1. Hukuk Dairesi 2018/3457 E. , 2019/4966 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmiş, anılan kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, ...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince başvurunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Davacı, davalı ..."ı, dava dışı arkadaşı ..."ın borcuna karşılık teminat amaçlı olarak Bakırköy 38. Noterliğinde düzenlenen 26.05.2014 tarihli vekaletnamesi ile vekil tayin ettiğini, ancak anılan davalının vekalet görevini kötüye kullanarak el ve işbirliği içinde hareket ettiği eşi olan diğer davalı ..."ye maliki olduğu 1902 ada 17 sayılı parseldeki dava konusu 10 nolu bağımsız bölümü satış suretiyle devrettiğini, satış bedelinin de ödenmediğini ileri sürerek tapu iptali ve tescile, olmazsa bedele karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının dava konusu vekaletnameyi iradi olarak verdiğini, vekalet görevinin kötüye kullanılmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının kanıtlandığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmiş, anılan kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, ...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince başvuru esastan reddedilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ..."in ... 38. Noterliğinin 26.05.2014 tarih ve 15309 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile 20.06.2013 tarihinde dava dışı ..."tan temellük ettiği 1902 ada 17 sayılı parseldeki çekişme konusu 10 nolu bağımsız bölümün satış yetkisini de içerir şekilde davalı ..."ı vekil tayin ettiği, adı geçen vekilin de dava konusu bağımsız bölümü 03.06.2014 tarihinde satış suretiyle davalı eşi ...ye devrettiği, davacının davalı vekil ..."ı 29.09.2014 tarihinde azlettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, Borçlar Kanununun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsuründan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) sadakt ve özen borcu, vekilin vekil edene karış en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekalet borcunun bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hallerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
Vekaletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK"nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK"de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK7de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumlulu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK"nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilimiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
Somut olaya gelince, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı davalardaki iddianın tanıkla kanıtlanacağında kuşku yoktur.
Eldeki davada dinlenen davacı tanığı, iddiayı kanıtlar nitelikte beyanda bulunmamış, buna karşılık ortak tanık ... ile davalı tanıkları davacının dava dışı ..."a, adı geçenin de davalı ..."a borçlu olduğunu, dava konusu bağımsız bölümün borca karşılık dava dışı ..."e temlik edilmek istendiğini, ..."in taşınmazı üzerine almadan borcunu ödemek maksadıyla davalı ..."ı vekil tayin ettirdiği, ..."ın da dava konusu taşınmazı diğer davalı eşi ..."ye satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı davalarda akitte gösterilen bedel ile saptanan gerçek değer arasında fahiş fark bulunması vekalet görevinin kötüye kullanılmasına karinedir. Ne var ki, eldeki davada taşınmazın borç karşılığı temlik edildiği anlaşıldığından tespit edilen değer farkına itibar edilmemesi gerektiği açıktır.
Toplanan tüm delillerden davalı ..."ın vekalet görevini kötüye kullanmadığı, taşınmazın borca karşılık temlik edildiği sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Davalıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Büyükçekmece 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.