(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/4721 E. , 2012/400 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, emekli olarak işten ayrılmayı düşünürken işverence oyuna getirilerek iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine karar verilmesi, buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, şirketin işyerinde bir duyuru yaparak küçülmek istediğini, istekli olanların kıdem ve ihbar tazminatları ve tüm işçilik alacakları ödenerek öncelikli olarak işten çıkarılacağının duyurulduğunu, davacının başvuruda bulunduğu, davacı işçinin bu şekilde yapılan ikale sözleşmesi ile işten ayrıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece işçinin bozma sözleşmesi yapma konusundaki icap veya kabulde bulunmasının ardından işveren feshi haline özgü iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak istemesi ve en çok bir ay içinde işe iade davası açmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki iş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği uyuşmazlık konusudur.
İkale, sözleşmenin, tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olduğundan tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Bu bağlamda ikale icabı işverenden gelmişse yasal tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaat (makul yarar) sağlanmalıdır. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda, davalı işveren tarafından alınan işletmesel kararla küçülmeye gidildiği, işyerinde duyuru yapılarak , istekli olanların kıdem ve ihbar tazminatları ve tüm işçilik alacakları ödenerek öncelikli olarak işten çıkarılacağının duyurulduğu, davacının da aralarında bulunduğu çok sayıda işçinin istekli olmaları sonucunda taraflar arasında yapılan anlaşmayla kıdem, ihbar tazminatları ödenmek suretiyle iş sözleşmelerine son verildiği
anlaşılmaktadır. Davacının kıdem-ihbar tazminatı ödeme makbuzunun altına el yazısıyla “tüm haklarımı alarak kendi isteğimle ayrılıyorum” yazarak imzaladığı, dava dilekçesinde de öncesinde emekli olmayı düşündüğü sırada işverence çıkarıldığını beyan ettiği görülmektedir. Emekli olarak işten ayrılmayı düşünen işçinin sadece kıdem tazminatına hak kazanacağı, ihbar tazminatı talep hakkının doğmayacağı düşünüldüğünde işverenle bu şekilde ikale anlaşması yapmakta makul yararının bulunduğu açıktır. Davacı iradesinin fesada uğratıldığını da usulünce kanıtlayamamıştır. Bu durumda iş sözleşmesinin taraflar arasında yapılan bozma sözleşmesiyle sona erdirildiği açık olduğundan davanın reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun"un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 23/01/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.