Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/7719
Karar No: 2019/5476
Karar Tarihi: 24.10.2019

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/7719 Esas 2019/5476 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Dava, Almanya'da yaşayan davacının kötüye kullanım sebebiyle tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı, oğluna satış yetkisini içeren vekaletname verdiği davalı tarafın kötüye kullanarak payını başka bir davalıya temlik ettiğini iddia etmiştir. Mahkeme, davalıların davacıyı zararlandırma kastı ile hareket ettiğini tespit etmiş ve davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak davacının hükümden sonra öldüğü, mirasçılarının vekalet vermesi gerektiği ve tanık deliline başvuru yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Davalının temyiz itirazları kabul edilerek, karar bozulmuştur.
TBK'nın 506. maddesi vekilin borcunu bizzat ifa etmekle yükümlü olduğunu belirtirken, sadakat ve özen borcuyla görevlendiğini vurgular. 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesi kötü niyetli olanlar ile işbirliği yapanların sözleşme yapması halinde dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini ifade ederken, 3. maddesi iyi niyetli olanların vekil ile yaptığı sözleşmenin geçerli olduğunu belirtir.
1. Hukuk Dairesi         2016/7719 E.  ,  2019/5476 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL


    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı ... vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 24.10.2019 Perşembe günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile temyiz edilen dahili davacılar vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

    -KARAR-

    Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Davacı, Almanya"da yaşadığını, davalılardan oğlu olan Ramazan"ın, taşınmazların elektrik, su doğalgaz ve diğer tüm işlemlerini takip edebilmesi amacıyla vekâletname göndermesini istediğini, oğluna güvenerek satış yetkisini de içerir biçimde davalı ..."ı vekil tayin ettiğini, davalı ..."ın vekâlet görevini kötüye kullanarak maliki olduğu 3451 parsel sayılı taşınmazdaki 60/350 payını diğer davalı ve aynı zamanda binayı inşa eden müteahhit olan ..."e temlik ettiğini, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini ileri sürerek, tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuştur.
    Davalı ..., davaya konu taşınmazdaki payı bedelini ödemek suretiyle satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Diğer davalı ..., davaya cevap vermediği gibi duruşmaları da takip etmemiştir.
    Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece; "… mahkemece yapılan keşif neticesinde dava konusu taşınmazdaki 60/350 payın arsa değerinin 108.000,00 TL, yapı değerinin ise 133.064,33 TL olup toplam dava değerinin 241,769,19 TL olduğunun tespit edildiği, 09.05.2013 tarihli celsede davacı vekiline eksik harcın ikmal edilmesi için 2 haftalık kesin süre verildiği ve eksik harcın yatırılmadığı anlaşılmaktadır. … öncelikle eksik harcın tamamlattırılması konusunda davacıya yöntemine uygun önel verilmesi, harcın tamamlanmaması halinde dosyanın işlemden kaldırılması, tamamlanması halinde ise yargılamaya devam edilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir." gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davalı ... tarafından satış bedelinin ödendiğinin kayda dayalı olarak kanıtlanamadığı, davalıların el ve işbirliği içerisinde davacıyı zararlandırma kastı ile hareket ettikleri, iddiaların ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Davacı ...’un, Köln Başkonsolosluğu’nun 17.06.2011 tarih ve 6053 yevmiye no’lu vekaletnamesi ile davalı oğlu ...’u vekil tayin ettiğini, dava konusu 3451 parsel sayılı taşınmazın 60/350 payı ... adına kayıtlı iken, Mustafa’ya vekaleten Ramazan’ın anılan payın tamamını 132.000,00 TL bedelle diğer davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiği kayden sabittir.
    Borçlar Kanununun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
    6098 s. Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
    Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
    Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK"nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK"de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK"de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
    Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
    Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK"nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
    Somut olaya gelince; 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi ile 6100 sayılı HMK’nın 190. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Davacı taraf tanık deliline dayanmasına rağmen, mahkemece tanık isimlerini bildirmesi için davacı tarafa usulüne uygun süre verilmemiştir.
    Öte yandan, davacı ...’un hükümden sonra 22.01.2018 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak dava dışı ... ve ... ile davalı ...’u bıraktığı, ... ve ...’nın davacı vekiline vekaletname vermek suretiyle davaya onay verdikleri, tapu kayıt maliki ...’ün mirasçı olmadığı anlaşılmıştır.
    Hal böyle olunca, davacı ...’un hükümden sonra öldüğü hususunun taraf teşkili yönünden değerlendirilmesi, akabinde davacı tarafa tanıklarını bildirmesi için usulüne uygun süre verilmesi, bildirilmesi halinde tanıkların dinlenmesi ve toplanan diğer deliller ile birlikte yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
    Davalı ..."ün yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı ... vekili için 2.037.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


















    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi