1. Hukuk Dairesi 2018/5585 E. , 2019/4809 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 24.09.2019 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz eden davalılar ... vd. vekili Avukat ve temyiz edilen davacı ... vekili Avukat gelmedi, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, 76 parsel sayılı taşınmazdaki payının ... 2. Noterliği’nin 05.06.2001 tarih ve ... yevmiye no’lu vekaletnamesi ile vekil tayin ettiği davalı ... tarafından vekalet görevi kötüye kullanılmak suretiyle babası ...’e değerinin çok altında bir bedelle temlik edildiğini, kendisine herhangi bir satış bedeli de ödenmediğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dava konusu taşınmazın tarafların kök mirasbırakanından kaldığını, ortaklığın giderilmesi davası devam ederken mirasbırakanları Kamil Boltakke’nin tüm mirasçılardan miras payını satın aldığını, davacı tarafından da satış işleminin gerçekleşmesi için ...’in vekil kılındığını, satış bedeli olarak davacıya 4 adet bilezik verildiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, yetkili makamlar tarafından bir takım hukukî işlemlerin, bunların hukukî sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kimselere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin de usulünce yapıldığının belgelenmesi olarak tanımlanan tebligat, Anayasa ile güvence altına alınan iddia ve savunma hakkının, daha da özelde hukukî dinlenilme hakkının tam olarak kullanılması ve bu suretle adil bir yargılamanın yapılmasını sağlayan çok önemli bir araçtır.
Mahkeme iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Taraflara hukukî dinlenilme hakkı verilmesi anayasal bir haktır. 1982 Anayasası"nın 36. maddesine göre teminat altına alınan iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı, hukukî dinlenilme hakkını da içermektedir. Yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi"nde de hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 27. maddesinde: "(I) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir". hükmü düzenlenmiştir.
Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Zira, insan onurunun yargılamadaki zorunlu bir sonucu olarak, yargılama süjelerinin, yargılamada şeklen yer almaları dışında, tam olarak bilgi sahibi olmaları, kendilerini ilgilendiren yargılama konusunda açıklama ve ispat haklarını tam ve eşit olarak kullanmaları ve yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermesi gerekir.
Ne var ki, dava dilekçesi ile ön inceleme duruşma gününü içeren tebligatın davalı ...’ye usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki, dava dilekçesinde davalı ...’in adresinin "... C-40 D:14 Kuaför ... -..." olarak gösterildiği, dava dilekçesinin anılan adreste annesi ...’ye, ön inceleme duruşma gününü içeren tebligatın ise aynı adreste dayısı...’a tebliğ edildiği, davalı ...’in 2008 yılından itibaren aynı zamanda Kanada vatandaşı olduğu ve yurtdışı mernis adresinin “969 ... Plc Qualicum Beach V 9K 1M6, ... olduğu, karardan sonra davalının annesi Veciha tarafından davalının yurt dışı ikametgah adresinin dosyaya bildirilmesi nedeniyle gerekçeli kararın davalının bildirilen yurt dışı adresine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve davalı tarafından süresi içerisinde temyiz kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde davalı ...’ye tebliğ edilmesi, davalıya cevap ve itirazlarını sunabilmesi açısından imkan tanınması, bildirdiği delillerin toplanması, ondan sonra işin esası hakkında bir hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de; mahkemece HMK 186. Maddesi gereğince sözlü yargılamaya ilişkin hükmün uygulanmaması doğru olmadığı gibi davalılar aleyhine hükmedilen harç ve vekalet ücretinin hesaplanmasında davacının devrettiği payın değeri üzerinden hesaplama yapılması gerekirken taşınmazın tamamının değeri üzerinden harç ve vekalet ücreti takdiri isabetsizdir.
Davalı ...’in yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 02.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı ... vekili için 2.037.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.