12. Hukuk Dairesi 2018/3147 E. , 2018/7290 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlular ... ve ... vekilinin, takip borçluları olarak görünen müvekkillerinin vefat eden babaları ..."nun terekesinin mirasın açıldığı tarihte borca batık olması ve bu nedenle TMK"nun 605/2. maddesi uyarınca mirasın hükmen reddolunmuş sayılması gerektiğini, müvekkillerinin pasif husumet ehliyeti bulunmadığını belirterek icra emrinin müvekkilleri yönünden iptaline/icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği, mahkemece takip dayanağı ilamın bozulduğu yok hükmünde olduğu ilk mahkeme kararına istinaden ilamlı icraya devam edilemeyeceği gerekçesiyle şikayetin kabulü ile icranın geri bırakmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Takip dayanağı ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 01.03.2010 tarih ve 2004/124 Esas, 2010/58 Karar sayılı ilamında "Davalılar ..., ..., ..., ... aleyhine açılan davanın reddine, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... mirasçıları dahili davalılar ... (...), ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 5.115.305,02 TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline" karar verilmiştir. Tarafların temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2010/19718 Esas ve 2012/17811 K. sayılı bozma ilamında davalıların temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarında davalılar ..., ..., ..., ...’in de meydana gelen zarardan sorumlu tutulmaları gerekirken, yazılı şekilde bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirdiği belirtilerek, alacaklı vekilinin temyiz talebi sonucunda yanlız davalılar ..., ..., ..., ... aleyhine ilam bozulmuştur. Şikayetçi borçluların da arasında bulunduğu diğer davalılar yönünden ilam kesinleşmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/5 E. 2015/522 K. sayılı 17.09.2015 tarihli ilamında "Davacı tarafından davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ölü ... mirasçıları ... ve ... hakkında verilen mahkememizin önceki kararı kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacının davalılar ..., ..., ... ve ... hakkındaki davasının kısmen kabulü ile, 5.115.305,02 TL"nin (kendi aralarında ve hakkındaki ESAS NO : 2018/3147
karar kesinleşen davalılar ile tahsilde tekerrür olmamak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine", karar verilmiştir. Sonuç olarak takip dayanağı ilamda şikayetçi davacılarında arasında bulunduğu birkısım davalılar yönünden 5.115.305,02 TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, ilişkin karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2010/19718 Esas ve 2012/17811 K. sayılı ilamı ile kesinleşmiştir.
6100 sayılı HMK"nun 30. maddesinde; “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” şeklinde usul ekonomisi ilkesi getirilmiştir
6100 sayılı HMK"nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken HUMK"nun 443/4. (HMK. 367/1 m.) maddesi gereğince, taşınmaza ve buna ilişkin ayni haklara, aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar kesinleşmedikçe takibe konu edilemez.
Takibe dayanak olan ilam şikayetçi borçluların da aralarında bulunduğu bir kısım davalılar yönünden kesinleşmiş ise de, ayrıca sözkonusu ilam infazı için kesinleşmesi gereken ilamlardan olmadığı da anlaşıldığından mahkemece takip dayanağı ilamın bozulması sebebiyle yok hükmünde olması gerekçe gösterilerek icranın geri bırakılmasına karar verilmesi isabetsizdir. Bu nedenle mahkemece şikayetçi borçuların dava dilekçesinde ileri sürdüğü vefat eden babaları ..."nun terekesinin mirasının açıldığı tarihte borca batık olması ve bu nedenle TMK"nun 605/2. maddesi uyarınca mirasın hükmen reddolunmuş sayılması gerektiği, pasif husumet ehliyeti bulunmadığından icra emrinin şahısları yönünden iptaline/icranın geri bırakılmasına ilişkin taleplerinin değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK"nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/07/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.