9. Hukuk Dairesi 2016/17656 E. , 2018/1211 K.
"İçtihat Metni"....
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, vardiya tazminatı, iş güçlüğü tazminatı ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, izin ücreti, ücret farkı, ikramiye, ilave tediye, giyim yardımı, sosyal yardım, elektrik yardımı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının en başından beri davalı işyerinin işçisi olduğunu, 1998 tarihinden beri davalı işyerinde kesme, açma ve sayaç okuma işçisi olarak çalıştığını, 31.07.2013 günü işverence haksız mesnetsiz akdi sona erdiğini, kesintisiz çatıştığı halde muvazaalı olarak taşeronlarda hizmeti gösterildiğini, çalıştığı iş ....’ın asıl iş olduğu ve davalının kendi bünyesinde çalışan aynı zamanda sendikamız üyesi diğer işçilerce yapıldığını, yapılan işçilerin koordine ve denetimi davacı tarafından yapıldığını, kadrolu işçilerle aynı vardiya düzeninde çalıştığı ve koşulları ilke ve düzeni davalı tarafından kontrol edildiğini, davacı kadrolu işçilerden farklı olarak ücret, sosyal hak ve ....’den yararlanamadığını, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, baştan itibaren Bedaş işçisi sayılması gerektiğini, İş Müfettiş raporunda davacının çalıştığı işlerin muvazaalı oluşturulduğunu baştan itibaren .... işçisi olarak sayılmalarına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davacı 04.10.2012 tarihli noter belgesiyle ...... üyesi olduğu ve üyeliği yönetim kurulunun 05.11.2012 tarihli kararıyla kabul edildiğini, üyeliği sendikanın 12.11.2012 tarihli yazısıyla davalıya bildirildiğini, bu yazının 15.11.2012 tarihinde davalıca tebellüğ edildiğini, davacının müvekkil sendika üyesi olması sebebiyle ve yaptığı çalışma şartları gözetilerek asıl alt işveren muvazaası dikkate alınarak 17.10.2011 tarihinden itibaren .....’den yararlandırılması gerektiğini ileri sürerek, kıdem, ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, ilave tediye, ikramiye, fark ücret, sosyal yardım alacağı, iş güçlüğü tazminatı, vardiya tazminatı, giyim yardımı ve elektrik yardımı alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının çalışması boyunca yıllık izin kullanmadığını ve bayram genel tatil günlerinde izinsiz çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sosyal yardım-giyim yardımı-elektrik yardımı ve ikramiye alacaklarına ilişkin talepler sözleşmede yer almadığını, yüklenici firmalar ile davalı arasında asıl alt işveren ilişkisi olmadığını, alt yüklenici firmaların işçisi olduğunu, davacı ile müvekkil arasında iş akdi olmadığını, .... primleri, ücretleri ve tüm alacaklarının yüklenici firmaca karşılandığını, uzmanlık gerektiren işleri istisna akdi kapsamında devrettiğini, .... tarafından ..... verilen lisans programındaki faaliyetler için hizmet alım yoluna gidebileceğinden hareketle elektrik arıza, bakım ve onarım işleri ihaleye çıkmada mevzuata aykırı durum olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalı işyerinde sendika üyesi olduğu ve TİS hükümlerinden yararlandırılması gerektiği, ayrıca davalı işverenin iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Usul açısından;
Gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki olması 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.
Karar tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK. 298/2. maddesinde tefhim edilen hüküm özeti (kısa karar) ile gerekçeli kararın çelişkili olamayacağı yukarıda belirtilen ....’na uygun bir biçimde yeniden düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 298/2. maddesine göre “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.”
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece karar gerekçesinde davacı işçinin fesih tarihindeki aylık brüt ücretinin 1.510,50 TL olarak kabul edildiğinin açıklanmasına karşın, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki aylık brüt 3.489,00 TL üzerinden hesaplama yapılan seçenek esas alınarak talep edilen işçilik alacaklarının hüküm altına alınması suretiyle gerekçe-hüküm çelişkisine neden olunmuştur.
