3. Hukuk Dairesi 2017/8228 E. , 2019/5377 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; 02.02.2009 tarihli oto kiralama sözleşmesi ile, davalıya 7 adet aracı kiraya verdiğini, davalı şirketin kira bedellerini ve kiralanan araçlara kesilen ceza bedellerini ödemediğini, bunun üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine % 40"dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davacıya ödenmemiş kira borcunun bulunmadığını, borcun hangi araca ilişkin olduğunun belli olmadığını, bu şekilde yapılan takibe itiraz etmekte haklı olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile icra dosyasına yapılan 3.117,35 TL için itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, %20 icra inkar tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş olup; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-)Davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu"nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için diğer yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın çözümü kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir .
Somut olayın; 02.02.2009 tarihli oto kiralama sözleşmesi ile, davacının kiraya verdiği araçlardan ikisinin davalı tarafça kötü kullanılması nedeniyle oluşan zararın tazminine ilişkin olduğu, böylece alacağın likit olmadığı ve yargılamayı gerektirdiği anlaşılmıştır.
Bu nedenle de İİK "nın 67. maddesinde düzenlenen icra inkar tazminatı ödenmesine ilişkin koşullar oluşmamıştır.
Anılan nedenlerle, icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK"nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; ikinci bentte açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrasının 3. bendinde yer alan "%20 icra inkar tazminat talebinin kabulüne," ifadesinin çıkarılmasına, yerine "Alacak likit olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine" ifadesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13/06/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.