12. Hukuk Dairesi 2018/2020 E. , 2018/7299 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların, o dava yönünden, hukuk düzenince, hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay"ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Bütün mahkemelerin ve her türlü kararların gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa"nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK"nun 27 ve 297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 28.04.2010 gün ve 2010/11-195 E., 238 K. sayılı usulden bozmayı kapsayan ilamının gerekçesinde de vurgulandığı üzere; "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir."
Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan "Gerekçenin, ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği, yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir" şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.
Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hakimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.
Alacaklı tarafın, .../... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/12/2008 tarih ve 2008/180 E. - 2008/450 K. sayılı ilamına istinaden başlattığı takipte, borçlunun icra
mahkemesine başvurusunda, birikmiş nafaka ve faize yönelik olarak borçlu olmadığını ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece, kararın gerekçe bölümünde, ... 1. İcra Müdürlüğü"nün 2008/1056 Esas sayılı takip dosyası ile bilirkişi raporu bir arada değerlendirilmeye tutularak; davayı açan ve nafaka alacağının fazla hesaplandığını iddia eden icra dosyası borçlusu olduğuna göre, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada birikmiş nafaka alacağı daha yüksek belirlense dahi borçlunun aleyhine bir durum oluşturulamayacağından bahisle ve alacaklı tarafın da açtığı bir karşılık dava bulunmadığından birikmiş nafaka alacağı icra dosyasında hesaplanan 18.285.00-TL olarak kabul edilip bu miktar üzerinden yapılan hesaplamaya itibar edildiğini ve ödemeler bu miktar üzerinden düşülmek suretiyle yapılan hesaplama uyarınca birikmiş nafaka bedeli 6.775,59 TL olarak tespit edildiğini, birikmiş nafaka alacağına işleyen faiz yönünden ise icra dosyasında hesaplanan faiz miktarından daha yüksek bir faiz hesaplaması ortaya çıktığından bu yönüyle talebin reddedilmesi ve buna göre yargılama giderlerinin paylaştırılması ve alacaklı vekili lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu husus gerekçeli kararın yazımı sırasında tespit edilmiş olmakla kısa kararda hüküm altına alınmadığından ve kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulamayacağından bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadığından bahsetmiş ve hüküm kısmında ise yukarıda gerekçe kısmında tartıştığı açıklamaların hiçbirine yer vermeyerek “Şikayetin kabulü ile icra emrindeki birikmiş nafaka bedelinin 6.775,59TL olarak belirlenmesine, İcra emrindeki sair kalemlerin aynı şekilde korunmak suretiyle takibin bu şekilde devam ettirilmesine” demek suretiyle faize yönelik duruma hiç değinilmediği gibi alacaklı tarafın da lehine olabilecek durumları (vekalet ücreti ve yargılama gideri bakımından) gözardı etmesine yol açmıştır.
Buna göre, mahkemece, kararın gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında uyumsuzluk olacak şekilde sonuca gidilmesi isabetsiz olup, anılan çelişkinin giderilerek hüküm tesisi için mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK"nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca re"sen (BOZULMASINA), bozma nedenine göre alacaklının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.07.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.