16. Hukuk Dairesi 2017/1615 E. , 2019/7518 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen 19.11.2019 gün ve saatte temyiz eden taraftan gelen olmadı. Aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Avukat... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında, ... Köyü çalışma alanında bulunan 366 parsel sayılı 54.800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına; 381 parsel sayılı 15.100,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle eşit paylarla ... ve ... adına; 383 parsel sayılı 39.300,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiş; 385 parsel sayılı 329.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mera vasfıyla sınırlandırılmış ve 479 parsel sayılı 81.300,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise tapu kaydı uyarınca Hazine adına tespit edilmiştir. Yine, ... Köyü çalışma alanında bulunan 1284 parsel sayılı 59.200,00 metrekare ve 1286 parsel sayılı 26.300,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar mera vasfıyla sınırlandırılmış; 1289 parsel sayılı 38.350,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kim tarafından kullanıldığı bilinmediğinden bahisle Hazine adına tarla vasfıyla tespit edilmiş ve 1294 parsel sayılı 47.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise pay tapu kayıtları nedeniyle, ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davacı ... tarafından, davalılar ... ve müşterekleri aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan, tapu kaydının hudutlarının ve miktarının tashihine ilişkin dava, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Davacı Hazine tarafından, 366 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle açılan dava da, Kadastro Mahkemesindeki dava dosyası ile birleştirilmiştir. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, 366 parsel sayılı taşınmaz yönünden Mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, diğer parseller yönünden davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava konusu 366 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, dava konusu taşınmaza ilişkin olarak Hazine tarafından, dava konusu taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle açılan davanın Kadastro Mahkemesinin 1991/66 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılaması sırasında, dosyanın eldeki dava dosyası ile birleştirilmesinden önce, taşınmazın tespitinin kesinleştiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir. 1972 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, dava konusu 366 parsel sayılı 54.800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... oğlu ... adına tespit edilmiş, ... tarafından Tapulama Komisyonuna yapılan itirazdan bilahare feragat edilmesi üzerine, taşınmazın kadastro tespiti kesinleştirilmiş ve taşınmaz tapuya 22.10.1975 tarihinde tescil edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın çayırdan sürülüp genişletildiğini ileri sürerek, 09.12.1976 tarihinde tapu iptali ve tescil istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmış, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1976/933 Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın aynı zamanda, eldeki dava dosyası olan Kadastro Mahkemesinin 1972/19 Esas sayılı dava dosyasında da dava konusu olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin Kadastro Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir. Görevsizlik kararı sonrası, dosyanın gönderildiği Kadastro Mahkemesinde 1991/66 Esas sayısını alan dava dosyasında yapılan yargılama sonunda, dosyanın eldeki dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Eldeki dava dosyası, davacı ... tarafından, davalılar ... ve müşterekleri aleyhine, tapu kaydının hudutlarının ve miktarının tashihine yönelik olarak 19.06.1961 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın, Kadastro Mahkemesine devriyle oluşmuştur. Kadastro tespiti sırasında her ne kadar taşınmazın malik hanesi doldurulmuş ise de; taşınmaz, genel mahkemeden Kadastro Mahkemesine aktarılan davaya konu olması nedeniyle malik hanesi hukuken boş olup, malik hanesinin sehven doldurulması hukukça değer taşımadığı gibi, dosya kapsamından, 366 parsel sayılı taşınmazın, aktarılan davanın konusu olduğu anlaşıldığına ve aktarılan dava 1961 yılında açıldığına göre, taşınmazın tespitinin kesinleştiğinden de söz edilemez. Dolayısıyla, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30. maddesi gereğince, taşınmazın vasfının ve malikinin Kadastro Mahkemesince re’sen belirlenmesi gerekir. Hal böyle olunca somut olayda, Kadastro Mahkemesi görevli olduğundan, mahkemece işin esası hakkında yargılama yapılıp hüküm verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz olup, davacı ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
2- Dava konusu 381, 383, 385, 479, 1284, 1286, 1289 ve 1294 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davacı tarafın dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazları kapsamadığının, kaldı ki söz konusu tapu kaydının taşınmazlara ait olduğu kabul edilse dahi, davacının dayandığı tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı parsellerde, tapu kaydında bulunan payı miktarınca taşınmazın, davacı adına tescil edildiğinin anlaşılmasına göre, davacı ... mirasçıları vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, kadastro tespiti sırasında her ne kadar dava konusu taşınmazların malik haneleri doldurulmuş ise de, taşınmazlar, genel mahkemeden Kadastro Mahkemesine aktarılan davaya konu olmaları nedeniyle malik haneleri hukuken boş olup, malik hanelerinin sehven doldurulmaları hukukça değer taşımamaktadır. Bu bakımdan mahkeme tarafından, malik haneleri sehven doldurulan tutanakların geçerli sayılması ve taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmesi isabetsizdir.
Hal böyle olunca; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30. maddesi gereğince, Kadastro Mahkemesince re’sen hareket edilmek suretiyle, öncelikle genel mahkemedeki davanın açıldığı 1961 yılından 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik çift hava fotoğrafları dosya arasına alınmalı ve bundan sonra jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ile 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulunun katılımıyla mahallinde keşif yapılarak, taşınmazların önceki ve şimdiki nitelikleri, mera, yaylak veya kışlak vasfında veya bu yerlerin devamı niteliğinde olup olmadıkları, taşınmazların ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadıkları da araştırılmak suretiyle taşınmazların ayrı ayrı vasıfları ve malikleri belirlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.11.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.