14. Hukuk Dairesi 2016/13560 E. , 2019/4993 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.05.2016 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.05.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı, zorunlu geçit ihtiyacı nedeni ile paydaşı olduğu 285 ada 59 parsel sayılı taşınmazı lehine, davalılara ait 285 ada 60, 61 ve 63 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı ..., maliki olduğu 285 ada 60 ve 61 parsel sayılı taşınmazlarda geçit hakkı istenen yerde duvar ve ağaçların olduğunu, bunların bedelinin verilmesi halinde geçit tesis edilebileceğini beyan etmiş, duruşmadaki beyanında ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile, 285 ada 59 parsel lehine aynı yer 285 ada 63 parsel aleyhine fen bilirkişinin 28/10/2013 tarihli raporunda A harfi ile gösterilen sarı renkle boyanmış koordinatlı alanın geçit hakkı olarak tesisine karar verilmiştir
Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir. TMK"nın 747/2. maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Geçit davalarında uygulanan kesintisizlik ilkesi gereğince davacıya ulaşım sağlayacak geçitin herhangi bir engelle karşılaşmadan genel kadastro yoluna ulaşması gerekir.
Ayrıca kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanunu"nun 748/3 ve 1012. Maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün "irtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili" başlıklı 30. Maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince: Mahkemece davacının paydaşı olduğu 285 ada 59 parsel lehine, bir kısım davalılara ait aynı yer 285 ada 63 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş ise de, karar isabetli olmamıştır.
Şöyle ki; davalı ...’ın, maliki olduğu 285 ada 60 ve 61 parsel sayılı taşınmazlarda geçit hakkı istenen yerde duvar ve ağaçların olduğu bunların bedelinin verilmesi halinde geçit tesis edilebileceğini beyan ettiği, taşınmazların tapu kaydının incelenmesinde lehine geçit tesisi istenen 285 ada 59 parsel sayılı taşınmazda, 285 ada 60 ve 61 parsel sayılı taşınmazların maliki davalı ...’ın da paydaş olduğu anlaşılmaktadır,
Bu durumda mahkemece, davalı ...’ın beyanı da dikkate alınarak, lehine geçit hakkı tesisi istenen 285 ada 59 parsel sayılı taşınmazda davalı ...’ında ½ pay sahibi olduğu geçit tesisinden kendisinin de yaralanacağı hususu gözetilerek, payına denk gelen kısmın düşülmesinden ve geriye kalan geçit bedelinin davacıya depo ettirilmesinden sonra, mahallinde 27.09.2013 tarihinde yapılan keşif sonucu alınan 28/10/2013 tarihli fen bilirkişi raporunda 3. alternatif olarak D harfi ile, pembe renkle boyalı olarak ve E harfi ile mavi renkle boyalı olarak gösterilen alanlardan, davacı ve davalı ...’ın ½ şer paydaşı olduğu 285 ada 59 parsel sayılı taşınmaz lehine davalı ...’a ait 285 ada 60 ve 61 parsel sayılı taşınmazlar aleyhine bu taşınmazlar üzerinden geçit hakkı tesis edilmelidir.
Belirtilen husular gözetilmeden yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün açıklanan bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... ’nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.05.2019 gününde oybirliği ile karar verildi.