1. Hukuk Dairesi 2016/9400 E. , 2019/4620 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil- tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı ..., davalı ... ve ... vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili, mümkün olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.
Davacı, 2 parsel sayılı taşınmazda davalı ... ile birlikte malik olduğunu, dava konusu taşınmaz için açılan ortaklığın giderilmesi davasında ...’in kendisi ile aynı isimli bir kişiyi bulup tebligatların ona yapılmasını sağladığını, haberi olmadan taşınmazın ihale ile devredildiğini, yapılan tescillerin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile 1/2 payın adına tesciline karar verilmesini istemiş, aşamada talebini ½ payın iptali ile adına tesciline olmadığı takdirde bedelin tahsiline karar verilmesi şeklinde ıslah etmiştir.
Davalı ..., kayıt maliki olmadığı için husumeti bulunmadığını, ortaklığın giderilmesi davasında yargılamanın iadesi yoluna gidilmesi nedeniyle derdestlik bulunduğunu, açılan ceza davasının sonucunun beklenilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ve ..., taşınmazı satın aldıklarında ...’in tek başına malik olduğunu, iyi niyetli olduklarını, ortaklığın giderilmesi davasındaki tebligatlardaki imzanın kendilerine ait olmadığını, ...’e yapılan satışa dayanak teşkil eden sulh hukuk mahkemesi kararının halen ayakta olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 2 parsel sayılı taşınmazın 142/347 payı ...’e, 205/347 payı ...’e ait iken ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/1723 esas ve 1999/48 karar sayılı hükmü ile taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verildiği, satış memurluğunun 1999/38 esaslı satış dosyasında taşınmazın 29.06.1999 tarihinde ...’e ihale edildiği, ...’in de taşınmazı 13.08.1999 tarihinde ... ve ...’e satış suretiyle temlik ettiği, ortaklığın giderilmesi davasında ...’e yapılan tebligatlar nedeniyle ... (dava dışı), ... ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçu isnadı ile ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinde 2007/739 esas sayılı kamu davasının açıldığı, mahkemenin 2009/105 karar sayılı hükmü ile ... ve ...’nın beraatlerine, ..., ... ve ...’nın cezalandırılmalarına karar verildiği, anılan kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2012/1248 esas ve 2012/18921 karar sayılı ilamı ile ... yönünden düzelterek onandığı, diğeri yönünden bozulduğu, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda zamanaşımı nedeniyle ..., ..., ... ve ... yönünden düşme kararı verildiği ve kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2016/9194 esas ve 2017/4624 karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onandığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla 4721 s. Türk Medeni Kanununun (TMK) 2. maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989., tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.
Öte yandan, bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke TMK"nin 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 ncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024.maddenin 1. fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3 üncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür
Somut olaya gelince, dosya kapsamında yer alan deliller ve ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/739 esas ve 2009/105 karar sayılı hükmü ile ...’in resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet aldığı, anılan kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2012/1248 esas ve 2012/18921 karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onandığı dikkate alındığında ...’e yapılan tescilin yolsuz olduğu açıktır. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
Davalı ... ve ... vekilinin itirazlarına gelince,
Toplanan tüm deliller değerlendirildiğinde; davacı, son kayıt malikleri ... ve ...’nın kötü niyetli olduklarını Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190., TMK’nin 6. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak ispat edememiştir. Nitekim, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 13.06.2014 tarihli raporunda tebligatlardaki imzaların ... ve ...’nın eli ürünü olduğu yönünde bir tespit yapılamadığı da belirtilmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece tapu iptali ve tescili talebinin reddine, ... yönünden ise bedele hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı ... ve ... vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Davalı ... ve ... vekilinin harca yönelik temyiz itirazlarının bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.