1. Hukuk Dairesi 2016/11953 E. , 2019/4488 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... ..."nın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan anneleri ...’nın 13 parsel sayılı taşınmazdaki 69/139 payının tamamını davalı yeğenine ölünceye kadar bakma akdi ile devrettiğini, yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapunun iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı,miras bırakana ölünceye kadar bakıp, ihtiyaçlarını karşıladığını, bakım borcunu yerine getirdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ‘’davalının bakım borcunu yerine getirmediği’’ gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; murisin 04.04.2015 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı kızlarının kaldığı, davalının murisin yeğeni olduğu, murisin 13 parsel sayılı taşınmazdaki 69/139 payını 20.07.2007 tarihinde davalıya ölünceye kadar bakma akdi ile temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği ve HMK’nın 140/3. bendinde düzenlediği üzere; ‘’Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür. ‘’
Somut olayda; taraf vekillerinin beyanları ve öninceleme duruşma tutanağından davada hile ve bakım borcunun yerine getirilmediği hukuksal nedenlerine dayanıldığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki, bakım borcunun yerine getirilmediği iddiasını ileri sürmek, bakım alacaklısına ait bir hak olup, bakım alacaklısının mirasçılarının bu iddialarının dinlenemeyeceği açıktır.
Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olaya gelince; mahkemece hile iddiası yönünden bir araştırma yapılmamıştır.
Hal böyle olunca, temlikin hile ile gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususu üzerinde araştırma yapılıp, toplanan ve toplanacak tüm deliller yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.