ve tesis edilen işlemi hükümsüz kılacak nitelikte esasa etkili bir şekil hatası olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; ...'ın düzenlediği faturalarda belirtilen hacimde ticaret yapacak organizasyona sahip olmadığı, çalışan işçisinin bulunmadığı, işyeri, depo, nakil vasıtası, sermaye durumu, bankacılık işlemleri gibi ticari aktiviteyi sağlayan zorunlu unsurlara sahip olmadığı, banka hesap hareketlerinden ithal edilen araçlara ilişkin ithalat bedellerinin ve KDV bedellerinin mükellef dışındaki kişiler tarafından hesaba aktarıldığının görüldüğü, ...'ın araçların ilk iktisabında ödenmesi gereken vergileri azaltmak için paravan olarak kullanıldığı, herhangi bir ticari faaliyeti olmadığı, dolayısıyla düzenlediği tüm faturaların sahte olduğu sonucuna ulaşıldığından, davacının aslında kendisinin satışını gerçekleştirdiği ancak ithalat işlemleri anılan kişi adına tamamlanan araçlarla ilgili olarak ithalat KDV matrahının altında fatura düzenlemek suretiyle ilgili dönemler kurumlar vergisi ile katma değer vergisi matrahlarının aşındırılmış olduğunun somut olarak ortaya konulduğu anlaşıldığından dava konusu cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kendileri hakkındaki vergi tekniği raporunun ihbarnamelerle birlikte tebliğ edilmemesinin savunma haklarını engellediği, dava dışı ithalatçı mükellef hakkındaki tespitler nedeniyle kendileri tarafından iade edilen araçlara ilişkin düzenlenen iade faturalarının da sahte kabul edilmesinin 213 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun olmadığı, vergi inceleme raporunda 22 adet aracın ithalatçıdan satın alındıktan sonra iade edildiği iddia edilmişse de bu iddianın gerçeği yansıtmadığı ve cezalı tarhiyatların hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın 2011 yılına ilişkin vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 2011/1-3,4-6,7-9,10-12 dönemleri geçici vergiler üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezalarına ve 2012/4 dönemi vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisine ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
Kararın, 2011/1-3,4-6,7-9,10-12 dönemleri geçici vergi asıllarına ilişkin kısmı ile geçici vergiler üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının bir katı aşan kısımlarına ilişkin yönelik temyiz istemine gelince;
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 120. maddesinde, ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabının cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere geçici vergi ödeyeceği, yapılan incelemeler sonucunda geçmiş dönemlere ait geçici verginin % 10 unu aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için re’sen veya ikmalen geçici vergi tarh edileceği, mahsup süresi geçtikten sonra kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği, ancak gecikme faizi ve cezanın tahsil edileceği hükümlerine yer verilmiştir. Aynı maddenin 4. fıkrasında ise, yapılan incelemeler sonucunda, geçmiş döneme ait geçici verginin %10'u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için re'sen veya ikmalen geçici verginin tarh edileceği, mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği, ancak gecikme faizi ve geçici vergiye bağlı kesilen cezanın tahsil edileceği hükme bağlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 341. maddesinde, "vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder" şeklinde tanımlanmış, 344. maddesinde ise, 341. maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesileceği, vergi ziyaına 359. maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu cezanın üç kat olarak uygulanacağı hususu hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, mahsup süresi geçtikten sonra kesinleşen ve mahsup imkanı ortadan kalkan geçici vergi aslının aranmayacağı, geçici vergi aslı üzerinden hesaplanan faizin ve cezanın aranılacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 120. maddesinde açıklandığı üzere, geçici verginin yıllık vergiye mahsuben peşin olarak alınan bir vergi olması nedeniyle, dava konusu geçici vergilere bağlı olarak üç kat yerine bir kat vergi ziyaı cezası kesilmesi hakkaniyete uygun olacağından, geçici vergiler üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının bir katı aşan kısmında da hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle uyuşmazlık konusu olayda, geçici vergi asılları ile geçici vergiler üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının bir katı aşan kısımlarında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. ...Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının 2011 yılı vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi, 2011/1-3,4-6,7-9,10-12 dönemleri geçici vergiler üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının bir kata isabet eden kısmı ile 2012/4 dönemi vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının 2011/1-3,4-6,7-9,10-12 dönemleri geçici vergi aslına ilişkin kısmının Üye ...'in gerekçe yönünden karşı oyu ve oyçokluğuyla, 2011/1-3,4-6,7-9,10-12 dönemleri geçici vergiler üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının bir katı aşan kısımlarının ise oybirliğiyle BOZULMASINA,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve ...TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 29/03/2022 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 120/4. maddesinde, yapılan incelemeler sonucunda geçmiş döneme ait geçici verginin %10'unu aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için resen veya ikmalen geçici verginin tarh olunacağı, mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği ancak, gecikme faizi ve geçici vergiye bağlı kesilen cezanın tahsil olunacağı hükme bağlanmıştır.
Olayda, dava konusu ihbarnamelerde geçici vergi miktarı gösterilmiş ise de, geçici verginin aslının aranmayacağının belirtilmesi karşısında vergi miktarının kesilecek vergi ziyaı cezasının tutarının belirlenmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde, aslının aranmayacağı hem kanunun ilgili maddesi gereği olması ve hem de idarece tanzim olunan ihbarnamede geçici verginin aslının aranmayacağının açıkça belirtilmesi nedeniyle, kararın geçici vergilere ilişkin hüküm fıkrasının hukuki sonuç doğurmasına imkan bulunmamaktadır.
Bu durumda, ihtilafın "geçici vergi asıllarına ilişkin kısım yönünden incelenmeksizin reddine" karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yönündeki hüküm fıkrasının belirtilen gerekçelerle bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararının buna ilişkin kısmına gerekçe yönünden katılmıyorum.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.