Abaküs Yazılım
12. Ceza Dairesi
Esas No: 2020/11902
Karar No: 2021/4095

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/11902 Esas 2021/4095 Karar Sayılı İlamı

12. Ceza Dairesi         2020/11902 E.  ,  2021/4095 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :Ceza Dairesi

    Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümlere yönelik, ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda 18.03.2019 tarihli, 2018/2615 Esas, 2019/991 Karar sayılı ""istinaf başvurularının esastan reddine" ilişkin karar, sanıklar müdafileri ile katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
    24 Aralık 2017 tarihli Resmi Gazete"de yayınlanan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname"nin 100. maddesi ile CMK"nın 299 maddesinde yapılan değişiklik neticesinde, her ne kadar duruşmalı temyiz isteminde bulunulmuş ise de, duruşma açılmaksızın, dosya üzerinden yapılan incelemede:
    Sanık ...’ın yönetim kurulu başkanı ve temsilcisi olduğu ... Lojistik Uluslararası Taşımacılık ve ... Sanayi ve Ticaret AŞ"nin ana faaliyet konusunun karayolu ile gaz ve petrol ürünleri ile kimyasal ürünler yük taşımacılığı olduğu, sanık ...’ın ise bu şirkette 15.07.2014 tarihinden itibaren ... tanker şoförü olarak sigortalı şekilde çalıştığı, olay günü sanık ...’ın, şirkete ait dorse takılı çekici tankere, sabah erken saatlerde ...’da yaklaşık 19.500 kg ... yükleyip .../...’deki ... Dolum Tesisine götürmek üzere saat 11:20 de ...’dan yola çıktığı, 11-12 saat bu şekilde araç kullanıp yaklaşık 570 km yol aldıktan sonra yaklaştığı olay mahallinde, gece saat 23:45 sıralarında, meskun mahal dışında, aydınlatması bulunmayan, iki yönlü, virajlı, eğimli, sollamanın yasak olduğu, seyir yönüne hitaben birden çok ‘Tehlikeli Viraj Yön ...’ bulunan, 6 metre genişliğindeki Devlet yolunda Bingölden ... yönüne kendi beyanına göre 50-55 km hızla seyir halinde iken, sola virajlı yol bölümünde direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu, yolun sağından soluna doğru devam eden 60 metre fren izi ile yolun sağındaki boş alana devrildiği, kaza sebebiyle dorsenin çekiciden kopmak suretiyle ayrıldığı, çekicinin kupa baş kısmının yolun sağında 2 metre dışında, tanker bölümünün ise çekicinin kupa baş kısmının 5.5 metre ilerisinde ve yolun 3.3 metre dışında durduğu, bu sırada tankerin basınç tahliye bölümünün hasarlanması sonucunda ... gazının karayolunun eğimine paralel şekilde hızla boşaldığı, bilirkişi tespitlerine göre kazadan sonra 35 dakika içinde ... nin boşalıp 500-600 metre boyunca yol üzerinde aktığı, çekici şoförü sanık ...’ın yoldan geçen kişiler tarafından yaralı şekilde araçtan çıkarıldığı, sanığın kendisine yardım eden kişileri araçtaki gazın patlayabileceği konusunda uyardığı, yolun gidişe göre iniş eğimli olması ve gazın ağır gaz cinsinden olması sebebiyle karşı yol bölümüne doğru yolun 500 metrelik alanına yayıldığı, bu sırada karşı yönden gelen bir araç ile iki adet şehirler arası yolcu otobüsünün gaz sızıntısı sebebiyle oluşan yoğun sisli bölümde durdukları, şoförler araçları çalıştırmak istemişlerse de kendi kendine durmuş olan araçları çalıştıramadıkları, yine araçların çalışmaması ve geriden gelen araç trafiği sebebiyle araçları geriye alamadıkları, bu sırada tam ne olduğu anlaşılamasa da araç şoförleri tarafından araç kapıları açılarak yolcuların uyarıldığı ve yolculardan bir kısmının araçlardan indikleri, kaza yapan çekiciden çıkarılan sanık ...’ın ise kendisine yardım edenler ile birlikte olay yerinden 100 metre mesafe uzaklaştığı sırada, tankerde bulunan ... gazının patlaması sonucunda, karşı yön bölümünde bulunan her iki yolcu otobüsü ile bir aracın yanarak kullanılamaz hale geldiği, olay yerinde yaklaşık 700 metrelik alanda ağaçların yandığı ve civarda bulunan bazı evlerin zarar gördüğü, meydana gelen patlama ve yangında tüm araçlarda bulunan 34 kişinin öldüğü, 38 kişinin ise vücutlarında yanık oluşacak şekilde yaralandıkları, yaralıların yirmi dokuzunun sanıklardan şikayetçi oldukları, olayın bu şekilde gerçekleştiği tüm dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
