(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/4724 E. , 2012/403 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, iş sözleşmesine işverence haklı ve geçerli sebep olmadan son verildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine karar verilmesi, buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, iş yerinde görülen ekonomik krizin etkileri sebebiyle kendi isteğiyle işten ayrılmak isteyenlerin başvurması için duyuru yapıldığını, ücretsiz izine ayrılmak isteyen işçilerin belirlenmesi için bildirim yapıldığını, ücretsiz izin önerisini kabul etmeyen davacının yasal hakları ödenerek iş sözleşmesinin feshedilmesini istediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacının tazminatlarının ödenmeyeceği baskısı altında tazminatlı olarak işten ayrılmak istediğine ilişkin dilekçeyi yazdığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu"nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir nedenle sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması nedeniyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse yasal tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda, davalı işyerinde işletmesel nedenlerle davacının da aralarında bulunduğu bazı işçilere ücretsiz izin verilmesinin kararlaştırıldığı, buna ilişkin 30/09/2009 tarihli bildirimin davacıya tebliğ edildiği, davacının bu bildirimin altına kendi el yazısıyla “Önermekte olduğunuz ücretsiz izin uygulaması süresinin mevcut kişisel ekonomik koşullarım nedeniyle oldukça uzun olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple önermiş olduğunuz ücretsiz izin teklifinizi kabul etmiyorum. Bu sürede gelir kaybına uğrayacağımdan ve başka bir işte çalışma imkanım olmayacağından kıdem ve ihbar tazminatlarım ödenerek iş sözleşmemin feshedilmesine yönelik işlemlerin yapılmasını arz ederim” yazıp imzaladığı, işverence bu beyana dayanılarak kıdem, ihbar tazminatları ödenmek suretiyle iş sözleşmesinin sona erdirildiği anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesinde işverence aynı grupta başka iş verilmeyeceği baskısına maruz bırakıldığını ileri sürdüğü halde yargılamada kıdem ihbar tazminatlarının ödenmeyeceği veya başka yöntemlerle işten ayrılmak zorunda bırakılacağı tehditlerinin yapıldığını savunarak kendi iddialarıyla çelişmiş, iradesinin fesada uğratıldığını da usulünce kanıtlayamamıştır. Kaldı ki davacının işyerinde proje mühendisi olarak çalışan eğitimli ve kariyerli bir çalışan olduğu gözönüne alındığında neye imza attığını bilecek kapasitede olduğu açıktır. Bu durumda iş sözleşmesinin taraflar arasında yapılan bozma sözleşmesiyle sona erdirildiği açık olduğundan davanın reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun"un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 23/01/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.