
Esas No: 2022/824
Karar No: 2022/1562
Karar Tarihi: 10.03.2022
Danıştay 8. Daire 2022/824 Esas 2022/1562 Karar Sayılı İlamı
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/824 E. , 2022/1562 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/824
Karar No : 2022/1562
DAVACI : Av. …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : …
Kurumu - …
DAVANIN KONUSU : Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın; 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ ile değişik "Ek 2:Sürekli Sakatlık Tazminatı Hesaplaması" başlıklı kısmının 4, 5. ve 8. maddesi ile "Ek 3:Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması" başlıklı kısmının 4. ve 5. maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından; tazminat hesaplamalarında esas alınan %1,65 iskonto oranının hangi sebebe dayandığının belirsiz olduğu ve belirlenen bu oranın kamu yararına aykırı şekilde trafik kazası mağdurları aleyhine olduğu, Genel Şartlar çerçevesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz oranı esas alınarak yapılan hesaplama sonucu bulunan düşük tazminat miktarının zararı ve sigorta şirketinin sorumluluğunu hukuka ve hakkaniyete aykırı şekilde azalttığı, böyle bir durumun Türk Borçlar Kanunu'nun gerçek zararın tazminine yönelik hükümlerine ve Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/1. maddesine aykırı olduğu, Yargıtay'ın da teknik faiz uygulanmaması gerektiği yönünde emsal kararları bulunduğu, sözleşmenin halihazırda güçlü tarafı olan sigorta şirketleri lehine yapılan dava konusu değişikliğin amaç yönünden hukuka aykırı olduğu; Tebliğin Ek 2 ve Ek 3 kısmının 5. maddesinde mağdurların pasif dönem başlangış yaşının 65 yaş olarak belirlenmesinin ve mağdurlar arasında varsayıma dayalı olarak aktif/pasif dönem ayrımlarının farklı şekilde tespit edilmesinin Anayasal bir norm olan eşitlik ilkesine aykırı olduğu; Tebliğin Ek 2 kısmının 8. maddesinde hesaplamaya esas alınacak maluliyet oranının tespiti için kullanılacak yönetmeliğin mağdurların hak ettikleri tazminatı alamamasına ve gerçek zararının karşılanmamasına sebep olacağı ileri sürülmüştür.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dava dilekçesi ve ekleri 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde; idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırı oldukları iddiasıyla iptali için dava açılabileceği; 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde dilekçelerin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde ise; 14. maddenin 3. fıkrasının (c) bendine aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği düzenlemelerine yer verilmiştir.
İdare hukukunun yerleşik içtihatları gereği; idarî işlemlerin, bu idarî işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurabilenler tarafından, iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur.
Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan subjektif ehliyet koşulu olan “menfaat ihlali” kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı mercilerince belirlenmekte; davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır.
Dava dilekçesinin incelenmesinden, "Davacı: Av. Ayşegül Bingül" ibaresinin yer aldığı dilekçenin "Dava açmaktaki menfaat ve ehliyet" başlıklı bölümünde, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlığın mahiyeti" başlıklı 1. maddesinde yer alan "Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder." hükmü ile "Avukatlığın amacı" başlıklı 2. maddesinde yer alan "Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder." hükmü uyarınca davacının mesleğinin mahiyeti ve amacı gereği açıkça hukuka aykırı ve trafik kazası mağdurlarının aleyhine olan yönetmelik hükümlerinin iptal edilmesi amacıyla açtığı davada hukuki menfaatinin adaletin ve eşitliğin sağlanması olduğu, dava konusu düzenlemelerin toplumun genelinin menfaatini ihlal ettiği gibi avukatları ve avukatlık mesleğini ve meslek örgütü olan Türkiye Barolar Birliği'nin menfaatini de ihlal ettiği belirtilerek dava açma ehliyetinin bulunduğu ileri sürülmektedir.
Yukarıda aktarılan kanun hükümlerinin ve dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; dava konusu Tebliğ hükümlerinin, davacının hak ve menfaatlerini doğrudan etkilemediği gibi, avukatlık mesleğine yönelik herhangi bir düzenleme de getirmediği; öte yandan, salt avukat olmanın dava konusu işlemle maddi ve hukuki bağı sağlaması konusunda tek başına yeterli olmadığı, kaldı ki davacı tarafından menfaat ihlali bakımından dava dilekçesinde başkaca bir sebep de ileri sürülmediği görülmekte olup, bu haliyle davacının, dava konusu düzenlemenin iptalini istemekte meşru, güncel ve kişisel menfaati bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, davanın ehliyet yönünden reddi gerekmektedir.
Nitekim, 20/03/2020 gün ve 31074 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar'ın kısmen iptali istemiyle Dairemizin E:2020/3022 sayılı dosyasında Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuran vekili sıfatıyla başvurular yaptığını belirten ve dava konusu değişikliklerinin bu başvuruların yasal dayanağını oluşturduğunu ve tüm müvekkillerini dolayısıyla şahsını hak kaybına uğratacağını ileri süren davacı avukat tarafından açılan davada Dairemizce verilen 21/04/2020 tarih ve K:2020/2036 sayılı davanın ehliyet yönünden reddine yönelik kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 01/03/2021 tarih ve K:2021/375 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği görülmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14/3-c ve 15/1-b maddeleri uyarınca DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... -TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 10/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.