Abaküs Yazılım
23. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/9017
Karar No: 2020/660
Karar Tarihi: 04.02.2020

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2016/9017 Esas 2020/660 Karar Sayılı İlamı

23. Hukuk Dairesi         2016/9017 E.  ,  2020/660 K.

    "İçtihat Metni"


    MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi


    Taraflar arasındaki tapu ipali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne yönelik verilen hükmün birleşen davada davalı vekilince duruşmalı, asıl davada davalılar ...Konut Yapı Kooperatifi ile ... vekili ve ... vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde asıl ve birleşen davada davalı asil ... ve vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davacı vekili Avukat ... gelmiş, tebligata rağmen başka gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
    - KARAR -
    Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin, aynı zamanda babası olan davalı ...’den kooperatif hissesini devralmış olmasına rağmen, adı geçen davalının muvazaalı olarak söz konusu hisseyi önce eşine, daha sonra da diğer davalı ...’ya devrettiğini, başka bir mahkemede açtıkları dava sonucunda müvekkilinin kooperatif üyesi olduğunun tespitine karar verildiği, ancak bu üyeliğe tahsis edilen konutun tapusunun bu esnada 3. kişiye devredildiğini ileri sürerek, müvekkilinin kooperatif üyeliğinin tespitiyle, üyeliği karşılığı tahsis edilmesi gereken konutun adına tescilini, bu talebin kabul edilmemesi halinde, taşınmazın dava tarihindeki rayiç pisaya değerinin (şimdilik 50.000,00 TL) faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini; birleşen davada ise kooperatif hissesine karşılık gelen B blok 8 nolu dairenin tapuda son olarak davalı ... Şanlısoy’a devredildiğini ileri sürerek, adı geçen adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
    Asıl davada davalı ...Konut Yapı Kooperatifi, ... ve ... vekili, daha önce açılan üyeliğin tespiti davasında aynı hususların tartışıldığını, o davanın eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil ettiğini, muvazaalı bir devir bulunmadığını, davacıya verilecek konut kalmadığını, öte yandan, salt üyeliğin devralınmasının konut verilmesi için yeterli olmadığını, üyelik aidatlarının da ödenmesi gerektiğini savunarak, asıl davanın reddini istemiştir.
    Birleşen davada davalı ... ...vekili, müvekkilinin tapu siciline güvenerek iyiniyetle mülkiyet iktisap ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, daha önce açılan davada, sadece davacının üyeliğinin tespitine karar verilmiş olup tapu iptal ve tescil, olmassa bedel istemleri yönünden her hangi bir hüküm verilmediğinden, anılan davanın eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı, davacının kooperaitf üyesi olduğu, üyeliğine karşılık tahsis edilen konutun 3. kişilere devrinin geçerli olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile dava konusu bağımsız bölümün davacı adına tesciline karar verilmiştir.
    Kararı, asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
    1) Birleşen davada davalı ... vekilinin temyiz tirazları yönünden yapılan incelemede;
    Bilindiği üzere; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla Medeni Kanun"un 2. maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988. ve 989., tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir. Öte yandan bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarakta tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen bu ilke Türk Medeni Kanunun"un 1023. maddesinde aynen “tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde yer almış, tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024’de “bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde vurgulanmıştır.
    Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim bu görüşten hareketle "kötü niyet iddiasının def"i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (resen) nazara alınacağı ilkeleri 08.11.1991 tarihli 1990/4 E.-1991/3 K. sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir.
    Somut olayda, davacı 14.12.1999 tarihinde, babası davalı ..."den devir yoluyla davalı kooperatife üye olmuş, aynı tarihte 1.000,00 TL aidat ödemesi yapmıştır. Davalı ... aynı hisseyi 15.07.2003 tarihinde eşi dava dışı ..."ye, 01.12.2003 tarihinde de ..."den aldığı vekaletname ile bu kez diğer bir davalı ..."ya devretmiştir. Davalı ... 07.01.2004 tarihinde kooperatif üyeliğine kabul edilmiş, 26.07.2004 tarihinde ferdileşme yoluyla dava konusu bağımsız bölüm adına tescil edilmiştir. Davalı ... adına tescilli bu bağımsız bölümü 26.12.2005 tarihinde tapuda satış yoluyla birleşen davada davalı ..."a devretmiştir.
    Mahkemenin, yolsuz tescil halinde tapu devralan kişinin iyi niyetli olup olmadığının önemi olmadığı yönündeki gerekçesinde isabet bulunmayıp, yolsuz tescili bildiği ya da bilmesi gereken üçüncü kişi olduğu iddia ve ispat olunamayan, başka bir deyişle kötüniyetli olduğu ispat edilemeyen üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu kabul edilir ve bu durumda kazanımının korunması gerekir. Davalı ..."un dava konusu bağımsız bölümü bankadan konut kredisi kullanarak satın aldığı, satın aldığı tarih itibariyle taşınmazın tapu kaydında kısıtlayıcı bir şerh bulunmadığı, birleşen dava tarihi itibariyle on yıldan fazla süredir bu konutta oturduğu sabit olup, adı geçen davalının bağımsız bölümü tapuda devralırken kötüniyetli olduğuna dair dosya kapsamında herhangi bir iddiada bulunulmamış, bu hususta herhangi bir delil sunulmamıştır. Bu durumda, adı geçen davalının iyiniyetli olduğu kabul edilerek, aleyhinde açılan birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekir.
    Öte yandan, birleşen davada, dava konusu taşınmazın yargılama sırasında tespit edilen gerçek değeri üzerinden gerekli harç ikmal olunmadan, yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması da isabetsiz olmuştur.
    Bu durumda, mahkemece, kooperatif üyesi olduğu daha önceki kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla tespit edilen davacının, asıl davadaki talepleri incelenip, davalı kooperatife yaptığı ödemeleri dikkate alınarak, Dairemizin yerleşik uygulamalarında belirtilen esaslara göre (Dairemizin emsal 09.05.2019 tarihli ve 2016/3349 E. 2019/1880 K. sayılı ilamı) konut karşılığı tazminat alacağı hesap edilerek, asıl davada hüküm altına alınması gerekirken, kötüniyetli olduğu ispat edilemeyen davalı ... aleyhine açılan birleşen davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, birleşen davada verilen hükmün bu nedenle adı geçen davalı yararına bozulması gerekirmiştir.
    2) Bozma nedenine göre, asıl davada davalılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
    SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, birleşen davada davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, bozma nedenine göre asıl davada davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan peşin alınan harçların istek halinde iadelerine, 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan birleşen davada davalı ..."a ödenmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.02.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.





















    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi