Abaküs Yazılım
1. Ceza Dairesi
Esas No: 2016/5743
Karar No: 2018/1738
Karar Tarihi: 11.04.2018

Kasten öldürmek - kasten yaralamak - görevi yaptırmamak için direnmek - Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2016/5743 Esas 2018/1738 Karar Sayılı İlamı

1. Ceza Dairesi         2016/5743 E.  ,  2018/1738 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
    KATILANLAR : ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...
    SUÇ : Kasten öldürmek, kasten yaralamak, görevi yaptırmamak için direnmek
    HÜKÜM : Cümle sanıklar için ayrı ayrı;
    TCK"nun 27/2, CMK"nun 223/4. maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığnıa, CMK"nun 223/2-a maddesi uyarınca beraat.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Katılanlar ..., ..., ..., ... ve ..."nin sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında ..."a yönelik kasten yaralama ve ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçlarından doğrudan zarar görmeleri söz konusu olmadığı ve bu suçlardan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkileri bulunmadığı cihetle, vekillerinin bu hükümlere yönelik temyiz itirazlarının CMUK"nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmiştir.
    Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair hükme yönelik katılanlar vekilinin temyizinin incelenmesinde;
    Öncelikle yaşama hakkı ve yaşama hakkı ihlalinin “kanunun emrini yerine getirme” sebebiyle hukuka uygun sayılabileceği hallere ilişkin olarak ülkemizde yürürlükte bulunan hukuki düzenlemenin irdelenmesi gerekmektedir.

    Ülkemizin de taraf olduğu ve Anayasanın 90. maddesi uyarınca iç hukukun bir parçası haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Haklar ve Özgürlükler” başlıklı bölümünde yer alan 2. maddesinde “yaşama hakkı” düzenlenmiş, aynı maddenin “b” bendinde “usulüne uygun olarak yakalamak veya usulüne uygun olarak tutuklu bulunan bir kişinin kaçmasını önlemek için kuvvete başvurulmasının kesin zorunluluk haline gelmesi sonucunda ölüm meydana gelmişse yaşama hakkının ihlal edilmiş sayılamayacağı belirlenmiştir.
    Anayasanın 17. maddesi 1. fıkrasında “herkesin yaşama hakkına” sahip olduğu belirtilmiş, aynı maddenin 4. fıkrasında “meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.” denilmek suretiyle birinci fıkradaki hakkın istisnalarını düzenlemiştir.
    5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24/1. maddesinde "kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmeyeceği" belirtilmiştir.
    2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununun 16. maddesinde, ”polisin, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkili olduğu, zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabileceği, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunacağı, meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında, bedenî kuvvet ve maddî güç kullanarak etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde, hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde, silah kullanmaya yetkili olduğu, silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde "dur" çağrısında bulunacağı, kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebileceği, buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebileceği, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebileceği” düzenlenmiştir.
    2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 11. maddesinde, "Jandarmanın, kendisine verilen görevlerin ifası sırasında hizmet özelliğine uygun ve görevin gereği olarak kanunlarda öngörülen silah kullanma yetkisine sahip olduğu", Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin 39. maddesinde "jandarmanın, nefsini müdafaa etmek için, başkasının ırz ve canına vuku bulan ve başka suretle men"i mümkün olmayan bir saldırıyı savmak için, ağır cezayı gerektiren bir suçtan sanık olarak yakalanıp nezaret altında bulunan veya herhangi bir suçtan hükümlü veya tutuklu olup da tutulması veya nakil ve sevki jandarmaya verilmiş olunan kişilerin kaçmaları veya bu maksatla jandarmaya saldırıları halinde yapılacak "dur" ihtarına itaat edilmemiş ve kaçmaya ve saldırıya engel olmak için başka çare bulunmamışsa, korumakla memur oldukları yer, tesis ve diğer yapılar ile karakol ve silah deposu gibi yerlere, elindeki silaha veya kendisine teslim edilmiş kişilere karşı vuku bulacak saldırıyı başka türlü savuşturma imkanı olmamışsa, ağır cezayı gerektiren ve meşhut cürüm halinde bulunan suçlarda suçlunun veya infaz kurumu ve tutukevinden kaçan hükümlü veya tutuklunun saklı olduğu yerin aranması sırasında, o yerden şüpheli bir şahıs çıkarak kaçtığı ve dur emrine kulak asmadığı görülerek, başka türlü ele geçirilmesi mümkün olmazsa, görevi sırasında jandarmaya tecavüze veya karşı koymaya elverişli silahların ve aletlerin teslimi emredildiği halde, emrin derhal yerine getirilmeyerek karşı gelinmesi veya teslim edilmiş silah ve aletlerin zorla tekrar alınmasına kalkışılmışsa, jandarmanın görevini yapmasına yalnız veya toplu olarak fiili mukavemette bulunulmuş veya fiili saldırı ile karşı gelinmişse, devlet nüfuz ve icraatına silahlı olarak karşı gelinmişse, ülke içinde rastlanan kaçakçılar "dur" emrini dinlemez ve havaya ateş açılarak yapılan uyarıya da aldırmaz ise kaçakçıları ele geçirmek için, ceza infaz kurumlarıyla tutukevlerinden kaçma girişiminde bulunan, tutuklu ve hükümlüler tekrarlanan "dur" emrine itaat etmeyerek girişimlerini sürdürürlerse kaçmalarını önlemek için; topluca fiili saldırıya kalkışırlarsa, saldırılarını savuşturup ele geçirmek için, ceza infaz kurumları ile tutukevlerinde, iç yönetimce bastırılmayan isyan, kargaşa, direnme ve kavga çıkması durumunda; cezaevi müdürü ile gardiyanların başvurusu üzerine kuruma girilmesi halinde, (a) ve (b) bentlerinde (nefsini müdafaa etmek için, başkasının ırz ve canına vuku bulan ve başka suretle men"i mümkün olmayan bir saldırıyı savmak için) gösterilen silah kullanma yetkileri çerçevesinde, silah kullanmaya yetkili olduğu" belirtilmiştir.
    15.09.1971 tarihinde yürürlüğe giren 1481 sayılı Asayişe Müessir Bazı Fiillerin Önlenmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde ” polis ve jandarmanın, diğer kanun ve tüzüklerde yazılı yetkileri saklı kalmak üzere, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 16. maddesinde yazılı hallerde, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis veya ağır hapis cezasını gerektiren suçlardan bir veya birkaçını işlemekten sanık veya hükümlü olup da haklarında tevkif veya yakalama müzekkeresi çıkarılan ve silahlı dolaşarak emniyet ve asayişi tek başına veya toplu olarak fiilen tehdit ve ihlal ettikleri anlaşılanlardan, teslim olmaları için İçişleri Bakanlığınca tesbit edilen tarihte başlamak üzere 10 günden az ve 30 günden çok olmamak şartiyle verilecek mühlet ile ad, san ve eylemleri de belirtilerek sanık veya hükümlünün dolaştığı bölgelerde mutat vasıtalarla ve uygun görülen yayın organlariyle radyo ve televizyonla da ilan edilenlerin belirtilen süre sonuna kadar adli makamlara, zabıtaya veya herhangi bir resmi mercie teslim olmamaları hallerinde de silah kullanmaya yetkili oldukları”, 2. maddesinde ise “birinci maddenin (B) bendinde sayılan hallerde (ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis veya ağır hapis cezasını gerektiren suçlardan bir veya birkaçını işlemekten sanık veya hükümlü olup da haklarında tevkif veya yakalama müzekkeresi çıkarılan ve silahlı dolaşarak emniyet ve asayişi tek başına veya toplu olarak fiilen tehdit ve ihlal ettikleri anlaşılanlardan, teslim olmaları için İçişleri Bakanlığınca tesbit edilen tarihte başlamak üzere 10 günden az ve 30 günden çok olmamak şartiyle verilecek mühlet ile ad, san ve eylemleri de belirtilerek sanık veya hükümlünün dolaştığı bölgelerde mutat vasıtalarla ve uygun görülen yayın organlariyle radyo ve televizyonla da ilan edilenlerin belirtilen süre sonuna kadar adli makamlara, zabıtaya veya herhangi bir resmi mercie teslim olmamaları hallerinde) sanık veya hükümlünün teslim olması için yapılan (teslim ol) ihtarından sonra, polis veya jandarmaya karşı silah kullanmaya filhal teşebbüs etmeleri halinde ise ihtara lüzum olmaksızın silah kullanılacağı” düzenlenmiştir.
    Bu durumda;
    Hukuka uygunluk nedenlerinden olan “kanunun emrini yerine getirme”yi düzenleyen 5237 sayılı TCK"nun 24/1. maddesi uyarınca, sanığın eyleminin ne olduğu belirlendikten sonra, bu eylemin belirtilen mevzuat kapsamında degerlendirilip değerlendirilemeyeceği de belirlenmeli ve eylemin bu düzenlemelerden birinin kapsamına girmesi halinde hukuka uygunluk nedeninin varlığı kabul edilmelidir.
    Somut olayda;
    Olay tarihinde Yüksekova İlçe Emniyet Müdürlüğünün yapmış olduğu istihbari çalışmalar neticesinde Değerli köyünde uyuşturucu madde imal edildiğinin haber alındığı, Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheli şahısların anılan köyde bulunan evlerinde arama yapılması emri verildiği, köyün güvenlik açısından risk oluşturabilecek bir yer olması nedeniyle adli kolluk tarafından Yüksekova 1. Dağ Komando Tabur Komutanlığından takviye birlik talep edildiği, kolluğun yeteri kadar askeri kuvvetle olay yeri olan Değerli köyüne ulaştığı, jandarma ve polisin köy içerisine giriş yaptığı, askerlerin ise emniyet tedbiri almak amacıyla görev yerlerine intikal ettiği sırada köyün kuzeyinde bulunan dere yatağından silah sesleri duyulması üzerine askerlerin hakim tepelere doğru çıkmaya başladıkları, askerlerin bulunduğu yerden 3 kişinin dere yatağından yukarıya doğru kaçtığının görüldüğü, bu kişilerden birisinin tepenin üst noktasında olduğu ve diğer iki kişinin bu kişiye doğru koştuğunun, tepenin üst noktasında olan kişinin askerlere ateş ettiğinin görüldüğü, tepeye doğru tırmanmaya çalışan iki kişiden birisinin ayrılarak kuzey istikametine doğru kaçması üzerine emniyeti almakla görevlendirilen 2. Komando kolunun kaçan şahsın istikametine gitmesi hususunda yönlendirildiği, 1. Komando kolunun bulunduğu mevkiin karşı istikametinde kaçan şahsın dönerek askerlere ateş etmesi üzerine askerler tarafından durması hususunda uyarıldığı, şahsın dur ihtarına ateşle karşılık vermeye devam etmesi nedeniyle yeniden dur ikazında bulunalarak havaya uyarı atışının yapıldığı, şahsın yeniden ateşle karşılık vermesine mukabil askerlerin de ateşle karşılık verildiği, çıkan çatışmada tepeye doğru kaçan şahsın düştüğü, daha sonra şahsın yanına gidildiğinde şahsın yerde yüzüstü yattığının ve öldüğünün görüldüğü, güvenli bir şekilde şahsın ters çevrilmesinden sonra yapılan kontrolde şahsın altında 1 adet 7.65 mm çapında B4443378W seri nolu Pietro marka tabanca olduğunun anlaşıldığı, tabancanın yapılan kontrolünde üst kapak takımının içerisinde mermi kalmaması nedeniyle takılı kaldığının tespit edildiği, olay yerinde ele geçirilen boş kovanların, maktülden ele geçirilen tabanca ile atıldığının yapılan kriminal inceleme sonucunda tespit edildiği, maktülden alınan svaplarda atış artığına rastlandığı, ölen şahsın teşekkül halinde uyuşturucu madde imal etme suçundan gıyabi tutuklama emri ile aranan maktül ... olduğu ve maddi olayın bu şekilde gerçekleştiği anlaşılmakla,
    Sanıklar hakkında yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve TCK’nun 24. ve CMK"nun 223/3-b maddelerinin tatbiki suretiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde "meşru savunmayı, korku, telaş ve heyecan saiki ile mazur görülebilecek bir nedenle aştıkları anlaşılmakla TCK"nun 27/2. maddesi yollaması ile CMK"nun 223/4. maddesi uyarınca" ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
    Bozmayı gerektirmiş olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin CMUK"nun 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, 11/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.














    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi