10. Hukuk Dairesi 2010/12358 E. , 2012/3177 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, yersiz ödendiği iddia edilen ölüm aylığı nedeniyle oluşan Kurum zararının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmü, taraflar avukatlarının temyiz etmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre, taraflar vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE;
15.05.1993 tarihinde 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli aylığı bağlanan davalının, murisi babası üzerinden 01.08.1985 tarihinden itibaren bağlanan 506 sayılı Kanun kapsamındaki ölüm aylığı 23.10.1993 tarihinden itibaren iptal edilerek 23.11.2003 tarihine kadar yapılan ödemelerin geri istendiği, mahkemenin zamanaşımını 5 yıl olarak kabul eden bilirkişi raporunu dayanak alarak davanın kısmen kabulüne karar verdiği anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasanın 68/I-C-a maddesi aylık bağlanma koşulları yönünden "evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan, .... tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocuklarına” aylık bağlanması olanağı öngörürken; aynı maddenin (VI) numaralı bendi, kız çocuklarına bağlanan aylığın kesilme nedeni olarak “çalışma ve evlenme” halini kabul etmekteyken; 4958 sayılı Yasanın 06.08.2003 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 35. maddesiyle, söz konusu (VI) numaralı bende “buralardan gelir veya aylık almaya” ibaresi eklenerek böylelikle “... aylık veya gelir almaya başlama” olgusu, hak sahibi kız çocuklarına bağlanan aylığın kesilme nedeni olarak benimsenmiştir. Değişiklik 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin önceki yasa ile oluşan kazanılmış hakları ortadan kaldıramayacağı olgusu gözetildiğinde, bağlanan ölüm aylığının 06.08.2003 öncesi döneme ilişkin ödemelerinin bu nedenle istirdadı yoluna gidilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir.
506 sayılı Yasaya 02.07.2005 tarih, 5386 sayılı Yasanın 2.maddesiyle eklenen Geçici 91. madde ise “06.08.2003 tarihinden önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıklar; bunların evlenmeleri, ....tabi çalışmaları veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları halleri hariç olmak üzere geri alınmaz.” Hükmünü getirmiştir. Bu düzenleme de 506 sayılı Yasanın 68/VI maddesinin ... sayılı Yasa ile değiştirilen haline göre farklı düzenleme getirerek “kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları” halini aylık kesme nedeni olarak öngörmüş; Geçici 91. maddenin altı ve yedinci fıkrasında ise; “Bu maddenin birinci ve ikinci fıkrası gereğince, aylık veya gelirleri ödenmeye devam olunacak kız çocuklarının aylık veya gelirlerinin ödenmesine devam olunması için sahip olmaları gereken şartları, ilk kez veya yeniden 06.08.2003 tarihinden sonra haiz olan kız çocukları da aynı esas ve usûllerle aylık veya gelir hakkından yararlandırılır.” kuralı yer almaktadır.
Davalının Emekli Sandığı’ndan aldığı iddia edilen maaşın niteliği ve 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı bağlanmasına hak kazanıp kazanmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu nedenle; .... davalıya bağlanan aylığa ilişkin tahsis dosyasının ve ölüm aylığı dosyasının tümünün onaylı suretleri celbedilerek, aldığı iddia edilen gelir veya aylığın kendi çalışmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, hangi tarihler arasında çalıştığı ve aylık aldığı hususları ve başından ölüm aylığı bağlanmasına hak kazanıp kazanmadığı tespit edilmelidir.
Öte yandan; 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 96. maddesindeki, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” düzenlemesi üzerinde durulması gerekir.
5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi ile 506 sayılı Kanun’da yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetle veya kötü niyetle gerçekleşmesine bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa, geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. Burada belirtilmelidir ki, bu hüküm bir zamanaşımı hükmü olmayıp, yersiz ödeme nedeniyle Kurum zararının tahsili davaları BK. 125. maddede belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. 5510 sayılı Kanun’un geçici maddelerinde de, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kuralda yer almamaktadır.
Kurumun istirdadını isteyeceği yersiz ödemenin kapsamını belirlemedeki irade serbestisi de, 5510 sayı Kanun’un 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda uygulanması gereğini doğurduğuna ilişkin hukuksal gerçeklik, bozma üzerine yürütülecek yargılama sürecinde, göz önünde bulundurulmalıdır.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, tarafların avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 27.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.