8. Hukuk Dairesi 2014/25937 E. , 2015/1492 K.
"İçtihat Metni"Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde mal rejiminden kaynaklanan alacak
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde mal rejiminden kaynaklanan alacak davasının reddine dair . Asliye Hukuk Mahkemesi"nden verilen 25.10.2011 gün ve 163/456 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava ve 30.10.2007 tarihli ıslah dilekçesinde; davacı ile davalı Bedriye"nin ilk evliliklerinin boşanma ile sona erdiğini, ikinci kez evlenen tarafların evlilik birliği içinde Almanya"da işçi olarak çalışıp kazandıkları birikimlerle davalı ... kayıtlı taşınmazı satın aldıklarını, davalı ..."nin davacının bilgisi ve rızası dışında aile konutu niteliğindeki taşınmazı bitişik komşusu olan diğer davalı ..."e muvazaalı olarak devrettiğini açıklayarak TMK"nun 194. maddesi gereği dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00-TL katkı tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; evin alımında davacının hiçbir katkısı olmadığını, ev alındığında tarafların boşanmalarının üzerinden iki sene geçtiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davacı ve davalı ..."nin 1985 yılında boşanmalarından sonra 1986 yılında edinildiğini, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davalı ..."in dava konusu taşınmazı malik olmak amacıyla ve gerçek olarak satın aldığını, tapuda taşınmazın aile konutu olduğu yolunda hiçbir şerh bulunmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı ... 21.10.1957 tarihinde evlenmişler, 29.08.1984 tarihinde açılan boşanma davası sonunda 13.10.1986 tarihinde kesinleşen hükümle boşanmışlardır. Daha sonra taraflar 22.10.1997 tarihinde yeniden evlenmişler ve bu kez 23.10.2001 tarihinde açılan boşanma davası sonunda 06.03.2006 tarihinde kesinleşen hükümle tekrar boşanmışlardır. Dosya içerisindeki tapu kaydına göre dava konusu taşınmaz davalı Bedriye tarafından 05.05.1986 tarihinde edinilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetizlik bulunmadığına, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği gibi dava konusu taşınmazın aile konutu olduğu ispatlanamadığına, evlilik birliği boşanma nedeniyle sona erdiğine, tasfiyeye konu 136 ada 116 parseldeki 1 nolu bağımsız bölümün de eşler arasında görülen ve mal rejiminin sona ermesine neden olan 29.08.1984 boşanma dava tarihinden sonra, ikinci evlenme tarihinden önce edinildiğine, bu sebeple mal rejiminin tasfiyesine dahil edilmesi gereken malvarlığı olmadığına, bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen dosya kapsamına uymayan yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru değildir. Ancak hüküm redde ilişkin olup red kararı sonucu itibariyle doğru bulunduğundan davacı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru görülen yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA, taraflarca HUMK"nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK"nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 9,30 TL"nin temyiz eden davacıdan alınmasına 23.01.2015 tarihinde gerekçe yönünden oyçokluğu, sonuç yönünden oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Davaya konu edilen ve aile konutu olduğu iddia edilen taşınmaz davalı kadın eş tarafından 05.05.1986 tarihinde tapu sicilinde yapılan işlemle satış suretiyle edinilmiştir. Edinme tarihinde taraflar arasındaki boşanma davası henüz görülmektedir ve boşanma kararı 13.10.1986 tarihinde kesinleşmiştir. Taraflar 22.10.1997 tarihinde yeniden evlenmişler ve daha sonra tekrar boşanmışlardır. İlk boşanma tarihinde 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi geçerli olup; bu Kanun"da 4721 sayılı 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu"nun 225/2. maddesindeki gibi, "evliliğin boşanma sebebiyle sona erdirilmesi halinde mal rejiminin boşanma dava tarihinden geçerli olarak sona ereceği" şeklinde bir hüküm mevcut değildi. Bu nedenle, 743 sayılı Yasa döneminde yapılan evliliklerde yasal mal ayrılığı rejiminin evliliğin sona erdiği (boşanma halinde boşanma hükmünün kesinleştiği tarihte) tarih itibariyle son bulacağı sonucuna ulaşılması gerekir. Bunun sonucu olarak, dava konusu taşınmazın ilk evliliğin devamı içinde alındığı kabul edilmelidir. Bu davanın açıldığı, sırada evlilik sona erdiğinden TMK"nun 194. maddesindeki "aile konut koruması" dava mevcut değildir. Bu nedenle Mahkemece tapu iptal/tescil talebine değer verilmemiş olması isabetlidir.
Diğer yönden; katkı payı davasının (10) yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı da sabittir. Ne var ki; davalı gösterdiği delillerle davalının taşınmazı edinmesine somut/aktif katkıda bulunduğunu da kanıtlayamamıştır. Bu sebeplerle mahkemenin davacının bedel/katkı payı talebini de reddetmesi isabetli olmuştur. Değerli çoğunluğun onama sonucuna katılmakla birlikte onama gerekçesinin açıkladığım yönde olması gerektiğini düşünüyorum. 23.01.2015