    Sanık ...’ın ... taşıma personel yetki belgesinin ve aynı zamanda, yurt dışı eşya ve kargo taşımacılığı yetkisi veren ... mesleki yeterlilik belgesinin bulunduğu, ... mesleki yeterlilik belgesinin yurt içi yük, eşya ve kargo taşımacılığı yetkisi veren ... mesleki yeterlilik belgesini de kapsadığı, sanık ... adına düzenlenmiş ve sanığın iş sağlığı ve iş güvenliği eğitimlerini aldığına ilişkin 14.03.2014 tarihli iş sağlığı ve güvenliği eğitim sertifikasına sahip olduğu; suç tarihinde yürürlükte bulunan Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesine göre, ulusal ve uluslararası karayollarında tehlikeli yük taşımacılığı yapacak şoförlerin, ‘Tehlikeli Mal Taşımacılığı Sürücü Eğitim Sertifikasına (...)’ sahip olmalarının zorunlu olduğu, sanığın 08.01.2014 tarihinde almış olduğu ... temel tanker eğitimi sonunda eğitim kuruluşunca yapılan sınavda başarılı olduğu ve eğitim tamamlama belgesinin bulunduğu, bu belge ... belgesinin yerine geçmemekle birlikte, Ulaştırma Bakanlığı Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürlüğü’nün 09.01.2017 tarihli müzekkere cevabı doğrultusunda, Karayoluyla Tehlikeli Madde Taşıyan Araç Şoförlerine Yönelik Mesleki Yeterlilik Eğitimi Yönergesinin 22. maddesinin 9. fıkrasına göre kaza tarihi itibari ile eğitim tamamlama belgesinin geçerli olduğunun ve ... muadili olarak kabul edildiğinin anlaşıldığı;
    ... Lojistik Uluslararası Taşımacılık ve ... Sanayi ve Ticaret AŞ"ye ait olaya konu aracın ticari amaçla eşya taşımacılığı yetkisi veren C2 türü yetki belgesinin, AT uygunluk belgesinin ve araç tip onay belgesinin mevcut olduğu; ayrıca araç muayene raporları incelendiğinde, tankerin 28.06.2014 tarihinde yapılan muayenesinin hafif kusurlu olarak onaylandığı, bu muayenenin 29.06.2015 tarihine kadar geçerli olduğu, çekicinin ise 05.11.2013 tarihinde yapılan ve 05.11.2014 tarihine kadar geçerliliği bulunan muayenesinin lastik dış yüzeyinde aşınma bulunduğu tespiti ile hafif kusurlu şekilde onaylandığı, dolayısıyla hem çekicinin hem de tankerin olay tarihi itibariyle muayenelerinin geçerli olduğu tespit edilmiştir.
    İşveren ... Lojistik Uluslararası Taşımacılık ve ... Sanayi ve Ticaret AŞ. tarafından iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarına Risk Analizi Prosedürü ile Acil Durum Eylem Planlarının hazırlattırıldığı, sorumlu kişinin sanık ... olarak belirtildiği 01.03.2014 tarihli Risk Değerlendirme Tablosunda; ilgili şoförün uykusuz araç kullanılmaması konusunda uyarılması, aracın cinsine göre mevzuatın öngördüğü belgelerin takibinin yapılması, bu belgelerin yanında şoföre ...’den de eğitim aldırılarak şoförün patlama ve acil durumda ne yapacağını bilmesinin bu şekilde sağlanması, ilgiliye acil durumlarda ne yapması gerektiği öğretilip tatbikatının yaptırılması gerektiği; şoförün gaz sızıntısı fark ettiğinde emniyetli bir yere aracı çekip emniyet şeridi oluşturup kimsenin yaklaşmamasını sağlaması ve kolluk kuvvetleri ile itfaiyeye haber vermesi gerektiği; ... tankı sızıntısı sırasında şoförün direk müdahale edebilmek için araçta sürekli bir kova ile ıslak bez bulundurması ve bu sayede sızıntı sırasında bezi ıslatıp hemen sızıntı noktasına koyup donmasını sağlaması gerektiği, şoförün ... tarafından belgelendirmek için aldığı eğitimde ve sonucunda girip geçmiş olduğu sınavda acil durumda alması gereken tüm önlemleri almakla sorumlu olduğu, aynı zamanda şoförün sorumluluklarını tam olarak öğrenmek için gördüğü müfredatın incelenmesi gerektiği belirtilirken; çekiciye ait Acil Durum Planında; trafik kazası meydana gelmesi halinde öncelikle acil durum yöneticisi bilgilendirilip o mahalde bulunan imkanların değerlendirilmesi, güzergah tanımlaması yapılıp en yakın kolluk kuvvetlerine bilgi verildikten sonra acil durum yöneticisinin bilgilendirilmesi, yolda meydana gelebilecek teknik arızalarda ise konum bildirimi yapılıp araç en uygun şekilde konumlandırıldıktan sonra, aracın yüklü olması halinde en yakın kolluk kuvvetlerine haber verilip aracın yükü tanımlanıp acil durum yöneticisinin bilgilendirilmesi ve aracın yük durumunun kolluk kuvvetlerine bildirilmesi gerektiğine ilişkin tespit ve uyarılara ver verilmiştir.