Hüküm ile gerekçeli karar arasındaki çelişki yukarıda belirtilen YİBK. ve HMK’nun 298/2. maddesine aykırıdır.
2-Esas açısından;
a-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
b-Dava konusu işçilik alacaklarının hesabına esas alınan ücret konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Mahkemece davacıya ait ücret bordroları temin edilmemiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının işçilik alacakları hesabında davacının emsali olduğu bildirilen bir işçinin aldığı ücretler esas alınmış ve buna göre hesaplama yapılarak davaya konu işçilik alacakları kabul edilmiştir.
Asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanması sebebiyle davacı işçi baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılsa da davacının toplu iş sözleşmesinden yararlanması sendikaya üyeliğinin işverene bildirildiği tarihten geçerlidir. Bu nedenle davalının işçisi olarak çalışan ve daha önceki sendikaya üyeliği sebebiyle önceki toplu iş sözleşmelerinde de yaralanan işçi ücretinin emsal alınması doğru olmaz. Davaya konu işçilik alacakları hesabında varsa aynı işyerinde çalışan ve sendika üyesi olmayan emsal işçinin ücreti esas alınmalı, bu şekilde emsal işçi yoksa davacının sendikaya üye olduğu tarihte almakta olduğu ücreti esas alınarak, toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya başladığı tarihte yürürlükte olan toplu iş sözleşmesi hükümleri uygulanmak suretiyle artışlar yapılmalı ve tespit edilen ücretlerine göre davaya konu işçilik alacakları hesaplanmalıdır. Davacı işçinin sendikaya üye olmadığı dönemlerdeki toplu iş sözleşmelerinden de yaralanması sonucunu doğuracak şekilde ücret tespiti ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
c-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacaklarının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma yapıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmaların yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır.
Diğer taraftan 6100 HMK.’un tanıkla ilgili hükümleri incelendiğinde, 240/1 maddesinde “Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir”, 250. Maddesinde “Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir” ve 254. Maddesinde ise “Dinleme sırasında öncelikle tanıktan adı, soyadı, doğum tarihi, mesleği, adresi, taraflarla akrabalığının veya başka bir yakınlığının bulunup bulunmadığı, tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı sorulur” kurallarına yer verilmiştir.
Dairemizin istikrarlı uygulaması gereği, davalı aleyhine dava açanlar tanık olarak dinlenmiş ise bu işçilerin tanıklıklarına ihtiyatlı yaklaşılması gerekir. Bu beyanlar diğer yan delillerle birlikte değerlendirilerek, sonuca gidilmelidir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tanık beyanlarına itibar edilerek davacının fazla çalışma yaptığı kabul edilip alacaklar hesaplanmıştır. Oysa, davacı tanığı olarak dinlenen işçiler aynı şekilde davalı aleyhine dava açan kişilerdir.
Tanıkların konumu, tanıklıklarına duyulacak güveni etkileyecek durumdadır. Bu nedenle tanıklıklarına itibar edilemez. Davacı işçi fazla çalışma yaptığını somut ve objektif delillerle kanıtlayamadığından bu talebin reddi gerekirken kabulü isabetsizdir.
d-Kısmi eda külli tespit davasının açıldığı anda alacağın tamamı için zamanaşımı kesilir. Yargılama sırasındaki işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlayacağından yargılama sırasında alacağın zamanaşımına uğradığından söz edilemez. Bu nedenle yargılama sırasında arttırılan taleplere karşı yapılan zamanaşımı defi sonuca etkili değildir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı kısmi eda külli tespit istemli belirsiz alacak davası açmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere yargılama sırasında arttırılan taleplere karşı yapılan zamanaşımı definin hukuki sonucu olmadığından davacının talep artırım dilekçesi üzerine davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı definin dikkate alınarak sonuca gidilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....