14. Hukuk Dairesi 2018/5248 E. , 2019/5970 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 17/02/2011 ve 27/12/2012 günlerinde verilen dilekçelerle komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23/11/2017 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava ve birleştirilen dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davalının yapmış olduğu hafriyat çalışması nedeniyle müvekkillerinin maliki oldukları 35 ada 38 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan dükkanın zarar gördüğünü ileri sürerek, 10.000,00 TL maddi tazminata ve murislerinden kalan taşınmazın uğradığı hasar sonucu duyulan üzüntü ve elem nedeniyle her bir davacı için 5.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini istemiştir.
Birleştirilen dava davacısı, davalının yapmış olduğu hafriyat çalışması nedeniyle paydaşı olduğu 35 ada 38 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan dükkanın zarar gördüğünü ileri sürerek, 1.298,28 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının imara aykırı olduğunu, davacıların kişilik hakları ve vücut bütünlüğünün zarar görmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl ve birleştirilen davada maddi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulüne, manevi tazminat talebi yönünden reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 05.02.2014 tarih ve 2013/14345 Esas 2014/880 Karar sayılı ilamı ile ‘’tazminata konu yıkılan binanın basit bir yapı olmasına rağmen bilirkişi raporunda inşaata başlama ve tamirat süresi olan 18 aylık kira gelirinden mahrum kalınacağının belirlendiği, davalı vekilinin bu rapora yönelik itirazları değerlendirilmediği, davalı vekilinin itirazları karşılanacak şekilde yeni bir bilirkişi raporu alınarak davacının kira mahrumiyetine ilişkin talebinin değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle’’ bozulmasına karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine, Dairemizin 29.05.2014 tarih 2014/6716-7120 E-K sayılı ilamı ile ‘’bozma ilamında davacının manevi tazminata ilişkin temyiz itirazları değerlendirilmediğinden bu hususta yapılan temyiz itirazlarının reddine, hükmün bu husus ilave edilmek sureti ile bozulmasına’’ karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilamına uyularak sadece kira geliri yönünden tazminat isteminin kabulüne, bozma kapsamı dışında kalan sair hususlarda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 15.02.2017 tarih 2016/8577 – 2017/1047 E-K sayılı ilamı ile ‘’Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerektiği gerekçesiyle’’ bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda mahkemece, asıl davanın ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin esastan reddine, maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü; davacılar vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
Usuli kazanılmış hak, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri yararına, diğerinin ise aleyhine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hak olarak tanımlanır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda düzenlenmiş olmamakla birlikte uygulama ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarıyla (4.2.1959 günlü ve 13/5 sayılı İ.B.K, 9.5.1960 günlü ve 21/9 sayılı İ.B.K.) yargılama hukukundaki yerini almıştır.
Yargıtay bozma ilamına uyulmakla hüküm yararına bozulan kişi açısından da usuli kazanılmış hak doğar.
Hükmün hangi hususları kapsayacağı 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Ayrıca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir.
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir.
Somut olaya gelince; mahkemece, Dairemizin 05.02.2014 tarihli bozma ilamına uyularak, 26.11.2015 tarihli kararında mahrum kalınan kira gelirine ilişkin Dairemiz bozma ilamı doğrultusunda inşaat bilirkişisinden 13.04.2015 tarihinde ek rapor alınmış ve bu rapor doğrultusunda hüküm kurulmuş olmasına rağmen, mahkemenin temyiz incelemesine konu 23.11.2017 tarihli kararında bozma nedeni ile ortadan kalkan 07.03.2013 tarihli mahkeme kararındaki hükmün mahrum kalınan kira alacağına ilişkin (B) bendinde bulunan fıkra aynen yazılmak sureti ile usuli kazanılmış hakkı ortadan kaldıracak şekilde hüküm kurulmuştur.
Bunun yanında; Dairemizin 05.02.2014 tarihli bozma ilamında bozma nedeni yapılmayan binanın eski hale getirme bedeline ilişkin ‘’2.065,64TL’nin 25.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...’e verilmesine ‘’ şeklindeki 07.03.2013 tarihli kararın hüküm sonucunun (A-b) bendinin temyiz incelemesine konu 23.11.2017 tarihli kararda hüküm altına alınmadığından, bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerektiğine dair Dairemizin 15.02.2017 tarihli bozma ilamının gerekleri de tam olarak yerine getirilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/09/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.