    Tüm bu tespitler karşısında; dosya içeriğinden, olaya mahalli yol güzergahına aşina olduğu ve daha önceleri de bu güzergahı kullandığı, kaza mahallinde seyir yönüne hitaben birden çok “tehlikeli viraj yön ...” ile uyarıcı levhalar bulunmasına ve yol güzergahına aşina olmasına rağmen, mevcut uyarılara ve yolun durumunu dikkate almadığı, olayın gerçekleşmesinde asli kusurlu olduğu kabul edilen sanık ... hakkında tayin edilen temel ceza miktarının isabetli olduğu;
    Sanık ...’ın kusur durumuna geldiğimizde; sanığın, sürücü ...’ın şoför olarak çalıştığı ... Lojistik AŞ.’nin yetkilisi olduğu, işveren olarak mevzuat gereği zorunlu olan belgeleri temin ettiği, çalışanlarına yaptıkları iş ve iş güvenliği konularında hizmet alımı yöntemiyle iş güvenliği uzmanı aracılığı eğitim verdirdiği, ancak taşıma yaptıkları malzemenin özelliklerini ve tehlikelerini bilmesine rağmen acil bir durumda çalışanların nasıl davranması gerektiğine dair etkin bir organizasyon oluşturmadığı; Mevzuatın emrettiği şekilde yedek şoför bulundurmadığı ve sürücünün bu şekilde araç kullanmasını engelleyici önlemleri almadığı, sanık ...’ın olaya konu kazanın meydana gelmesine tali kusuru ile sebebiyet verdiği,
    1-Sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
    Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ... müdafii ile katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
    Taksirli suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanabilmesinin ve bu suçların iştirak ilişkisi ile işlenebilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek, katılanlar lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin sanıklardan eşit olarak tahsiline karar verilmesi gerekirken, sanıklardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi; kendilerini müşterek vekille temsil ettiren katılanlar ... ve Aslıhan Doster yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi; yine taksirli suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanabilmesi mümkün olmadığından, yargılama giderlerinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin sanıklardan eşit olarak tahsiline karar verilmesi;
    Kanuna aykırı olup, sanık müdafii ile katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı CMK"nın 303/1. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyen bu hususun aynı madde uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık ... hakkındaki hükmün vekalet ücretine ilişkin bölümlerinde yer alan “müteselsilen” ifadesi hükümden çıkarılarak yerine “eşit olarak” ifadesinin eklenmesi; hükmün yargılama giderinin tahsiline ilişkin bölümünde yer alan “eşit olarak” ibaresi çıkarılarak yerine “sebebiyet verdikleri oranda” ibaresinin eklenmesi; hüküm bölümüne “karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 4360,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıklardan eşit oranda alınarak katılanlar ... ve Aslıhan Doster’e verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan sanık ... hakkındaki hükmün DÜZELTİLEREK, ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi"nin 18.03.2019 tarihli ve 2018/2615 Esas, 2019/991 Karar sayılı sanık ... hakkındaki kararına karşı yapılan temyiz isteminin isteme uygun olarak 5271 sayılı CMK"nın 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE; 5271 sayılı CMK"nın 7165 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8. maddesi ile değişik 304/1. maddesi uyarınca, dosyanın gereği için ... 1. Ağır Ceza Mahkemesine; kararın bir örneğinin de ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi"ne iletilmek üzere ... ... Başsavcılığı"na GÖNDERİLMESİNE;
    2- Sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
    Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ... müdafii ile katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak;
    a- Temel cezanın belirlenmesinde; TCK"nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığı ve tali kusurlu sanığın olaydaki rolü nazara alınarak, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi ve alt sınırdan makul oranda uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini;
    b- Taksirli suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanabilmesinin ve bu suçların iştirak ilişkisi ile işlenebilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek, katılanlar lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin sanıklardan eşit olarak tahsiline karar verilmesi gerekirken, sanıklardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi; kendilerini müşterek vekille temsil ettiren katılanlar ... ve Aslıhan Doster yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi; yine taksirli suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanabilmesi mümkün olmadığından, yargılama giderlerinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin sanıklardan eşit olarak tahsiline karar verilmesi;
    c- 5237 sayılı TCK"nın 53/6. maddesinde, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceğinin düzenlendiği, madde uyarınca bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için o mesleğin ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerektiği dikkate alındığında, dosya içeriğine göre şirket yönetim kurulu başkanlığı yaptığı tespit edilen sanığın icra ettiği mesleğin ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan, çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde ve soyut ifadelerle 3 yıl süre ile nakliyecilik, tehlikeli madde üretimi, nakliyesi faaliyeti yapmaktan yasaklanmasına karar verilmesi,
    Kanuna aykırı olup, sanık müdafii ile katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak, ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda 18.03.2019 tarihli ve 2018/2615 Esas, 2019/991 Karar sayılı "istinaf başvurularının esastan reddine" dair sanık ... hakkındaki hükmünün 5271 sayılı CMK"nın 302/2. madde ve fıkrası uyarınca BOZULMASINA; bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı CMK"nın 7165 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8. maddesi ile değişik 304/2. maddesi uyarınca, dosyanın gereği için ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi"ne; kararın bir örneğinin de ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi"ne iletilmek üzere ... ... Başsavcılığı"na GÖNDERİLMESİNE; 28.04.2021 tarihinde; sanık ... hakkındaki hüküm bakımından bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı yönünden oyçokluğu ile, sanık ... hakkındaki hüküm bakımından takdir edilen ceza miktarının fazla olduğu yönünden oyçokluğu ile, diğer hususlar bakımından oybirliği ile karar verildi.
    Dosya içeriğinde yer alan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; sanık ... hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan tayin edilen temel ceza miktarının isabetli olduğu düşüncesinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşlerine katılmamaktayız. Şöyle ki;
    1-Sanık ... hakkında tayin edilen hüküm bakımından;
    Sanık ...’ın yönetim kurulu başkanı ve temsilcisi olduğu, karayolu ile gaz ve petrol ürünleri ile kimyasal ürünler yük taşımacılığı alanında faaliyet gösteren ... Lojistik Uluslararası Taşımacılık ve ... Sanayi ve Ticaret AŞ. de resmî kayıtlara göre 15.07.2014 tarihinden itibaren ... tanker şoförü olarak sigortalı şekilde çalışan sanık ...’ın, olay günü şirkete ait dorse takılı çekici tankere, yaklaşık 19.500 kg ... yükleyip ...’deki ... Dolum Tesisine götürmek üzere saat 11:20 de ...’dan yola çıktığı, yaklaşık 570 km ve 11-12 saat tanker ile seyrederek yaklaştığı olay mahallinde gece saat 23:45 sıralarında, meskun mahal dışında bulunan, aydınlatması olmayan, iki yönlü, virajlı, eğimli, sollamanın yasak olduğu, seyir yönüne hitaben birden çok ‘Tehlikeli Viraj Yön ...’ bulunan, 6 metre genişliğindeki Devlet yolunda Bingöl’den ... yönüne kendi beyanına göre 50-55 km hızla seyir halinde iken, virajda direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile, yolun sağından soluna doğru devam eden 60 metre fren izinin devamında yolun sağındaki boş alana devrildiği, kaza sebebiyle dorsenin çekiciden kopmak suretiyle ayrıldığı ve her ikisinin birden yol dışında kaldığı, kazanın etkisi ile tankerin basınç tahliye bölümünün hasarlanması sonucunda ... gazının karayolunun eğimine paralel şekilde ve yaklaşık 35 dakika içinde hızla boşalarak 500-600 metre boyunca yol üzerinde aktığı, bu esnada karşı yönden gelen bir araç ile iki adet şehirler arası yolcu otobüsünün gaz sızıntısı sebebiyle oluşan yoğun sisli bölümde durdukları, şoförler araçları çalıştırmak istemişlerse de kendi kendine durmuş olan araçları çalıştıramadıkları, yine araçların çalışmaması ve geriden gelen araç trafiği sebebiyle araçları geriye alamadıkları, tam olarak meydana gelen hadise anlaşılamasa da araç şoförleri tarafından araç kapıları açılarak yolcuların uyarıldığı ve yolculardan bir kısmının araçlardan indikleri, sürücü sanık ...’ın ise yoldan geçen kişiler tarafından yaralı şekilde araçtan çıkarıldığı, ... gazının karayolunun eğimine paralel şekilde yayılmasına ve sanığın bunu fark etmesine rağmen, kendisine yardım edenler ile birlikte olay yerinden tam tersi yönde 100 metre mesafe uzaklaştığı sırada, tankerde bulunan ... gazının patlaması sonucunda, karşı yön bölümünde bulunan her iki yolcu otobüsü ile bir aracın yanarak kullanılamaz hale geldiği, olay yerinde yaklaşık 700 metrelik alanda ağaçların yandığı ve civarda bulunan bazı evlerin zarar gördüğü, meydana gelen patlama ve yangında tüm araçlarda bulunan 34 kişinin öldüğü, 38 kişinin ise vücutlarında yanık oluşacak şekilde yaralandıkları, yaralıların yirmi dokuzunun sanıklardan şikayetçi oldukları dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
    Sanık ...’ın ... taşıma personel yetki belgesinin ve aynı zamanda, yurt dışı eşya ve kargo taşımacılığı yetkisi veren ... mesleki yeterlilik belgesinin bulunduğu, ... mesleki yeterlilik belgesinin yurt içi yük, eşya ve kargo taşımacılığı yetkisi veren ... mesleki yeterlilik belgesini de kapsadığı, sanığın iş sağlığı ve iş güvenliği eğitimlerini aldığına ilişkin 14.03.2014 tarihli iş sağlığı ve güvenliği eğitim sertifikasına sahip olduğu; suç tarihinde yürürlükte bulunan Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesine göre, ulusal ve uluslararası karayollarında tehlikeli yük taşımacılığı yapacak şoförlerin, ‘Tehlikeli Mal Taşımacılığı Sürücü Eğitim Sertifikasına (...)’ sahip olmaları gerekmekte olup, sanığın suç tarihi itibariyle ... belgesi bulunmamakta ise de, olay öncesinde 08.01.2014 tarihinde almış olduğu ... temel tanker eğitimi sonunda eğitim kuruluşunca yapılan sınavda başarılı olduğu ve eğitim tamamlama belgesinin bulunduğu, bu belgenin ... belgesinin yerine geçmediği, ancak, Ulaştırma Bakanlığı Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürlüğü’nün 09.01.2017 tarihli yazısından anlaşıldığı üzere, Karayoluyla Tehlikeli Madde Taşıyan Araç Şoförlerine Yönelik Mesleki Yeterlilik Eğitimi Yönergesinin 22. maddesinin 9. fıkrasına göre kaza tarihi itibari ile geçerli olan eğitim tamamlama belgesinin ... belgesinin muadili olarak kabul edildiği; ayrıca sanığın ehliyetinde bulunan trafik ceza bilgilerine göre, olay öncesinde çeşitli tarihlerde kırmızı ışık ihlali, hız sınırını aşma, yakın takip, taşınması özel izne bağlı eşyanın izinsiz taşınması, tedbirsiz ve dikkatsiz araç kullanma gibi birden çok trafik kural ihlalinin bulunduğu tespit edilmiştir.
    Dosyada mevcut 25.07.2014 tarihli bilirkişi raporunda, sanık ...’ın Karayolları Trafik Kanunu’nun 52. maddesinin ihlâl etmesi sebebiyle asli kusurlu olduğu; 03.09.2014 tarihli bilirkişi heyeti raporunda sanığın taşıdığı yükün tehlike durumunu benimsemeden hareket etmesi sebebiyle %15 oranında kusurlu olduğu; 04.12.2014 tarihli bilirkişi heyeti raporunda benzer gerekçeler ile sanğın asli kusurlu olduğu; 28.09.2015 tarihli bilirkişi heyeti raporunda sanığın araç kullanmada gerekli dikkat ve özeni göstermemesi, yolun durumu ve şartlarına uygun hızda araç kullanmamış olması şeklindeki gerekçeler ile asli kusurlu olduğu; hükme esas alınan 24.10.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ise sanık ...’ın; mevzuattaki azami hız sınırlarına göre hiç mola vermeden olay mahalline gelebileceği, mola verse dahi azami hız sınırlarının üzerinde seyrettiği, kaza mahallinde yeterli yatay ve düşey işaretleme bulunmasına ve güzergaha aşina olmasına rağmen mevcut trafik ve yol koşullarına riayet etmediği ve bu suretle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 51.ve 52. maddelerinde bulunan kuralları ihlal ettiği, ayrıca kaza sonrası taşıdığı malzemenin tehlikesini bilebilecek ehil bir sürücü ve çalışan olmasına rağmen, tehlikeli olabileceğini bildiği durumu en yakın yetkili birimlere ve işverenine haber vermemesi nedenleriyle üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığından asli kusurlu olduğu yönünde görüşler beyan edilmiştir.
    Yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi tarafından trafik kazası tespit tutanağı, keşif trafik bilirkişisinin hazırlamış olduğu rapor, soruşturma aşamasında alınan 28/09/2015 tarihli ve 04/12/2014 tarihli bilirkişi heyet raporları ile kovuşturma aşamasında alınan 24/10/2017 tarihli bilirkişi heyet raporuna itibar edilerek, meydana gelen olayda sanıkların asli kusurlu oldukları kabul edilmek suretiyle mahkûmiyetlerine hükmedilmiş, istinaf incelemesi yapan Bölge Adli Mahkemesi tarafından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
    İlk olarak basit taksir ile bilinçli taksir kavramları arasındaki farkı irdelemek gerekirse; 5237 sayılı TCK’nın taksirin tanımının yapıldığı 22. maddesinde taksir, basit ve bilinçli taksir olarak ayrıma tâbi tutulmuş; maddenin ikinci fıkrasında taksirin temel hâli olan “basit taksir”; “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” şeklinde; maddenin üçüncü fıkrasında “bilinçli taksir”; “kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi” şeklinde tanımlanmış; maddenin gerekçesinde ise; bilinçli taksir halinde fiilin neticesinin failce fiilen öngörülmüş fakat istenmemiş olduğu, bilinçli taksirin, iş kazalarını, trafikte meydana gelen taksirli suçları önlemek bakımından caydırıcı etki yapacak ve suçların önlenmesinde yarar sağlayacağının amaçlandığı belirtilmiştir.
    ... Ceza Genel Kurulu’nun 25.06.2020 tarihli ve 2018/12-135 Esas – 2020/317 Karar sayılı ilamı ile benzer nitelikli kararlarında sıklıkla açıklandığı üzere; “Basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırıcı ölçüt; taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörememesi, bilinçli taksirde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır. Bilinçli taksirde, neticenin gerçekleşmesini istemeyen fail, hareketinin tipe uygun ve hukuka aykırı bir sonuca neden olabileceğini öngörmesine rağmen, hareketine devam ederek istemediği zararlı neticeyi meydana getirmektedir. Hukuka aykırı neticeyi öngördüğü hâlde gerçekleşmeyeceğine güvenen ve bu güvenle hareketini sürdüren failin söz konusu güveninin dayanağı; şans, bilgi, beceri, yetenek, tecrübe gibi çeşitli etkenler olabilir. Bilinçli taksirde meydana gelen netice, fail tarafından öngörüldüğü hâlde istenmemiştir. Gerçekten fiilinin kanunda suç olarak düzenlenen bir neticeye sebebiyet verebileceğini öngördüğü ve bu neticeyi istemediği hâlde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin hâli, bunu öngörmemiş bulunan kimsenin durumu ile bir tutulamayacağından ve neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun bu sonucu meydana getirecek bir harekette bulunmamakla yükümlü olduğundan, "neticenin fail tarafından öngörülmesi" ölçü alınarak basit ve bilinçli taksir ayrımına gidilmiştir.”
    Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere bilinçli taksir ile basit taksir kavramları öngörme unsuru yönünden birbirlerinden ayrılmaktadır. Basit taksir halinde failin kendi dikkatsizliği ve özensizliği sebebiyle öngörülebilir neticeyi öngörememesi söz konusu iken, bilinçli taksir halinde neticeye öngören fail, kendi şansına, becerisine, somut olayın özelliklerine veya önceki deneyimlerinin hatalı sonuçlanmamasına olan güveni sebebiyle hareketine devam etmektedir. Bilinçli taksir halinde fail, öngördüğü fakat gerçekleşmesini istemediği neticenin gerçekleşmeyeceğini ya da neticeyi önleyebileceğini düşünmekte, hatta neticeyi önlemek adına çaba sarf etmektedir.
    Somut olaya geri dönersek; Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ‘Hız Sınırları’ başlıklı 100. maddesine göre, yerleşim yeri dışında bulunan şehirler arası çift yönlü karayollarında tehlikeli madde taşıyan araçlar için azami hız sınırının 50 km olduğu; oysa ki 07.11.2014 tarihli bilirkişi raporunda, kuru ve asfalt zeminde tespit edilen 60 metrelik fren izi baz alınarak sürtünme kat sayısı ile yapılan hesaplama sonucunda aracın kaza anındaki hızının 96 kilometreye tekabül ettiğinin belirlendiği, ayrıca bilirkişiler tarafından hız sınırı konusunda yapılan teknik tespitlere göre, olay mahalli yolun oldukça dar yapıda, virajlı ve eğimli bir yol olması sebebiyle tehlikeli madde taşıyan büyük araç sürücülerinin, böylesi olumsuz şartlara sahip olan bir yolda güvenli seyahat için 50 km yasal hız sınırının da altında bir hızla seyretmelerinin zorunlu olduğu; ayrıca; Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 98. maddesine göre ticari amaçla yük taşımacılığı yapan araç şoförlerinin 24 saat içinde toplam 9 saatten ve devamlı olarak 4.5 saatten fazla araç sürmeleri yasak olmasına rağmen, bilirkişiler tarafından yapılan teknik değerlendirmelerde; sürücünün saat 11:20 de ...’dan yola çıkması, kat ettiği mesafenin yaklaşık 570 metre olması ve araçta sanık ...’dan başka şoför bulunmaması itibariyle, sanık ...’ın kaza anına kadar yaklaşık 12 saat boyunca araç kullandığının belirlenmesi karşısında, aracında patlayıcı özelliği sebebiyle son derece tehlikeli bir madde taşıdığının bilinci ile hareket etmesi gereken sürücünün, mevzuatın öngördüğü sürelerin üzerinde bir zaman diliminde sürekli ve kesintisiz araç kullanmasının yol açtığı muhtemel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve uykusuzluğun etkisi ile söz konusu kazanın gerçekleşmesine sebebiyet verdiği kanaatine varılmıştır.
    Dosyada mevcut işveren şirket tarafından hazırlattırılmış risk analizi prosedürü, risk değerlendirme tablosu ve acil durum eylem planlarına göre, gaz sızıntısı halinde şoför tarafından alınması gereken acil önlemler yanında, herhangi bir trafik kazası meydana gelmesi halinde öncelikle acil durum yöneticisi bilgilendirilip o mahalde bulunan imkânların değerlendirilmesi, güzergah tanımlaması yapılıp en yakın kolluk kuvvetlerine bilgi verildikten sonra acil durum yöneticisinin bilgilendirilmesi gerektiği konularında uyarılmış olan sanık sürücünün, kaza sonrasında aracın devrilmesi ve ... tankerinin hasar görmesi sebebiyle ... nin yaratabileceği muhtemel tehlikeler hususunda, kazadan sonra patlama anına kadar geçen yaklaşık 35 dakikalık süre boyunca, gerek kendi işverenini gerekse de en yakın kolluk görevlilerini bilgilendirdiğine dair herhangi bir tespit bulunmamaktadır.
    Dosya içeriği ve beyanlardan, olaya konu yolu daha önce de taşımacılık işi sebebiyle kullandığı ve bu itibarla yolun özellikleri konusunda yeterli bilgiye sahip olduğu anlaşılan sanığın, içerisinde yaklaşık 19500 kg. tehlikeli madde taşıdığı ve toplam ağırlığı 39200 kg olan tanker ile seyrettiği yolda olay yeri yaklaşımında kendisine hitap eden birden çok ‘tehlikeli viraj yön ...’ ile uyarıcı levhaları, olumsuz yol koşullarını, uzun süre araç kullanmış olması sebebiyle muhtemel dikkat dağınıklığını önemsemeyip, tehlikeli madde bulunan aracı ile, araç kullanma sürelerine uymaksızın, virajlı ve eğimli yol bölümünde mahal şartlarının yaklaşık iki katı bir hızla seyrettiği, almış olduğu iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri ve ayrıca yük ve yolcu taşıma yetkisi veren ... ve ... belgeleri ile tehlikeli mal taşımacılığı sürücü eğitim sertifikası (...) yerine geçen eğitim tamamlama belgesi bulunması itibariyle, taşıdığı malzemenin tehlikesini bilebilecek nitelikte bir sürücü olmasına rağmen taşıdığı maddenin tehlikeliliğinin gerekli kıldığı önlemleri almadan seyrini sürdürdüğü;
    Tüm bu tespitler kapsamında somut olayın özelliklerini bir bütün halinde incelediğimizde; mevzuatın amir hükümlerine göre azami 50 km hız sınırı bulunan, bunun yanında bilirkişi tespitlerine göre yol ve araç durumu itibariyle hız sınırının daha da düşük olduğu tehlikeli virajlı ve eğimli yol bölümünde, olay mahalli yol güzergahına aşina olmasına rağmen, tehlikeli madde taşıyan araçla, seyir yönüne hitap eden birden çok uyarıcı levhayı dikkate almaksızın, üstelik de vaktin gece olması ve aydınlatma bulunmamasına rağmen mahal şartlarının yaklaşık iki katı civarında bir hızla seyreden, yine mevzuatın amir hükümleri ile öngörüldüğü şekilde 24 saat içinde toplam 9 saatten ve devamlı olarak 4.5 saatten fazla araç sürmesi yasak olmasına rağmen, mevzuatın öngördüğü sürelerin üzerinde kesintisiz araç kullanan sanık ...’ın, yorgun ve uykusuz şekilde seyir halinde olmasının yarattığı dikkat dağınıklığının kazaya sebebiyet verdiği, 570 km lik mesafeyi yaklaşık 12 saatte kat ettiği düşünüldüğünde mevzuatta yer alan azami hız sınırlarına uygun şekilde seyretmesi halinde dahi mola vermeksizin olay mahalline gelmiş olduğunun kabul edileceği, bu suretle, almış olduğu iş sağlığı ve iş güvenliği eğitimleri ve sahip olduğu meslekî yeterlilik belgeleri gözetildiğinde taşıdığı maddenin tehlikeliliği hususunda yeterli bilgisi bulunan ve herhangi bir kaza anında ... nin yaratacağı tehlikenin boyutunun farkında olan sanığın, böylesi tehlikeli bir madde taşıdığı aracı ile seyir halinde iken kendisini uyaran birden çok uyarıcı işaret bulunmasına ve yol güzergahına aşına olmasına rağmen, önceki hatalı deneyimlerinin olumsuz sonuçlanmamasına, içinde bulunduğu koşullara, şoförlük bilgi ve tecrübesine olan hatalı güveni sebebiyle, öngördüğü neticenin gerçekleşmeyeceği düşüncesi ile hareketine devam ederek sebebiyet verdiği ölüm ve yaralanma neticelerinden bilinçli taksirle sorumlu tutulması ve sanık ... hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği düşüncesindeyiz.
    2-Sanık ... hakkında tayin edilen hüküm bakımından;
    Sanık ...’ın, karayolu ile gaz ve petrol ürünleri ile kimyasal ürünler vb. ürünlerin taşımacılığını yapan ... Lojistik Uluslararası Taşımacılık ve ... Sanayi ve Ticaret AŞ.’nin yönetim kurulu başkanı ve yetkilisi olduğu, şirketin icra ettiği tehlikeli madde taşıma işinin, İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği kapsamında çok tehlikeli işler arasında yer aldığı, kendi beyanına göre 50 den fazla çalışanı bulunan ve 30-35 araç ile tehlikeli madde taşıma işi yapan bir şirket yöneticisi olan sanığın, taşınan malzemenin tehlikelilik özelliklerini bilebilecek durumda olmasına rağmen, araç sürücüsünün ihlâl ettiği kurallar gözetildiğinde, çalışan sürücüyü taşıdığı maddenin tehlikeliliği konusunda yeterli derecede bilgilendirip bilinçlendirmediği, acil bir durumda çalışanların nasıl davranması gerektiğine dair etkin bir organizasyon oluşturmadığı;
    Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmeliğin 14. maddesinde yer alan düzenlemelere göre; tüm bu konularda araç sürücüsüne işveren tarafından yazılı talimatlar verilmesi, bu talimatların sürücü tarafından okunarak sürücünün talimatların içeriğini anlaması ve gerekli olması durumunda uygulayabilmesini sağlayıcı önlemleri alması gerekirken, sürücünün yaptığı işin tehlikeliliği konusunda almış olduğu eğitimlerin gereğine uygun davranıp davranmadığını kontrol etmediği;
    Çalıştırdığı tanker sürücüsünün yaklaşık 12 saat süre ile kesintisiz araç kullanmasına müsaade ettiği, aynı yolu daha önce defalarca kullanması sebebiyle yola ve yolun olumsuz koşullarına aşina olan sürücünün mahal şartlarına uygun bir hızla seyredip seyretmediğini kontrol etmeyerek bu konuda insiyatifi çalışana bıraktığı, araçta yedek şoför bulundurmadığı, oysa ki Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 98. maddesine göre, yük ve yolcu taşıması yapan araç işletenlerinin şoförlerin çalışma sürelerini ve bu süre içerisindeki kural dışı hareketlerini izlemeleri, Yönetmeliğin öngördüğü çalışma ve dinlenme sürelerini göz önünde bulundurmak suretiyle şoförlerin gideceği yer ve güzergahları dikkate almaları, buna göre uğrayacağı il, ilçe veya durak yerlerinde yedek şoförleri hazır bulundurma zorunluluğu olmasına, ayrıca bu tür araçlarda takograf cihazı bulundurma zorunluluğu olmasına ve bunların işler durumda olmalarını sağlamaları gerekirken, sürücünün birden çok kural ihlâline sebebiyet verecek şekilde araç kullanmasını engelleyici önlemleri almadığı gibi, mevzuatın amir hükümlerine rağmen kazaya karışan araçta takograf bulundurmayarak aracın hız kontrolünü ve takibini yapmadığı, güzergah özellikleri bilindiği halde araç şoförünün sürüş ve mola sürelerini planlamadığı, bu konuda çalışanını yazılı olarak bilgilendirmediği, sürücünün ehliyet bilgilerine göre daha önce birden çok kez hız sınırı kurallarına uymaması ve tedbirsiz ve dikkatsiz araç kullanması sebebiyle trafik cezalarının bulunması da gözetildiğinde, işveren sanığın, çalıştırdığı işçilerin işe aykırı davranışlarını tespit etmesi durumunda işçileri yazılı olarak uyarıp yaptırımlarda bulunduğuna dair dosya içeriğinde herhangi bir uyarı yazısı veya belgeye rastlanılmadığı, sadece meslekî yeterlilik belgesi gibi mevzuatın zorunlu kıldığı amir hükümlerin gereğini yerine getirmek dışında, iş yerinde yaptığı işin tehlike boyutuna uygun bir iş organizasyonu kurmadığı gibi, işçilerin taşıdıkları malzemenin tehlikeliliği konusunda gerekli iş sağlığı ve iş güvenliği bilincine sahip olmalarını sağlayacak önlemleri de almadığı almadığı anlaşılmaktadır.
    Tüm bu tespitlere paralel şekilde, dosyada mevcut 03.09.2014 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; sanığın, güvenlik alanında ve teknik bakımdan tehlikeli maddelerin taşınması konusunda yetersizliği bulunan yolda sürücüsünü tehlikeli madde taşıma işinde görevlendirmesi sebebiyle %3 oranında kusurlu olduğu; 04.12.2014 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; tanker aracına ... sistemi taktırarak aracı uzaktan izleme sistemleri ile izlemesi ve sürücünün yolun özelliklerine uygun hızda girmesini sağlayarak hız sınırlarını aşmasını önlemesi, tanker sürücüsünün daha önce hız sınırlarını aşması nedeniyle trafik cezası aldığını göz önünde tutarak ve tankerle taşınan ... gazının çok tehlikeli olduğunu dikkate alarak çalışma biçimlerini işçilerin tercihlerine ve gelişigüzel davranışlarına bırakmaması gerekirken bu hususlara aykırı davranması sebebiyle asli kusurlu olduğu; 28.09.2015 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; sürücüye mevzuata aykırı şekilde 9 saatten fazla araç kullandırdığı ve bunu önleyici tedbirleri almadığı gerekçesi ile asli kusurlu olduğu; hükme esas alınan 24.10.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ise; taşıma yaptıkları malzemenin özelliklerini ve tehlikelerini bilmesine rağmen acil bir durumda çalışanlarına nasıl davranacağına dair etkin bir organizasyon oluşturmaması, bununla birlikte Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 98. maddesindeki amir hükme rağmen kazaya karışan araçta takograf bulundurmayarak aracın hız kontrolünü yapmaması, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 98. maddesi gereğince şoförün gideceği yer ve güzergahları dikkate alarak buna göre uğrayacağı il, ilçe veya durak yerlerinde yedek şoförleri hazır bulundurmaması, güzergah özellikleri bilindiği halde araç şoförünün sürüş ve mola sürelerini planlamaması, bu konuda çalışanları yazılı olarak bilgilendirmemesi, çalışanların yapılan işe aykırı eylemlerinde yazılı olarak uyarmayarak sebebiyet verdiği kazada asli kusurlu olduğu yönünde görüşler beyan edilmiş;
    İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da sanığın, 24.10.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda beyan edilen kusur konusundaki görüşün hükme esas alınması suretiyle sanığın olayın meydana gelmesine asli kusurlu eylemi ile sebebiyet verdiği kabul edilerek, ... ... Başsavcılığı tarafından düzenlenen tebliğnamede de bu kabul doğrultusunda temyiz isteminin düzeltilerek esastan reddi talep edilmiştir.
    Tüm bu gerekçeler ile; taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK"nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, asli kusurlu eylemi ile sebebiyet verdiği kaza neticesinde 34 kişinin ölümü ile birlikte kendisinden şikayetçi olan ve 27’si nitelikli olmak üzere 29 kişinin yaralanmasına neden olan sanık hakkında tayin edilen temel ceza miktarı isabetli görülmüştür.
    Bu gerekçelerle; sanık ... hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan tayin edilen temel ceza miktarının isabetli olduğu düşüncesinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşlerine katılmamaktayız.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi