21. Hukuk Dairesi 2016/18387 E. , 2018/8457 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı ... vekili ile davacı vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, 09/05/2011 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı lehine 61.515,13 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ..."ten olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, diğer davalılara yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, ... Köyünde yapılacak Cami inşaatında kullanılmak üzere ... Orman İşletme Şefliğinden satın alınan orman emvalinin olay tarihinde davalı ... tarafından kullanılan kamyona yüklendiği ve inşaatta kullanılacak hale getirilmek üzere işlenmesi için davalı ...’e ait Orman Ürünleri İşleme işyerine getirildiği, ağaç tomrukların indirilmesi sırasında kamyondaki tomrukları tutan gırgır adı verilen zincir bağın bir kısmının davalı ... bir kısmının da davacı tarafından çözülmesi neticesinde kamyonun kasasından düşen tomruklardan birinin davacının bacağı üzerine düşmesi neticesinde iş kazasının gerçekleştiği, davacının iş bu kaza neticesinde %39,2 oranında malul kaldığı, davalı itirazı üzerine ... 3.İhtisas Kurulundan alınan rapora göre de %50 malul kaldığının anlaşıldığı, mahkemece hükme esas alınan kusur raporuna göre iş kazasının gerçekleşmesinde davalı işveren ... % 40, Davalı şoför ... %20 kusurlu kabul edilirken, Davacının %40 oranında müterafik kusurunun olduğunun tespit edildiği, diğer davalıların ise kusursuz olduklarının anlaşıldığı, mahklemece usuli kazanılmış hakka göre %39,2 maluliyet oranı dikkate alınarak yaptırılan hesaba itibarla karar verildiği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere gerek mülga B.K"nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu açıklamalar doğrultusunda davacı lehine takdir edilen 10.000,00 TL manevi tazminatın az olduğu açıktır.
3- 6100 sayılı HMK"nun 326.maddesine göre kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.
HMK’nun 339/1. maddesine göre ise adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir.
HMK’nun 339/2.maddesine göre ise adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme, hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir.
Somut olayda, davacının 04/04/2012 tarihli tensip ara kararı ile yargılama süresince adli yardımdan yararlandığı dikkate alınarak, adli yardımdan karşılanan yargılama giderlerinin yukarıda işaret olunan hukuki düzenlemelere göre tarafların haklılığı oranına göre taraflar arasında pay edilmesi, davacının ekonomik ve sosyal durumuna göre davacının ödemesi gereken pay hakkında karar verilmesi ve yargılama giderinin suç üstü ödeneğinden karşılandığı gözetilerek taraflardan tahsiline karar verilen yargılama giderinin Hazine lehine hükmedilmesi gerekirken; yazılı şekilde yargılama giderinin davacı lehine hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harçlarının istem halinde temyiz edenlerden davacı ile davalılardan ..."e iadesine, 20/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.